Avrupa’daki İhtiyaç Sahibi Çocuklar Raporu 2022

Geçmiş

Çocuk yoksulluğunun ve sosyal dışlanmanın her türlüsünün ortadan kaldırılması, çocuk haklarının korunması ve desteklenmesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Eurochild tarafından düzenli olarak toplanan AB çapındaki veriler ve kanıtlar, AB genelinde çocukların yaşadığı yoksulluk deneyimlerinin kapsamını ve doğasını ortaya koymaktadır. 2022 Eurochild Raporu, Avrupa’daki çocukları görünür kılmak için ulusal düzeyde çalışan üyelerimizden toplanan güncel ve ilgili bilgileri içermektedir. Bu rapor, çocukların ihtiyaçları ve bunların Avrupa Dönemi uygulamasında nasıl ele alındığına dair genel bir değerlendirmeye, iyi uygulamara ve işe yarayan çözümlere ve her bir katılımcı ülke için o ülkelere özgü tavsiyelere yer vemektedir.

Çocuk Yoksulluğu

2020’den bu yana Covid-19 salgını mevcut eşitsizlikleri daha da kötü hâle getirmiştir ve artan hayat pahalılığı ile enerji krizleri muhtemelen 2022’de daha fazla çocuğu yoksulluğa sürükleyecektir. Ayrıca, çocuklukta yaşanan yoksulluk, yaşamın ilerleyen dönemlerinde sağlık, eğitim ve istihdam sonuçlarını olumsuz etkilemektedir. Bu, sadece bireyler için değil, bir bütün olarak toplum için de korkunç bir maliyet teşkil etmektedir. Bu raporla Eurochild, sahadaki üyelerimizden iyi örnekleri derlemeyi ve bu kanıtları politika yapıcılarla paylaşarak çocuk yoksulluğuyla başarılı bir şekilde mücadele eden bir gündeme rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.

Güncel Eurostat verilerine göre, çocuk yoksulluğu 2020’den 2021’e kadar %24’ten %24,4’e yükselmiştir. İspanya, Bulgaristan’ı geride bırakarak %33,4 ile AB’de çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu ikinci ülke olmuştur. 2020 ile karşılaştırıldığında 17 ülkede artış, 9 ülkede ise düşüş kaydedilmiştir. Romanya %41,5 ile en yüksek orana sahip ülke olmaya devam etmektedir. Bulgaristan ise %36,2’den %33’e düşerek en önemli düşüşü kaydetmiştir. Bu raporda yer alan bazı ülke profilleri bu trendlere ışık tutacaktır.

Dönem Raporları ve Öneriler

Eurochild, ulus ve Avrupa düzeyindeki gelişmelerin izlenmesinde ve Avrupa genelinde çocukların en acil ihtiyaçlarına sivil toplumun verdiği yanıtların desteklenmesinde önemli bir role sahiptir. Yıllık Avrupa Dönemi döngüsü, geniş makroekonomik ve sosyal politika gündemi içerisinde çocuklara yatırım yapılmasına öncelik verilmesini sağlamak amacıyla AB ve ulus düzeyindeki politika yapıcılara ulaşmak için çok önemli bir fırsattır. Avrupa Dönemi, AB politika koordinasyonunu ve ulusal politika reformlarını yönlendirmektedir. Bu nedenle Dönem sürecine dahil olmak, çocuk yoksulluğu ve sosyal dışlanmaya ulusal düzeyde öncelik verilmesini sağlamak için elzemdir.

Genel olarak, 2022 Avrupa Dönemi Ülke Raporları ve Ülkelere Özel Öneriler, her ülkenin ihtiyaçlarını genel olarak ele almakta ve genel politika yoluyla çocuklara dolaylı yoldan değinmektedir. Birçok ülke raporu, özellikle erken yaşlarda eğitime atıfta bulunmaktadır. Ayrıca, çocuklardan genellikle yoksulluk ve savunmasız haneler bağlamında bahsedilmektedir ancak göçmen kökenli çocuklar ve alternatif bakımdaki çocuklar gibi diğer savunmasız çocuklara nadiren atıfta bulunulmaktadır. Tüm Avrupa Ülke Raporlarının çocukların ihtiyaçlarını ele alması gerekirken, 2022 Ülkelere Özel Öneriler raporlarının yalnızca 9 tanesinin (Avusturya, Çekya, Almanya, Macaristan, İtalya, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovakya) özellikle çocuk bakımı, çocuk yardımları ve eğitim ile ilgili olarak çocuk kelimesini içerdiğini öğrenmek hayal kırıklığı yaratmıştır.

“Ulusal hükümetler yardıma ihtiyacı olan çocukları ve aileleri tespit etmeli ve ihtiyaç duydukları desteği sağlamalıdır. Eurochild üyeleri sayesinde, çocuk yoksulluğuyla mücadele etmek, sosyal dışlanmayı önleyip bununla mücadele etmek, tüm çocukların haklarını korumak ve fırsat eşitliğini teşvik etmek için ulusal öncelikleri ve tavsiyeleri saptadık.” – H.E. Marie-Louise Coleiro Preca, Eurochild Başkanı

Avrupa Çocuk Garantisi ve Ulusal Eylem Planları

14 Haziran 2021 tarihinde Avrupa Konseyi, çocukların erken çocukluk eğitimi ve bakımı, eğitim, sağlık hizmetleri veya sağlıklı beslenme ve yeterli barınma gibi temel hizmetlere erişimini garanti altına alarak yoksulluk ve sosyal dışlanma ile mücadele etmek ve bunları önlemek amacıyla Avrupa Çocuk Garantisi Tavsiye Kararını kabul etmiştir. Avrupa Komisyonu, AB Üye Devletlerine Ulusal Eylem Planları geliştirmeleri çağrısında bulunmuştur.

Bu girişimle AB, çocuklara öncelik verilmesi yönündeki siyasi iradesini ortaya koymakta ve farklı politikalar aracılığıyla çocuk yoksulluğuyla çok yönlü olarak mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizmektedir.

Avrupa Komisyonu; Üye Devletleri, 2030 yılına kadar olan dönemi kapsayan Çocuk Garantisi Ulusal Eylem Planları (UEP) geliştirmeleri ve uygulamaları konusunda kuvvetle teşvik etmektedir. Ulusal Eylem Planları her ülkenin kendine özgü gerçeklerine göre uyarlanmalı, çocukların özel ihtiyaçlarına cevap vermeli ve sivil toplum ve çocukların kendileriyle yakın iş birliği içinde olmalıdır. Yoksulluğun ve sosyal dışlanmanın nedenlerine odaklanan ve nesiller arası yoksulluk döngüsünü kıran bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır.

Bir Çocuk Garantisi Ulusal Eylem Planının geliştirilmesi ve uygulanması ulusal bağlama göre farklılık gösterebilir. Bu rapor hazırlandığı sırada, 12 AB Üye Devletinin halen Ulusal Eylem Planlarını sunmaları gerekmekteydi ve halihazırda yayınlanmış olanların içeriği bir ülkeden diğerine oldukça farklılık göstermekteydi. Bu rapora katkıda bulunan Eurochild üyelerinin çoğu, Çocuk Garantisi Ulusal Koordinatörleri tarafından düzenlenen istişarelere katılmıştır ancak bazı durumlarda üyeler istişareyi bir kutucuk doldurma alıştırması olarak tanımlamıştır. Sıkı teslim tarihleri, yetersiz şeffaflık ve çoğu durumda girdi sağlamaya davet edilen kuruluşların düşük temsili ve yetkililerden geri bildirim alınmaması, istişarenin daha zayıf düzeyde kalmasına neden olmuştur. Çocukların katılımı söz konusu olduğunda, sadece birkaç üye ciddi bir çocuk katılımı olduğunu teyit etmiştir.

2022 Eurochild Raporu, bu AB girişiminin 21 Avrupa Birliği ülkesindeki sivil toplum örgütleri tarafından ulusal düzeyde nasıl karşılandığına dair bilgiler sunmaktadır.

AB Finansmanı

AB finansmanı, çocuk yoksulluğuyla mücadelede kapsamlı yatırımlara ulusal düzeyde olanak sağlamaktadır. Çocuklara ve çocuk haklarını destekleyen programlara yatırım için kullanılabilecek ana finansman kaynakları Avrupa Sosyal Fonu+ (ESF+), Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu (ERDF), Avrupa’daki Mülteciler için Uyum Eylemi (CARE), İltica, Göç ve Entegrasyon Fonu (AMIF), Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) ve Komşuluk, Kalkınma ve Uluslararası İşbirliği Aracı’dır (NDICI Global Europe). Bu rapor, Avrupa genelinde çocuklara yatırım yapmak için en çok hangi finansman kaynaklarının kullanıldığını belirlemektedir.

Bu bağlamda en çok kullanılanlardan biri istihdam, eğitim, beceri ve sosyal içerme girişimlerini destekleyen bir finansman aracı olan ESF+’dır. ESF+, 2021-2027 dönemi için yaklaşık 99.3 milyar Avroluk bütçesiyle AB’nin ‘insana yatırım’ için kullandığı ana araç durumundadır. ESF+ harcamalarının Avrupa Dönemi süreci kapsamında sunulan önerilere ve ülke analizlerine yanıt vermesi beklendiğinden, bu rapor ulusal düzeyde finansmana erişilebilirlik konusunda iyi uygulama ve bilgi sağlamayı amaçlamaktadır. Bu programlama döneminde, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocukların oranı 2017-2019 döneminde Birlik ortalamasından yüksek olan Üye Devletler, ESF+ kaynaklarının en az %5’ini çocuk yoksulluğuyla mücadele için hedeflenen eylemlere ve yapısal reformlara tahsis etmelidir[1].

Eurochild 2023 Avrupa Dönemi Eurochild Üyeleri için Öneriler

Belçika          

‘Belçika, çocukların yaşamlarını etkileyecek politika kararlarına etkili bir şekilde katılmalarını sağlamak amacıyla, bir grup temsili çocuğa sistematik olarak danışmak için harekete geçmelidir’

Bulgaristan    

‘Bulgaristan, çocuk koruma sisteminde reform yapmak üzere harekete geçmeli ve risk grupları için ayrı tedbirler içeren parçalı sektörel politikalar yerine çocuğun refahını hedefleyen kapsamlı ve sistematik bir yaklaşım geliştirmelidir’

Hırvatistan    

‘Hırvatistan, çocuk yoksulluğunu ve dışlanmasını önlemek için yerel temelli yeterli hizmet yelpazesini güvence altına alırken, sivil toplum kuruluşlarını ve çocukların görüşlerini AB fonlarının uygulanmasına ve ulusal politikaya dahil etmelidir’

Kıbrıs 

‘Kıbrıs, politika oluşturma sürecine sivil toplum katılımını ilerletmek için harekete geçmeli ve çocukların bu sürecin tüm adımlarına dahil edilmesini sağlamalıdır’

Çekya 

‘Çek hükümeti Çocuk Garantisi Ulusal Eylem Planı’nı derhal kabul etmeli ve uygulamalı, 3-15 yaş arası her öğrenciye eğitim süreçlerinin bir parçası olarak ücretsiz sıcak öğle yemeği sağlamalı ve özellikle savunmasız ve dezavantajlı çocukları hedef alan ve kamusal yaşamın kendilerini etkileyen tüm yönleri hakkında görüşlerini ifade etmelerine olanak tanıyan bir çocuk katılımı modeli izlemelidir’

Estonya          

‘Estonya yatırımları doğrudan çocuklara doğru yönlendirmeli çünkü yeşil veya dijital dönüşümlere yatırım yaparak çocukları unutuyor veya göz ardı ediyoruz’

Finlandiya     

‘Finlandiya, çocukların ve gençlerin ruh sağlığı konusundaki endişe verici sorunu ele almak için derhal harekete geçmeli ve önleyici tedbirlere yatırım yapmalıdır. Hizmetlerin geliştirilmesi ve herkes için ruh sağlığı desteğine erişimin sağlanması elzemdir’

Fransa

‘Fransa, küresel salgının gençler ve çocuklar üzerindeki sonuçlarını dikkate almalıdır. Karantina sırasında bazı çocuklar tehlikeye girmiş ve izole edilmiştir. Bunlar arasında aile içi şiddet, ruh sağlığı sorunları ve sosyal eşitsizliklerde artışa maruz kalanlar da vardır’

Almanya        

‘Almanya; eğitimin, nesiller arası yoksulluk döngüsünü kırmanın temel unsuru olduğunu kabul etmeli ve bu nedenle, okul içinde ve dışında eğitimde başarıyı teşvik eden ve ailelerinin sahip olduğu kaynaklardan bağımsız olarak çocukları destekleyen bir öğrenme ortamı yaratarak eğitimde eşitliği geliştirmek için harekete geçmelidir’

Yunanistan    

‘Yunanistan, küresel COVID-19 krizi ve yaşam maliyetlerindeki artış karşısında özellikle çocukların beslenmesine odaklanarak eşitsizlikleri azaltmayı amaçlayan bir mali politika izlemelidir. Yunanistan, eşitsizlikleri dolaylı vergilendirme (KDV) yoluyla değil, kişisel gelir vergisi gibi doğrudan vergilendirme yoluyla azaltmayı hedeflemelidir. Katma Değer Vergisinin çocuk beslenmesindeki tüm temel ürünlerden hariç tutulması ayrıca tavsiye edilmektedir’

İrlanda

‘İrlanda, ulusal amaç ve hedefleri olan hükümetler arası bir çocuk yoksulluğu stratejisinin uygulanmasını denetleyecek özel ve tam kaynaklara sahip bir Çocuk Yoksulluğu Ofisi kurmak için harekete geçmelidir’

İtalya  

‘İtalya, çocukların mevcut durumunu özellikle eğitim, dijital yoksulluk ve seslerini duyurma hakları konularında iyileştirmek için harekete geçmelidir. Bu talep BM Çocuk Hakları Komitesi tarafından da vurgulanmaktadır (2019)’

Letonya         

‘Letonya, ihtiyaç sahibi çocukların temel hizmetlere erişimini garanti altına alarak yoksulluk ve sosyal dışlanmayı önleyip bunlarla mücadele etmek için harekete geçmelidir’

Malta 

‘Malta erken yaşlardan itibaren çocuk haklarına öncelik vermek için harekete geçmelidir’

Kuzey İrlanda

‘Belfast/Good Friday Anlaşması ve 1998 Kuzey İrlanda Yasası kapsamında yasal bir görev olmasına rağmen, yoksulluk, sosyal dışlanma ve yoksunluk kalıplarıyla mücadele edecek bir Yürütme Stratejisi için yaklaşık 25 yıldır beklemekteyiz. Kuzey İrlanda halkı daha fazla beklemeyi göze alamaz’

Hollanda        

‘Hollanda, özellikle sosyal hakları olmak üzere çocuk haklarını ülke raporlarında yer alan politika çerçevesine entegre etmek için harekete geçmelidir’

Portekiz                     

‘Portekiz, çocuklara özellikle dikkat ederek, herkes için yüksek kaliteli sağlık hizmetlerine zamanında erişimin iyileştirilmesi yoluyla çocuk yoksulluğunun daha da kötüleştirdiği eşitsizlikleri azaltmak için harekete geçmelidir’

Polonya

‘Polonya, çocuklar için koruyucu aile bakımı da dahil olmak üzere bakımın kurumsuzlaştırılması sürecini etkin bir şekilde kolaylaştırmak için harekete geçmeli ve engelli çocukları geride bırakmadan her çocuk için aile temelli bakım seçeneklerinin mevcut olmasını sağlamalıdır’

Romanya       

‘Romanya, kamu önleme ve eşik bekçiliği politikaları, tedbirlerin uygulanması için halka açık finansman kaynakları ve ilgili bir dizi gösterge aracılığıyla çocuk yoksulluğunun azaltılmasına ve aile parçalanmasının önlenmesine katkıda bulunacak tutarlı bir plan oluşturmalıdır’

Slovenya        

‘Slovenya yoksulluğu azaltmak için harekete geçmeli, çocuk doktorları ve ruh sağlığı uzmanlarına erişim de dahil olmak üzere tüm çocuklar için sağlık hizmeti sağlamalıdır’

Slovakya        

‘Slovakya; geçmişlerine, ten renklerine, dinlerine, geldikleri ülkeye ve aile statülerine bakılmaksızın tüm çocukların haklarına saygı gösterilmesini sağlamak için güçlü ve hedefe yönelik adımlar atmalıdır’

İspanya          

‘Pandeminin sonuçlarından en fazla zarar görenler çocuklu ailelerdir. Bu bağlamda İspanya, özellikle en kırılgan gruplara yansıyacak olan yoksulluk ve eşitsizlikteki artışla mücadele etmek için özel politikalar uygulamalıdır’

Politika Önerileri

Eurochild üyeleri, hükümetleri ve karar alıcıları en savunmasız çocukları desteklemeye ve artan eşitsizlikleri önlemeye çağırmaktadır.

Özellikle Roman ve göçmen kökenli çocuklar gibi en hassas durumdaki çocukların, birçok Avrupa ülkesinde temel hizmetlere erişimde zorlandıklarını bildirmektedirler.

Artan enerji maliyetleri ve hayat pahalılığı krizi ışığında Eurochild, karar alıcılara çocukları siyasi gündemin merkezine koymaları çağrısında bulunmaktadır:

Erken çocukluk eğitimi ve bakımına erişimi destekleyin

Küçük çocukların çocuk bakımına katılımının genel olarak yüksek olduğu ülkelerde bile, yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altındaki çocuklar, özellikle de Roman çocuklar ve göçmen kökenli çocuklar arasında bu oran keskin bir şekilde düşmektedir. Bunun çeşitli nedenleri olmakla birlikte, genellikle uygun fiyatlı (veya ücretsiz) kamusal alanların yetersizliği, Eurochild üyelerinin paylaştığı endişeler arasında üst sıralarda yer almaktadır. Ayrıca, Avrupa genelinde yüksek kalitede çocuk bakımının sağlanması için bakım işgücüne daha fazla önem verilmesi gerekmektedir.

Erken çocukluk eğitimi ve bakımı, çocukların sosyal ve bilişsel gelişiminde önemli bir rol oynamakta ve genellikle yaşamın ilerleyen dönemlerinde daha büyük başarılarla bağlantılı olmaktadır. Bu nedenle tüm hükümetleri, bu hizmetin kamu tarafından finanse edilen sunumunu genişleterek ve bakım mesleğini daha cazip hale getirerek bu yatırıma öncelik vermeye davet etmekteyiz.

Savunmasız çocukları koruyun ve destekleyin

Enerji maliyetlerindeki son artış ve bunun sonucunda ortaya çıkan hayat pahalılığı krizi, birçok çocuk ve aileyi daha da yoksulluğa sürüklemektedir. Ayrıca Eurochild üyeleri, Roman ve göçmen kökenli çocuklar gibi hassas durumdaki çocuklar arasında okulu erken terk etme oranlarının daha yüksek olduğunu bildirmektedir.

Ulusal hükümetleri, sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerine ücretsiz ve eşit erişim sağlamak, sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerini genişletmek veya okuldaki çocuklar için ücretsiz yemek programları başlatmak ve sosyal konut girişimlerini ve sosyal koruma tedbirlerini iyileştirmek için bu alandaki yatırımlara öncelik vermeye çağırıyoruz.

Çocuk haklarını çevrimiçi ve çevrimdışı olarak koruyun

Covid-19 pandemisinin öncesinde de -fakat özellikle sonrasında- dijital ortam günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. İnternet, çocukların öğrenmesi, eğlenmesi için harika bir alan olmasına ve akranlarıyla etkileşim kurabilmelerine rağmen bu ortamın çevrimdışı ortamda var olan güvencelerden hâlâ yoksun olduğu inkar edilemez.

Mayıs 2022’de kabul edilen Çocuklar için Daha İyi İnternet (BIK+) stratejisi şüphesiz doğru yönde atılmış bir adımdır ancak dijital ortamda çocuk haklarının çoğu ulusal hükümetin odaklandığı bir alan olmaması endişe vericidir. Bu durum, Çocuk Garantisi Ulusal Eylem Planlarında ve Avrupa Dönemi Ülkeye Özgü Önerilerinde açıkça görülmektedir.

Üyelerimizle birlikte, ulus ve Avrupa düzeyindeki karar vericileri çevrimiçi çocuk haklarının korunmasında liderlik rolü üstlenmeye davet etmekteyiz.

Çocuk Garantisi’nin ulusal düzeyde uygulayın

Avrupa Çocuk Garantisine ilişkin Konsey Tavsiye Kararı, Üye Devletlerden Ulusal Eylem Planlarını (UEP) 15 Mart 2022 tarihine kadar sunmalarını istemiştir. Ancak, bu raporun hazırlandığı sırada birçok Üye Devlet henüz kendi Ulusal Eylem Planlarını sunmamıştı.

Hayat pahalılığı krizi ve Covid-19 sonrasında artan çocuk yoksulluğu nedeniyle, Üye Devletlerin Ulusal Eylem Planlarını bir an önce sunmaları ve bu planların sivil toplum örgütleri ve çocukların masaya getirdikleri uzmanlık, bilgi ve yaşanmış deneyimleri dikkate almaları zorunludur.

Çocukları kendi başlarına değişim aktörleri olarak kabullenin

Avrupa Çocuk Garantisinin başlatılması ve bunun sonucunda Ulusal Eylem Planlarının uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesiyle birlikte Üye Devletlere, çocukların hayatlarını etkileyen kararlara etkili bir şekilde dahil olmaları için eşsiz bir fırsat sunulmaktadır.

Bununla birlikte, çok az Üye Devlet UEP’lerini hazırlamadan önce çocuklarla istişarede bulunmuştur ve çocukların geri bildirimlerinin planlara dahil edilip edilmediği veya bu istişarenin herhangi bir anlama sahip olup olmadığı genellikle açık değildir.

Bu durum hayal kırıklığına yol açsa dahi iyileştirme için fırsat mevcuttur. Eurochild ve üyeleri, ulusal hükümetleri Ulusal Eylem Planlarının uygulanması ve değerlendirilmesine çocukları sürekli olarak dahil etmeye çağırmaktadır.

AB finansmanının önündeki engellerin kaldırın

Eurochild üyelerinin çoğu AB finansman mekanizmalarının ve AB fonlarının kendi ülkelerinde nasıl kullanıldığının farkında olmakla birlikte, Avrupa kaynaklarının küçük ve orta ölçekli kuruluşlar için farklı nedenlerden dolayı erişilemez olduğunu da belirtmektedirler. Buna ek olarak, Avrupa finansman ekosisteminin karmaşıklığı sivil toplum kuruluşları için takip sürecini zorlaştırmaktadır.

Örnek vermek gerekirse, zaman açısından sürdürülebilirliklerinin düşük olması bu projeleri yoksulluk müdahaleleri için daha az uygun hale getirmektedir. Ayrıca, AB tarafından finanse edilen projelere başvurmak, özellikle küçük STK’ler için önemli idari ve hesap verebilirlik yükleri getirmektedir. Dil engelleri de yerel STK’lerin ulusötesi projeler için ortak bulmasını zorlaştırmaktadır ve birçok üye AB tarafından finanse edilen programlama, izleme ve değerlendirmeye ulusal düzeyde paydaş katılımının eksikliğini vurgulamıştır.

Çocuk koruma alanındaki yatırımları sürdürün ve güçlendirin

Son yıllarda, Avrupa genelinde kurumsuzlaştırma sürecini ilerletmek ve bakım altındaki tüm çocukların aile ve toplum temelli bir ortamda yaşamalarını sağlamak için çok ilerleme kaydedilmiştir. Bununla birlikte Covid-19 salgını, kurumlarda yaşayan çocuklar için ruhsal bakım da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine erişimde henüz tam olarak ele alınmamış boşlukları ortaya çıkarmıştır.

Ukrayna’daki savaşın neden olduğu son mülteci krizi, AB genelinde çocuk koruma sistemlerindeki zayıflıkları ve uyum eksikliğini ortaya koymaktadır. Çocuk koruma sistemi reformlarına ve bakımdan ayrılan gençlerin desteklenmesine duyulan ihtiyaç, bu rapor boyunca birçok Eurochild üyesi tarafından vurgulanmıştır. Ayrıca, ulusal hükümetleri ve AB’yi, ailelerin ayrılmasının önlenmesi ve refakatsiz çocukların korunması ve desteklenmesi konularına eşit önem vermeye ısrarla davet etmekteyiz.

 Çocuk haklarını Avrupa Dönem Döngüsünün merkezine yerleştirin

Avrupa Sosyal Haklar Eylem Planını uygulamaya konulmasıyla birlikte Avrupa Dönemi sosyo-ekonomik bir odak kazanmıştır. Çocuk yoksulluğuna ilişkin özel göstergeler içeren Sosyal Skor Tahtası’nın Dönem Döngüsünün merkezi bir unsuru olarak dahil edilmesi çabalarını takdirle karşılamaktayız. Ancak, hak sahibi olarak tanınmaları gereken çocuklardan Ülke Raporlarında ve Ülkeye Özgü Önerilerde nadiren bahsedilmektedir.

Eurochild, Üye Devletlerin daha iyi çocuk koruma standartları için bir araya gelmelerini ve Avrupa genelinde çocukların refahını güvence altına alacak reformları hayata geçirmelerini sağlamak üzere Ülkeye Özgü Önerilere çocuk haklarının anlamlı bir şekilde dahil edilmesi çağrısında bulunmaktadır.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız. 

Bu yazı Ömer Mert Kılıç tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü Gamze Bilir Seyhan tarafından yapılmıştır.

Bu yazı  “(In)visible Children”  başlıklı raporun  3. ve 10. Sayfaları dahil olmak üzere özet haline getirilmiştir. Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.


[1] Bu ülkeler Bulgaristan, Kıbrıs, Yunanistan, İspanya, Hırvatistan, Macaristan, İrlanda, İtalya, Litvanya, Lüksemburg ve Romanya’dır.

KORUMA ALTINDA YETİŞEN ÇOCUKLARDA BAĞLANMA

Bağlanma, bebeklerle bakım verenleri arasında duygusal olarak kurulan olumlu ve olumsuz ilişkiyi ifade eder. Bağlanma davranışları ise bebeğin, anne-babasıyla veya kendisine bakım veren kişi ile iletişimde kullandığı davranışlar olarak değerlendirilmektedir. Yani bağlanma en genel anlamda iki insan arasındaki yakın duygusal ilişki sonucu oluşan bağ olarak tanımlanmaktadır. 

Bağlanma Kuramı çocuk ve birincil bağlanma figürüyle iletişimi odağına almaktadır. Bu kurama göre yeni doğan bebekler, yalnızca onlara bakmaya ve korumaya istekli bir yetişkinin varlığında yaşamlarını sürdürebilirler. Henüz becerilerinin yeterli derecede gelişmemiş olmasına bağlı olarak bebeğin, kendisine bakım veren kişiye bağımlı olduğu görülür, bu bağımlılık sürecinde bakım verenle kurduğu birebir ilişki ise, onun zihinsel ve duygusal gelişimi için son derece önemlidir. Ayrıca çocuğa bakmakla yükümlü kişiler de çocuğun bakımını sadece bir görev olarak algılamazlar, bundan mutluluk ve tatmin de sağlarlar. Çocukla yaşadıkları etkileşimin sonucunda onunla aralarında hissettikleri bağ giderek güçlenir. Bu bağlanmanın oluşması sonucunda bebeklerde emme, uzanma, gülümseme, ağlama vb. davranış özellikleri etkili olur. Çocuk, birincil bağlanma figüründen ayrı kaldığında davranışlarında sapmalar olabilir, anksiyete davranışı sergileyebilir ve bu davranışlar bireyi olumsuz etkileyebilmektedir. Gelişim dönemlerine göre bağlanma stillerinin incelenmesi davranış sapmalarının anlaşılmasını sağlamıştır.

1.Aşama: Ön Bağlanma: İlk iki aylarında bebekler, insanlar ve nesneleri birbirinden ayırmayı öğrenir. 

2.Aşama: Oluşum Halindeki Bağlanma: 2-8 aylık arası bebekler, bakım verenleri ile yabancıları ayırt eder hale gelir. Bakım verene daha olumlu tepkiler verir ve ayrıldıklarında kızarlar.

3.Aşama: Gerçek Bağlanma: 8-18 aylık arası bebekler, bakım verenlerin daha ayrıntılı inceler, tepkilerine daha fazla ilgi gösterir, karşılık verir ve onlara yakın durmaya çalışırlar.Bakım verenlerinin tepkilerine daha fazla ilgi gösterirler. 

4.Aşama: Karşılıklı İlişkiler: 18 aylıktan itibaren çocuklar bakım verenleriyle ilişkilerinde daha hassastırlar. Sevgi, ilgi ve fiziksel temas arayışını ifade ederler.

Bağlanma teorisi John Bowlby ve Mary Ainsworth’un ortak teori çalışmasıdır. İngiliz asıllı bir psikolog olan Bowlby, bu teoriyi üretirken kendi çocukluk döneminden ilham almıştır. Annesi, çocukken fazla ilginin çocukları şımartacağını düşündüğünden dolayı sadece günde 1 saat görmesi, kendisine bakım verenin evden ayrılması ve annesinin ölümünden kalan travmalardan yola çıkarak bu teoriyi üretmiştir. 

Bowlby’e göre ruh sağlığı için önemli olan noktanın anne ve bebeğin aldığı keyiftir. Bebeğe birincil bakım verenin bebeğin sürekli yanında olması, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılaması, çocuğun davranışlarında sapma olmasını ve psikopatolojiye dönüşmesini engellemektedir. 

Bowlby’ın yaptığı araştırmalara göre bakım veren ile çocuk arasında kurulan güvenli bağ sayesinde çocuğun, sevgi ve onaylanma ihtiyacı karşılanır. Bunun yanında bağlanmanın; bakım verenin, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayarak güven duygusunu öğretmesi gibi işlevleri vardır. Çocuk değerli ve önemli olduğu hisseder. Böylece çocuk çevresini tanıyabilecek  ve keşif yapabilecek sonra da güvenli bölgesine yani bakım verenine geri dönebilecektir. 

Bowlby’ye göre bireyin değişkenliği 0-4 yaş arasıdır ve büyüdükçe bireyin değişime direnci artar. Ainsworth ise metodolojisi sayesinde Bowlby’nin teorilerini keşfetmiştir. Bebeğin bağlanma figürünü güvenli bir liman olarak gördüğünü vurgulamıştır.  Bebek için tanıdık olmayan durumlara maruz kalmadan ebeveynleriyle arasında güvenli bir bağlanma oluşması oldukça önemlidir. Tanıdık, güven olmadan yaşamına devam etmek zorunda kalan bireyin ise gelecekteki yaşam partneriyle yaşadığı romantik ilişkileri ve günlük hayattaki ilişkileri olumsuz etkileneceği öngörülmektedir. Ergenlikte bağlanmada ise içsel ve dışsal sorunların ebeveyn-çocuk ilişkisini şekillendirdiği görülür. Bağlanma ergenlerin geçmiş deneyimlerini kapsar, çocukluğundaki deneyimleri ortaya çıkarabilir. Birey bu süreçte bireyselleşir ve kimliğini oluşturur. Yetişkinlikte bağlanmada ise yetişkinlerin ilişkilerinde bebeklik döneminden izler taşıdığı gözlemlenmiştir. Ainsworth, bağlanma davranışı sisteminden gelen sinyalleri uyarlayarak kişilerin güvenli bağlanma stillerini ortaya çıkarmıştır. 

Bağlanma stilleri güvenli bağlanma, güvensiz bağlanma, kaygılı bağlanma ve saplantılı bağlanma olarak dörde ayrılır:                

1.Güvenli Bağlanma: Bu bağlanma stilinde bebeğin bakımı sağlıklı bir şekilde verilmiştir. Duygusal, fiziksel ve her yönden ihtiyaçları karşılanmıştır. Bebek ihmal edilmemiş, yeterince ilgilenilmiş, güçlü bağlar oluşturulmuştur. Yani yeterince sevilmiş, sayılmış ve dengeli davranışlarla büyütülmüştür. Bu şekilde yetişen çocukların iletişim becerileri ve kendini ifade etme kabiliyetleri iyidir. Yetişkin olduklarında rahat ve sağlıklı iletişimler kurabilirler.

2.Kaçıngan Bağlanma: Bu bağlanma stilinde bakım veren kişi, çocuğa karşı mesafeli ve soğuktur. Çocuk ihmal edilmiş, yeterince şefkat, ilgi ve sevgi görememiştir. Bu şekilde yetişen çocuklar, dış dünyayı güvensiz olarak algılar, iletişimden ve bağ kurmaktan kaçınırlar, çoğunlukla içe dönük bir şekilde yaşarlar. Genellikle ilgi veya iletişim gibi beklentileri olmaz ve teması sevmezler. Destek ve yardıma kapalıdırlar,. Yetişkinlik sürecinde bireyselliği tercih ederler. Kendilerinden başka kimseye güvenmez ve başkalarının düşüncelerini önemsemezler. Kısa süreli ilişkiler yaşarlar.

3.Kaygılı Bağlanma: Bu bağlanma stilinde bakım veren, çocuğa karşı yeterince güven, sevgi, ilgi vermemiştir. Belli bir oranda mesafelidir. Bakım veren çocuğun yanından bir süre gidip gelse bile çocukta tekrar gideceğine dair korku ve kaygılar oluşur ve bunlar kolay kolay giderilmez. Çocuk sık sık olumsuz tepkilerle ve eleştirilerle karşılanır. Yeterince güven ortamı sağlanmayan çocuk, kendinden şüphe eder; sürekli huzursuz ve kaygılı olur. Başkalarını kendinden daha üstün, değerli ve yeterli görür. Olumsuz benlik algısına sahiptirler. Sevilmeyip onaylanmayacaklarından korkarlar ve derin bağlar kuramazlar. Terk edilme korkuları vardır ve takıntılı davranışlar gösterme eğilimindedirler.

4.Korkulu Bağlanma: Bu bağlanma stilinde bakım veren, dengesiz ve tutarsız davranışlara sahiptir. Bir ilgilenip bir ilgilenmeyerek çocukta hasarlara ve güven problemine yol açar. Çocuğun duygularıyla oynanarak duygusal sarsılmaya sebep olur. Sağlıklı güven alanı oluşturulamadığı için dünya onlara güvensiz gelir çünkü ne tepkiyle karşılaşacaklarını bilemezler. Bu yüzden bağlanmaktan kaçınırlar. Bakım veren kişiye düşkün olabilirler. Davranışları ve tepkileri belirli değildir, kestirilemez. İlişkilerde aynı anda hem yaklaşıp hem de uzaklaşabilirler. Hem kendilerine hem çevreye güvenmezler.

Peki Bağlanmanın Uzun Vadeli Etkileri Nelerdir?

Bakıcılarıyla erken dönemde güvenli bağlanma geliştiren çocuklar yaşları ilerlediğinde daha yakın arkadaşlıklar kurmuşlardır. Bundan çıkan sonuç güvenmeyi ve olumlu etkileşimde bulunmayı öğrenen çocukların bu becerileri sonraki ilişkilere uygulayabildiğidir.

Bowlby, araştırmaları sonucunda bakım veren ile çocuğun erken yaşta ayrılmasının kişilik problemlerine, zihinsel hastalıkları ve suça sürüklenmeyi artırdığını gözlemlemiştir. Gelişim sürecinde çocuk, aile dinamikleri ne kadar elverişli ya da elverişsiz olursa olsun bakımını yapan kişilere bağlanma ihtiyacı içerisindedir. Kurum bakımında kalan çocuklar ise bu bağlanma ihtiyaçlarını kurumda bakımlarını sağlayan meslek elemanları ile sağladıkları için süreklilik içeren bir ilişki kurmakta zorlanırlar. Kurumlar aile ortamından hem organizasyon hem de katılımcıların rolleri bakımından farklılaşmaktadır. Bir müdür, bir müdür yardımcısı tarafından yönetilen kurumlar, çocukların topluca bir arada yaşamaları için organize edilmiş bir örgüt yapısına sahiptir. Kurum bakımı az sayıda uzman personelin çalıştığı, otoriter bir disiplin ve merkeziyetçi bir yönetim anlayışının olduğu toplu bakım şekli olara karşımıza çıkmaktadır. Yetiştirme yurtlarındaki bakım verenlerin sürekli değişmesi ve çocukların güvenli bir şekilde bağlanabileceği sabit bir kişinin olmaması nedeniyle, çocuklar yakın, sıcak ve süreklilik gösteren, duyarlı bakım veren bir yetişkin ilişkisinden yoksundurlar. Bu durum sonucunda çocuklar hem güvenli bağlanmada ciddi sıkıntılar yaşar hem çocukların ileriki hayatlarında psikolojik ve sosyal olarak birtakım sorunlarla karşı karşıya kalmasına sebep olabilir. 

Sosyal Hizmet disiplininde Bowlby’nin bağlanma kuramı ve geliştirilen bağlanma kuramı kavramları; bireyin gelişiminin ilk aşaması olan bebeklikte birincil bakım veren ve bebek arasındaki ilişkiyi anlamayı ve bireyin ergenlik ve yetişkinlikteki ilişkilerini anlamayı sağlar. Müdahale sürecinde bağlanma stillerini bilmek, birincil bakım veren ve çocuk arasındaki ilişkinin önemini anlamak uzman ve müracaatçı arasında iletişimi sağlar. Bowlby’nin bağlanma kuramı sosyal hizmet uzmanının; bebeklik döneminde birincil bakım veren ile bebeğin arasındaki ilişkinin önemini, çocuk ve birincil bağlanma figürü arasındaki iletişimi, bağlanma stillerini, ergenlikte bağlanmada içsel ve dışsal sorunların ve ebeveyn ilişkilerinin önemini, yetişkinlikte bağlanmada bebeklik dönemindeki yaşantının önemini anlamasını sağlamaya yardımcı olur.

Bağlanma kuramı dikkate alınarak koruma altında yetişen çocuklar alanında çeşitli politikalar geliştirilmelidir. Çocuk bakım kuruluşlarında bakım verenlerin seçilme süreci daha hassas yürütülmelidir. Sadece kağıt üzerinde bir yetkinliğe sahip olan değil çocuk gelişimi ve psikolojisine de hakim bakım personelleri istihdam edilmelidir. Her çocuğun bir aile yanında hayata hazırlanması için öncelikle biyolojik ailenin güçlendirilmesi esas alınarak ebeveyn ve çocuğa yönelik yalnızca ekonomik değil psikososyal güçlendirme çalışmaları bir düzen içinde yürütülmelidir. Biyolojik ailenin güçlendirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda aile temelli bakım modellerinden koruyucu ailelik ve evlat edinme uygulamalarının tüm çocuklar için hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bağlanma kuramı bir çocuğun hayatının her döneminde ilgi, sevgi ve şefkat içeren bir ilişki içinde olma ihtiyacını vurgulamaktadır. Bu nedenle her çocuğun sevgi dolu bir ailede büyüme hakkını savunmak ve aile temelli bakım modellerine yatırım yapmak çocuğun üstün yararı için hayata geçirilmesi gereken en önemli politikalardır. 

Bu yazı Emircan Dündar, Sueda Kara, Elif Melisa Akgün, İlkur Erbulut, Aslıhan Çeri Arıcı, Nagihan Alkan tarafından Hayat Sende Derneği adına derlenmiştir. 

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız

Anahtar kelimeler: aile, çocuk, koruma, korunmaya ihtiyacı olan çocuk, bağlanma, bağlanma kuramı, bowlby, mary ainsworth, yetiştirme yurdu, çocuk yuvası, sevgi evi, koruyucu aile, evlat edinme, gönüllü aile

Evlat Edinilen Çocukların 6 Yaşına Kadar Bilmesi Gereken 6 Şey

Uzun süredir evlat edinme dünyasında olan bireylerin,  yeni  evlat edinen ebeveynler için büyük bir endişe ve belirsizlik noktası oluşturduğunu unutmak kolay. Ne paylaşılmalı, ne zaman paylaşmalı ve çocuklarımızla evlat edinme hakkında ne sıklıkla konuşmamız gerektiği çoğumuz için ikinci planda kalabiliyor. Ancak evlat edinme sürecine yeni başlayanlar için bu konuşmaları başlatabilmek sancılı bir süreç olarak düşünülebilir. 

Yeni evlat edinmiş ailelerin stresini azaltmak için,  “evlat edinilmiş çocukların 6 yaşına kadar bilmesi gerekenler” başlıklı 6 maddelik bir liste hazırladık. Bu çalışma, konuyu basitleştirmek niyetinde olduğumuz anlamına gelmiyor. Aksine, evlat edinme sürecini yönetmeyi uygun hale getirme arayışında olduğumuzu gösteriyor. Eski bir atasözünün tavsiye ettiği gibi “Bir fili nasıl yersin?” sorusuna cevabın “Bir lokmada’’ olması gibi  bizim hedefimiz de, çocuğunuzun 6 yaş gününe kadar üzerinde çalışabileceğiniz 6 basit  “öneri’’ vermektir.

  1. Çocuklar Evlat Edinildikleri Bilmelidir

Eğer konuşma başlatmaya çalışırsanız, çocuklarla birlikte yaşlarına uygun kitaplar okuyarak başlayabilirsiniz. Evlat edinen çeşitli aileler hakkında çeşitli türlerde kitaplar okuyabilir ve konuşmayı yöneten sorular yöneltebilirsiniz. Örneğin; “Consider Making A Lifebook’’ evlat edinilmiş bir çocuk için  hikayesini anlaşılır, basit, yaşına uygun ve görsel kullanarak anlatır.

  1. Evlat Edinme, Ailelerin Büyümesi için Normal Bir Yoldur

Çocuklar, onları evlat edinen aileleri veya biyolojik aileleri tarafından yetiştirilebilirler. Bir aile kurmak için bütün yolların iyi olduğunun çocuğunuza açık ve anlaşılır bir şekilde anlatabilmek  önemli. Evlat edinmenin aile kurmanın normal bir yolu olduğu çocuğa açık ve anlaşılır şekilde anlatılmalı. Çocuklarla bu konuda iletişim kurarken bazen hikayelerden yararlanılabilir. Çocuk kitapları, karışık bir hikayenin ağırlığını üstlenmenin ve onu boz ayı annesine benzemeyen sevimli mi sevimli bir panda gibi tarafsız bir üçüncü tarafın omuzlarına yüklemenin harika bir yoludur.

  1.  Çocuklar, Biyolojik Bir Anne ve Babaya Sahip Olduklarını Bilmelidir

Şeffaf olun ve çocuğa durumun göründüğü gibi karışık olmadığını söyleyebilirsiniz. Her çocuğun,  bir annenin rahminde büyüdüğünü ve biyolojik annesinin var olduğunu çocuğa uygun bir dille anlatabilirsiniz. Bu konuda destek almak istiyorsanız  “CreatingFamily.Org podcast” e  bakabilirsiniz. Bu podcast, her gelişim evresi ve her yaş grubundan çocukla iletişim kurmanın yollarını dinleyicilere açık ve net bir şekilde anlatıyor.

  1. Çocuk, Biyolojik Ebeveynlerinin Onu Evlat Edindirmelerine Sebep Olabilecek Bir Şey Yapmadığını Bilmelidir

Bir çocuğun evlat edindirilmesi, onun iyi ya da kötü bir davranışı yüzünden gerçekleşmez. Ancak çocuklar zor şeyler yaşadıklarında sık sık onları suçlayıcı ve örseleyici mesajları kolayca içselleştirebilirler. Çocuğa, evlat edinmenin yetişkinler tarafından kararlaştırılan, yetişkinlerle ilgili bir durum olduğunu açıklayabilir, çocuğun kafasında soru işaretleri kalmaması için onunla konuşabilirsiniz.

  1. Çocuğunuz, Biyolojik Ebeveynleri Hakkında Saygıyla Konuştuğunuzu ve Onları Önemsediğinizi Bilmelidir

Çocuğunuzun biyolojik ailesine veya onların seçimlerine saygı duymakta güçlük çekseniz bile onlara saygı duyduğunuzu çocuğunuza gösterebilmeniz gerekir. Ve sizin, onlar hakkında iyi bahsettiğinizi duyması önemlidir. Çocuklar, biyolojik ebeveynlerini seçimlerinden ya da çocuğun kendisinden ayırt etmek için eleştirel düşünme becerilerine yeteri kadar sahip değillerdir. Biyolojik ailenin eleştirisini çocuk kendi eleştirisi olarak içselleştirebilir.

  1. Çocuğunuz, Evlat Edinme Hikayelerini Anlamak İçin Zeminin Hazırlandığını Bilmelidir

Çocuğunuza, yetiştiği süre boyunca evlat edinilme hikayesini ve buna dair her konuyu anlamasında yardımcı olmalısınız. 6 yaş altındaki çocuklar, evlat edinme sürecini anlama konusunda güçlük yaşayabilir, bu yüzden çocukla konuşmak için çocuğun hazır olduğunu anlayabilmek önemlidir. Konuşmaya nasıl başlanacağı hakkında kararsız hissetmek normal ve bu düşünce göz korkutucu gelebilir ancak unutulmamalıdır ki çocuk ile konuşmak,  onun ilk yaşam öyküsünün parçalarının oluşması açısından hayatidir. Bu yüzden yetiştiği süre boyunca uygun zaman ve yaş aralığında süreç detaylarını onunla paylaşabilirsiniz.

Fakat çocuğun yetiştiği süre boyunca bilmesi gereken her şeyi anlatmak da riskli olabilir. Bu yüzden neleri anlatıp, anlatmamanız gerektiğine iyi karar vermeniz gerekiyor. Konuşmaya nasıl başlayacağınızdan emin değilseniz CreatingaFamilyEd.org ‘dan evlat edinme hakkında ve çocuklarla konuşma üzerine pek çok kaynak, çevrimiçi kurslar ve arşivlenmiş podcastlere ulaşabilirsiniz.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız

Bu yazı Seda Erdoğan tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

Bu yazı  “6 Things Your Adopted Kids Need to Know by Age 6”  başlıklı yazıdan özet haline getirilmiştir. Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Çocuğunuzla Bağınızı Kuvvetlendirmek İçin 8 Yol

çocuğunuzla bağınızı kuvvetlendirmek için 8 yol

Çocuk ve ebeveyn arasında bir bağ oluşması her zaman kolay ve doğal bir şekilde gerçekleşmeyebilir. Travma, istismar veya ihmal geçmişi olan bir çocuğa ebeveynlik yaparken bu tecrübeler, sizin bağ kurma sürecinizi daha da zorlaştırabilir. Peki çocuğunuzla bağınızı nasıl güçlendirebilir ve daha kuvvetli aile bağlarına sahip olabilirsiniz? 


Bunun için, evlat edinenlere yönelik Dr. Dan Seigel’in 2015’ te CreatingaFamily.org’ta yer alan “Evlat Edinmede Ebeveynlerin Bağlılık Türlerinin Önemi” isimli çevrimiçi seminer arşivlerine bir göz attık. Çocuklarla bağ kurma konusundaki verdiği bilgilerin çoğu kendi kitabında da bulunabilir. (Parenting from the Inside Out: How a Deeper Self-Understanding Can Help You Raise Children Who Thrive (10th Anniversary Edition).)

Çocuğunuzla Bağınızı Kuvvetlendirmek İçin 8 Yol

1. Çocuğumuzla bağ kurmak, bizlerin çocukken kurduğu bağlarımızın şu anki hayatımızı nasıl etkilediğini anlamakla başlar.

Çocuğumuzla etkileşimimiz, onların beyinlerinin gelişme tarzını şekillendirir. Çocuğumuzun iyi bir  bir bağ kurmamızı sağlayacak fırsatları yaratmak için  geçmişte kurduğumuz kendi bağlarımızı i ve hangi alanlarda iyileşmeye ihtiyacımız olabileceğini anlamaya çalışmalıyız. Örneğin, Dr. Seigel’ e göre, bir ebeveynin henüz tamamen yüzleşemediği üzüntüsü ve travmaları çocuğun kuracağı ilişkilerde  korkmasına, karşıdakine düzensiz bağlanmasına ve olumsuz etkileşimler kurmasına sebep olabilir.

Birçok aile bu hassas noktaları keşfetmek için bir danışman veya terapistle konuşmaktadır. Bu noktaları öğrenmeye başlamak için size aşağıdaki iki CreatingaFamily.org kaynağını tavsiye ediyoruz:

2. Çocuğunuzun nasıl olması gerektiği ile ilgili beklentilerinizden kurtulun ve çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin.

Deneyimlerimiz beklentilerimizi şekillendirir. Beklentilerimizi dikkatlice irdeleyip tanımladığımızda ebeveynlik yaptığımız çocuğumuz için gerçekçi olmayan beklentilerimizi yeniden değerlendirebilir veya bu beklentilerden kurtulabiliriz. Karşımızdaki çocuğa tamamen koruyucu bir kabullenme ile ve istekle yaklaştığımızda onun olabileceği en iyi insan olarak büyüyebilmesini ve gelişebilmesini en iyi şekilde sağlayabiliriz.

3. Çocuğunuzun, sizin ve diğerler insanların  neler  hissettiğini bilfiil  tartışarak çocuğunuza duygularını nasıl ifade edebileceğini öğretin. 

Çocuğunuzun duygusal zeka oluşturmasını sağlamak bunaltıcı bir görev olmak zorunda değildir. Birlikte yapılan günlük aktivitelerle, çocuğunuza duygularını tanımlamayı ve sınıflandırmayı erkenden öğretebilirsiniz. Çocuğunuz büyüdükçe onlara aktarabileceğiniz, onlarla tartışabileceğiniz hayat tecrübelerini ve gündelik olayları düşünün.  Örneğin, bebeğinize çocuk kitapları okurken durun ve ana karakterin ne hissettiği ile ilgili yorumlarda bulunun. Çocuğunuz büyüdükçe, beraber kitap okurken veya film izlerken karakterlerin nasıl hissediyor olabileceği hakkında durup beraber tartışma alışkanlığınıza devam edin.

4. Çocuğunuzun o anki davranışını durdurmaya yarayacak herhangi bir şey yapmaktansa, onu o anki davranışa neyin sevk ettiğine odaklanıp uzun vadeli hareket ederek ebeveynlik yapın.

Evet doğru, çocuklar can sıkıcı davranışlara sahip olabiliyor. Ancak çoğu zaman, özellikle de çocuklarımız gençken ve hala dil yeteneklerini geliştirirlerken, davranışları bir amaca hizmet eder. Perspektifinizi değiştirmeye çalışarak davranışların çocuğunuzun ihtiyaçlarının veya  beceri eksikliğinin bir tezahürü  olduğunu düşünün. Bakış açınızda yapacağınız bu değişiklikle çocuğunuzun ihtiyacını karşılamak için harekete geçebilir veya ona henüz tecrübe etmediği bir araç teklif edebilirsiniz.

Örneğin, yüzlerce soruyla taciz edilirken kahvaltı masasında oturup huzur içinde kahvenizi içmeye çalışmanız kuşkusuz çok rahatsız edicidir, değil mi? O hâlde, geveze çocuğunuzun hiç durmadan konuşması hakkındaki rahatsızlığınızı, sizinle neden motor takılmış gibi konuştuğuyla ilgili meraka dönüştürün. Tüm gece boyunca sizden ayrı kaldıktan sonra sizinle yeniden bağ kurmaya çalıştığını mı düşünüyorsunuz?  Eğer öyleyse, bu sorunu  farklı bir şekilde ele alabilirsiniz. Kahvenizden canlandırıcı bir yudum alın ve ona sahip olduğu hayalleri hakkında birkaç soru sorun. Kendi çılgın hayallerinizi paylaşın. Önünüzdeki günün en iyi bölümünün ne olacağını düşündüğünü sorun. Onu kalbinizdeki ve zihninizdeki yeriyle ilgili rahatlatarak güvende hissetme duygusunu kamçılayarak  onunla bağ kurabilirsiniz.

Çocuklarımızın tüm davranışlarını fark etmek çok da kolay değildir. Ancak eğer siz çocuklarınızın ihtiyaçları ve davranışlarına uzun vadeli ebeveynlik yapmayı seçerseniz merak etmek sizin en iyi arkadaşınız olacaktır.

5. Farklılıkları tanıyarak, tartışarak ve kabul ederek ailenizde bir merhamet kültürü oluşturun.

Birçok evlat edinilmiş, koruma altına alınmış veya akrabalık bağına sahip çocuk birden fazla geçerli nedenle içinde yaşadıkları aileden farklı hissediyorlar. Bu farklılıklarla başa çıkma şekliniz çocuğunuzun aile içinde nasıl hissettiği konusunda dünya kadar fark yaratabilir. Çocuğunuzun güven duygusu ve bağlılığı, farklılıkları kabul ve takdir edildiğinde derinleşecektir. Böylesi bir durumda da, merakınız ve çocuğunuzun kendine özgü şeylerine ilişkin açıklığınız onun öz güvenini inşa eder.

Ayrıca, çocuğunuzun mizacı veya yetenekleri ile dış dünyanın beklentileri arasındaki farklılıkları onurlandırma arayışında olun. Böyle yaparak, becerileri ve örneğin akademik beklentiler arasındaki eksikliklerin zorlukları için ona şefkatinizi göstermiş olursunuz. Böylece onunla olan ilişkinizi ve evinizi onun bu farklılıkları nasıl idare edeceğini öğrenmesi ve bu mücadeleyi vermesi için bir güvenli bölge haline getiriyor olacaksınız.

6. Çocuğunuzla ortak  bir tecrübeyi ve her birinizin bu konuda neler hatırladığını tartışın. Burada önemli olan, doğruluktansa duygulara odaklanarak ortak hikayenin anlatılmasıdır.

Duygusal tecrübelerin paylaşımı, aranızda bir bağ kurar. Ailenizle birlikte ilham veren ve neşelendiren bir film izledikten sonra nasıl hissettiğinizi düşünün. Tecrübe ettiğiniz bu duygular hakkında konuştuğunuzda ve hatta birlikte bu duyguları karşılaştırıp kıyasladığınızda bir bağ kuruyor olacaksınız.. Hikayeleri paylaşmak ortak duyguları gün yüzüne çıkarır ve insanların tek bir olayda birçok farklı duyguyu yaşamasını normalleştirir.

7. Tüm aile üyeleriyle birlikte bir aile kitabı oluşturun. Her bir üyenin kendileri hakkında resimler ve sözcüklerle bir hikaye oluşturması için bir bölüm ekleyin. Ayrıca, aile tatilleri, kutlamaları, gelenekleri vs. için de bölümler ekleyin.

Her ailenin kendi aile kitabında bir araya gelme fırsatı  olacaktır ama en önemli bileşen herkesin katkısını içermesi olmalıdır. Aileniz hangi formatı seçerse seçsin, her bir kişi nasıl veya neyin paylaşıldığı ile ilgili bir beklenti olmadan kendi deneyimlerini ve hatıralarını paylaşmalıdır. Daha sonra, kitap tamamlandığında, kitabı gözden geçirmek ve kitap hakkında konuşmak için bir gece ayırın. Bazı bölümlerde  anılara yolculuğun tadını çıkarın. Ve diğer katkıların aydınlattığı acı verici anıları veya zorlukları çözmek için zaman harcayın. Ailenizin her bir üyesi, diğer üyelerin kitaba eklediklerine kendine has tepkiler verecek ve siz zoru iyiyle birlikte kabul ettiğinizde çocuğunuzla aranızdaki güven giderek derinleşecektir.

8. Düzenli aile toplantıları ayarlayın. Aile üyelerinin yaklaşan etkinlikler, son zamanlarda gerçekleşen şeyler, aile programı ve başka ne sizin için önemliyse onunla ilgili his ve düşüncelerini paylaşmalarına izin verin.

Haftalık toplantıların faydalarından biri, birbirinizle tutarlı iletişim alışkanlığı oluşturmanızdır. Hiç kimse halkanın dışında bırakılmış hissetmez ve bu herkesin oraya ait olduğunu söylemenin en somut yoludur. Düzenli toplantılar, görülmek ve duyulmak için herkese uygun bir yer vererek aranızdaki bağı derinleştirilebilir. Tüm aile bireylerinin katılmasını sağlamak ve herkesin bu amaca bağlı hissetmesine yardımcı olmak için aile toplantılarını eğlenceli ve ilgi çekici hale getirin.

Sonuç olarak, aile birliği içindeki takım çalışmasını teşvik eden bu durum, ayrıca çocuğunuza zamanını ve sorumluluklarını işbirliği içinde nasıl yöneteceğini öğretmek için etkili bir araçtır. Bu takım çalışmasının bağlayıcılığı çocuklarımıza güven ve emniyet sağlar.

Adım adım aranızda bir bağ inşa edin!

Özellikle de eğer bu yazıyı çocuğunuzla aranızdaki bağın azaldığını veya yok olduğunu hissettiğiniz zamanlarda okumaya başlamışsanız, bu sekiz ipucu nedeniyle bunalmış hissetmek kaçınılmaz olabilir.. Buna benzeyen başka makalelerde de söylediğimiz gibi, başlamak için bir tane ipucu seçin. Sizin için (Ve eğer partneriniz varsa onun için de.) daha “kolay” veya en erişilebilir olduğunu düşündüğünüz yöntemi seçmeye çalışın. İyice uzmanlaşana kadar bu yöntem üzerinde çalışın ve daha sonra diğer bir yöntemi denerken motivasyonunuzu artırması için bu başarı hissini düşünün

Son olarak, bu ebeveynlik ipuçlarından hiçbirinin “bir kez yapıldı ve bitti” ipuçları olmadığını unutmayın. Bu yüzden, çocuğunuz büyüyüp değişirken bunları en iyi şekilde uygulamak için yeni yollar denemekten çekinmeyin. Tekrar söylüyoruz, ebeveynlik uzun vadeli düşünmeye ihtiyaç duymaktadır.

Bu 8 ipucundan herhangi birini denediniz mi? Hangileri sizin için kolaydı? Daha zordu? Yorumlarda bizimle bunları paylaşın!

Bu yazı “8 Ways to Strengthen Attachment with Your Child” başlıklı yazıdan Türkçeye çevrilmiştir.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Bu yazı Gözde Çağar tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü Mert Akçay tarafından yapılmıştır.

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Anahtar kelimeler: koruyucu aile, evlat edinme, koruma altındaki çocuk, yetiştirme yurdu, çocuk koruma sistemi

Alternatif Bakımdaki Çocuklar

alternatif bakimdaki cocuklar

Avrupa Birliği Genelinde Kurumsuzlaştırma Konusundaki İlerlemeyi İzlemek İçin Karşılaştırılabilir İstatistikler

Avrupa Birliği ve Üye Devletleri tarafından alternatif bakımda çocukların kurumdan uzaklaştırılması ve aile ve toplum temelli bakıma geçişleri için destek konusunda kesin bir taahhüt vardır. Alternatif bakımda büyüyen çocuklar, bakıma yerleştirilmeden önce ciddi travmalar yaşamış olabilirler. Özellikle yatılı bakım, sağlıklı ve sosyal gelişimleri için ihtiyaç duydukları bireyselleştirilmiş bakımı sağlayacak donanıma sahip olmadığı takdirde, onları diğer olası risklere maruz bırakabilir. Çocukların gelişmek için sevecen, şefkatli yetişkinlerle istikrarlı ve güvenli ilişkilere ihtiyaçları vardır ve bu tür ilişkilerin bir aile ortamında karşılanması çok daha sağlıklıdır. Bu çalışma, toplum temelli bakım hedefine yönelik ilerlemenin izlenmesi için yararlı bir sağlamayı hedeflemektedir.

Eurochild ve UNICEF’in Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi’nin (ECARO) ortak girişimi olan DataCare projesi, Avrupa’da ankete katılan ülkelerin alternatif bakımdaki çocuklar için veri topladığını gösteriyor. Mart 2020’de başlatılan DataCare projesi, Avrupa Birliği (AB-27) ve Birleşik Krallık’ın 27 Üye Ülkesinde alternatif bakım veri sistemlerini haritalandırarak, Avrupa genelinde veri toplama ve raporlamaya yönelik daha şeffaf ve ortak bir yaklaşımı benimsediğini göstermiştir.

Haritalama çalışması, ülkelerin şu anda alternatif bakımla ilgili veri sistemlerini nerelerde uyguladığını göstermektedir. 2009 Yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (UNGA), Çocukların Alternatif Bakımına İlişkin Yönergeleri (BM Yönergeleri) onayladı. Bu Kılavuzlar, çocukların mümkün olduğunda ailelerinde büyümelerini sağlamak için Devletleri yönlendirir; alternatif bakım biçimlerinin destekleyici, koruyucu bir bakım ortamı sağladığını; ve bir aile ağına sahip olan yatılı bakımda yaşayan çocukların, bu ailelere güvenli bir şekilde yeniden entegre olmaları için destek almalarını sağlar. Veri Bakımı projesi ayrıca, alternatif bakımla ilgili veri sistemlerinin ulusal düzeyde reformunun sağlanmasında kilit rol oynayan AB dahil olmak üzere alternatif bakımdaki devam eden küresel çalışmaları bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.

Alternatif bakımdaki çocuklarla ilgili kaliteli veriler, sosyal refah, eğitim ve sağlık hizmetlerinin gereksiz aile ayrılığını nasıl önlediği ve tüm çocuklar için eşit fırsatlar sağladığı da dahil olmak üzere, ülkelerin bakıma ihtiyaç duyan çocukları destekleme biçimlerini de aydınlatmaktadır. 

Karşılaştırılabilir veriler, politikanın etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayan koşullar, ilerlemeyi engelleyen faktörler ve değişimi hızlandırmak için gereken destek ve yatırımlar hakkında bilgi sağlar. Daha iyi veriler daha bilinçli politika ve hızlı karar alma sürecine yol açar ve bu da alternatif bakımdaki çocuklar için daha iyi sonuçların oluşmasına imkan yaratabilir.

Öneriler 

Hükümetler, alternatif bakımdaki çocuklar hakkındaki ulusal veri sistemlerini güçlendirmek için değerlendirme ve planlama süreçleri sırasında aşağıdaki noktalara özellikle dikkat edebilirler; 

  • Açık bir yetkiye sahip merkezi bir ajans ile kurumsallaşma ve aile ve toplum temelli bakıma geçişteki ilerlemeyi ölçmek için ülkeye özgü ve uluslararası karşılaştırılabilir göstergeler geliştirmek ve tanımlamak
  • Alternatif bakımdaki çocuklar hakkında kararlaştırılan istatistikleri tablolamak ve veri kalitesini sağlamak için tüm bölgelerden ve ilgili tüm sektörlerden veri toplamak ve yönetmek.
  • Yatılı ve  aile bakımındaki tüm çocuklar sayılabilir ve istatistiklere dahil edilebilir. Bu, örneğin nüfus sayımı veya diğer yöntemlerle, yatılı bakımdaki çocukların haritalandırılmasını veya sayılmasını ve aile temelli bakımdaki çocukların sayılmasını gerektirebilir. 
  • Yatılı bakımdaki çocuklarla ilgili veriler, küçük grup evlerindeki, kurumsal tesislerdeki ve diğer yatılı bakımdaki çocukları, diğerlerinden ayıran açık tanımlarla ayrıştırılabilir. 
  • Alternatif bakımdaki çocuklar hakkında üretilen istatistikler, ikincil analiz ve araştırma için araştırmacılara ve paydaşlara erişilebilir hale getirilebilir. Ayrıca, ulusal yasalar ve Avrupa İstatistik Uygulama Kuralları doğrultusunda izleme, değerlendirme ve karar alma için de kullanılabilir.
  • Hükümetler, alternatif bakımdaki çocuklar hakkındaki veri sistemlerinin olgunluğunu değerlendirebilir, güçlendirilmesi gereken bileşenleri belirleyebilir ve finanse edilen ilgili ulusal eylem planlarına sistem güçlendirici eylemleri dahil edebilir.

Daha fazla araştırma için öneriler

  • Avrupa ülkelerinde çocuk koruma ve alternatif bakım konusunda kullanılan terimler hakkında açık ve sade dilli bir sözlük oluşturmak için karşılaştırmalı bir çalışma yapılabilir.
  • Aile güçlendirme, önleme ve geçici mekanizmalar ile ilgili veri sistem haritalaştırılabilir.
  • Alternatif bakımla ilgili verilerin paydaşlar tarafından nasıl kullanıldığının ve bu paydaşların kim oldukları  haritalanabilir.

Analiz, alternatif bakımdaki çocuklarla ilgili veri sistemlerini destekleme mevzuatının ülkeden ülkeye önemli ölçüde değiştiğini ortaya koymuştur. Bazı ülkeler yasalarında veri toplama ve yayma konusunda çok ayrıntılı talimatlar içerirken, bazıları bundan bahsetmemiştir. 

Sonuçlar ve bulgular 

Bulgular, ankete katılan 28 ülkede “alternatif bakım” teriminin veya buna yakın bir eşdeğerinin ulusal düzeyde yaygın olarak kullanılmadığını göstermektedir. Çoğu Ulusal Muhabir, konut ve koruyucu bakım şartlarının kullanıldığını bildirmiştir. Ancak, bu şartlar ulusal düzeyde açıkça belirtilmediyse ve bir veri sistemi mevcut ise, alternatif bakım gibi kapsamlı bir terimin kullanılması şart olmayabilir. 

Ülkelerin veri paylaşım politikası 

Birçok ülke, halkı ve paydaşların çoğunu alternatif bakım sektöründeki gelişmelerden haberdar eden yıllık raporlar yayınlamaktadır.Kıbrıs, Malta, İrlanda ve Birleşik Krallık (İskoçya hariç) çok çeşitli faaliyetleri bilgilendirmek için farklı düzeylerdeki verileri kullanır ve çocuklar için iyileştirilmiş sonuçlara yönelik politikalar geliştirmek, bütçeleme ve bilinçlendirme kampanyaları da dahil olmak üzere kararlar alınmasında yardımcı olur. Sonuçlara ilişkin veriler ve desteğe ihtiyacı olan çocukların ve ailelerin geçmişine ilişkin ayrıştırılmış veriler, bu kararların şekillenmesine yardımcı olabilir.Belçika-Flanders, İrlanda, Malta ve İngiltere ve Kuzey İrlanda örnekleri, farklı kuruluşlar ve bakanlıklar arasındaki işbirliği ve iletişimin toplanan verilerden daha fazla yararlanılmasına yardımcı olduğunu göstermektedir. Göçmen ve mülteci çocuklar alternatif bakımda hızla büyüyen bir çocuk kategorisidir bu da üzerinde durulması gereken önemli konulardan biridir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız. 

Bu raporun özeti Hayat Sende Derneği adına Kübra Ünsal ve İlayda Şen tarafından Türkçeye kazandırılmıştır.

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun.

Koruyucu Aile Tedavi Yöntemi Umut Vadediyor

koruyucu aile

Annett’in gözleri artık kapalı kapılar ardında gerçekten neler olup bittiğine sonuna kadar açık. Sharon Annett, “Çocuklara bu kadar kötü davranan insanlar olduğunu daha önceden fark etmemiştim” dedi. “Bu küçük çocukların yaşadıkları olaylar hakkında duyduğunuz hikayeler korkunç” diye ekledi.

Sharon Annett tedavi sürecindeki çocuklara koruyucu ebeveynlik yapmaktadır, yani o ve kocası Jim Annett, duygusal ve davranışsal rahatsızlıkları olan ve bunu en şiddetli düzeyde yaşayan çocuklara bakım vermektedirler. Annett’ler son 20 yılda 25’ten fazla tedavi gören çocuğa bakmışlardır. 

“Bu çocukların çoğu yanlış anlaşılıyor, yetişkinler onları gerçekten anlamak için onlara yeterli zaman ayırmıyor.” 

Sharon Annett, onlarca yıldır Eugene’deki Oregon Topluluk Programları (OTP) aracılığıyla koruyucu bakım sağlamıştır. Koruyucu aile olarak öğrendiği bir şey varsa, o da her çocuğun farklı olduğudur. 

Sharon Annett, “Bakımını üstlendiğimiz tüm çocuklarda potansiyel görüyoruz, bu yüzden bu potansiyelden yararlanmaya ve onlara değerli olduklarını göstermeye ve hissettirmeye çalışıyoruz” diye belirtiyor. 

OTP, gençleri ev ortamı gibi bir ortamda tedavi etmeye yardımcı olmak ve daha sonra onları ailelerine dönmeye hazırlamak için kanıta dayalı tedavi modeli Treatment Foster Care Oregon’u (Koruyucu Aile Tedavi Modeli) (TFCO) kullanmaktadır. 

Eugene’deki Oregon Sosyal Öğrenme Merkezindeki (OSÖM) araştırmacılar, yaklaşık 40 yıl önce TFCO modelini geliştirmişler ve şu anda Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya, İsveç ve Norveç dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde çocuk koruma sisteminde kullanılmaktadır. 

Koruyucu Aile Tedavi Modeli Danışmanları başkanı John Aarons, TFCO tedavi modelinin dünyaya yayılmasının dikkat çekici olduğunu, ancak yalnızca Eugene-Springfield bölgesinde sunulduğu Oregon eyaletinde hala fazla dikkate alınmadığını söylemiştir. 

Aarons, “Bütün bu parayı çocukları korkunç şeylerin olduğu bu grup evlerine göndermek için harcadık; muhtemelen böyle olması için tasarlanmamıştır, ancak bu bir felaketti” demiş ve “Bundan daha iyisini yapmalıyız” diye eklemiştir.

Ancak Oregon’un TFCO’ya ve diğer şirketlerin terapötik koruyucu bakım modellerine yatırım yapma konusundaki tereddütü azalıyor gibi görünmektedir. 

Oregon Yasama Meclisinden 2 milyon dolarlık bir fon tahsisi ile desteklenen Oregon İnsan Hizmetleri Departmanı (OİHD), eyalette tedavi koruyucu bakımın genişletilmesinin fizibilitesini ve etkinliğini değerlendirmek için eyalet çapında bir pilot proje başlatmakta. TFCO, 18 aylık pilot projede bakım sağlayıcılar tarafından uygulanacak üç tedavi modelinden biri olarak öne çıkmakta. 

Greater Oregon Behavioral Health liderliğindeki pilot uygulamadaki yedi sağlayıcı, aşırı davranışsal ve duygusal sorunlarla baş eden çocukları tedavi edecek. Her sağlayıcı, kendisine en uygun modeli seçecek. Oregon Topluluk Programları (OTP), 20 yıl önce TFCO modelinin tesadüfi bir denemesine katılmış olmasına ve hatta bugün de bu modelin hala kullanıyor olmasına rağmen, grupta TFCO’yu seçen tek sağlayıcıydı. 

OİDH, pilot projenin 2023’ün sonuna kadar çocuklar için 59 boş yatak tahsis edeceğini tahmin ediyor. 

OİDH basın sekreteri Sunny Petit, “Bu denemede ortaya çıkan raporlar, yeni bir kalıcı bakım türü için uzun vadeli bir strateji ile dikkate alınarak analiz edilecektir” dedi. 

Petit, pilot çalışmanın sonuçlarıyla gelecekte bu modeli daha büyük ölçekte uygulamaya koyacaklarını da belirtiyor.

Kanıtlar ise belirli bazı ortamlarda gençler için daha iyi sonuçlara işaret etmektedir. 

Aarons, Eugene’deki OSLC’den bilim adamlarının, kapsamlı araştırmaların ardından 1980’lerin başında TFCO modelini geliştirdiğini söylemiştir. 2002 yılında, OSLC’den bir grup, Treatment Foster Care Consultants’ı (Koruyucu Bakım Tedavisi Danışanları) kurdu ve modeli gerçek dünya ortamında uygulamak için OCP ile eşleşmiştir. 

20 yıldır, Eugene’deki Oregon Topluluk Programları (OTP), Oregon’da TFCO modelini sağlayan ilk ve tek oluşum olmuştur. OCP, koruyucu aileleri işe almış ve araştırmacılar, modelin tesadüfi denemelerini yürütürken TFCO aynı zamanda çocukları tedavi etmiştir. 

Eugene-Springfield bölgesinde modeli çalıştıran üç takımı yöneten OCP’nin yönetici direktörü Ana Day, “Bunun sadece teorik olarak değil, pratik olarak da uygulanabileceğini göstermemiz gerekiyordu” demiştir. 

Aarons, tesadüfi kontrol denemelerinin çocuklarda şiddet içeren davranışların tırmanmasını önlemeye yardımcı olabileceğini, genç gebelik oranını azaltabileceğini ve daha iyi akademik katılımı teşvik edebileceğini söylemiştir. 

Aarons, “Yola baktığınızda, gençlerin ilişkiler, istihdam, okul ve kendi çocukları olduğunda daha az mücadele etmeleri çok daha az olasıdır” dedi. 

Örneğin Aarons, araştırmacıların ergenlik döneminde TFCO modeliyle tedavi gören bir grup genç kadının uzun vadeli ilerlemesini takip ettiğini söylemiştir. Yaklaşık dokuz yıllık veriler, grup bakımında her zamanki gibi tedavi gören 44 genç kadına kıyasla, 41 kadının daha az ceza aldığını ve yetişkin olduklarında çocuk koruma sistemine katılım oranının daha düşük olduğunu göstermiştir.

Yapı, rutinler ve olumlu pekiştirmenin gücü

Annett, yapının, rutinlerin ve olumlu pekiştirmenin gücünün, biyolojik ailelere, vasilere veya evlat edinen ebeveynlere sahip olmanın önemini ilk elden görmüş ve aynı yapıları ve rutinleri sürdürmeye bu program kapsamında tüm hızıyla devam etmektedir. 

Ailesinin evlat edinme konusundaki en büyük hayal kırıklıklarından birinin, evlerinde başarılı olan ve evlat edinme öncesi bir aileye taşınan erkek çocuğu olduğunu söylemiştir. 

Annett, “Onun rutini, onun için neyin işe yarayıp neyin yaramadığı ve ihtiyaç duyduğu her şey hakkında kitaplar yazdım. Bu aileyle telefonda saatler geçirdim ancak 10 ay sonra aile çocuğa bakmama kararı aldı” demiştir.

Sonunda başka bir evlat edinmek isteyen aile geldiğinde, Annett aynı şeyin olduğunu söylemiştir. 

“Üç hafta sonra, çocuk ona söylenen şeyleri yapmadığı için geri gönderildi” demiştir. “Tüm çalışmanızın küçük parçalara ayrıldığını görmek sinir bozucu ve bu asla çocuğun suçu değil. Hayatlarındaki yetişkinler onları hayal kırıklığına uğrattı.” diye eklemiştir.

Ayrıca Annett, o çocuğun asla kalıcı bir aile bulamadığını ve koruma sisteminde kendi başına büyüdüğünü belirtmiştir.

TFCO tedavi modeline katılan birçok genç, koruyucu ailede geçirdikleri süre boyunca, grup tedavi evlerinde ve psikiyatri kurumlarında birden fazla görev süresi de dahil olmak üzere, 10’dan fazla yerleştirme sıkıntısı yaşamıştır. 

Day, doğru türde koruyucu aileler ile çalışılmasının TFCO modelinin başarılı olması için çok önemli bir adım olduğunu söylemiştir. Ekiplerin, ihtiyacı olan tek bir çocuğu yaklaşık dokuz ay boyunca kabul etmeye ve ardından bir çocuğu daha evlat edinmeye istekli koruyucu ailelere ihtiyacı vardır.

Day: “Profesyonel koruyucu ebeveynler yetiştirmek istiyoruz.” demiştir.

Annett’ler, Eugene dışındaki küçük kasabalarında, sürekli ihtiyaç sahibi çocuklara bakım sağlamalarıyla tanındıklarını söylemektedirler. Sharon Annett, bakımını sağladıkları tüm gençlerin bir yerde uzun kalmayacaklarını anlamalarını sağladıklarını da belirtmiştir. 

Sharon Annett: “Bu işe şu zihniyetle geldik: bu bir iştir. Aileyi bir çocukla tanıştıracağız ve süreci küçük parçalara ayıracağız; onları yeniden yapılandırıp destek vereceğiz; buna değer olduklarını bilmelerini sağlayacağız ve sonra onlar için daha iyi bir yer bulacağız.” şeklinde açıklamıştır.

TFCO danışmanları, çocukları uygun tedavi edici koruyucu ailelerle eşleştirmenin modelin başarısının anahtarlarından biri olduğunu söylemektedir. 

Aarons, “Çocukların kendilerine benzeyen, onlar gibi konuşan ve onlar gibi dil becerilerine sahip ailelerin yanına yerleştirilmesini istiyoruz. Onları topluma yerleşmek istiyoruz” demiştir.

TFCO modeli kapsamındaki her ekibin, on koruyucu aileyi denetleyen bir lideri vardır. Ekip lideri, bir işe alım görevlisi, gençlik becerileri eğitmeni, gençlik terapisti, aile terapisti ve koruyucu ebeveyn danışmanı ile destek hizmetlerini koordine etmektedir. 

Ekip, koruyucu aileleri sürekli gözetim sağlamaya ve çocuğu sorunlu akranlarından uzaklaştırmaya teşvik etmektedir. Ebeveynler, okul çalışmalarını vurgulamayı ve olumlu pekiştirmelerle zorluklarla başa çıkmayı öğrenmektedirler. 

Day, “Bu bakım seviyesine gelen çocukların çoğu, bin yenilgilik bir geçmiş yaşadı. İyi birisi olmadıkları gibi birçok şey duydular ve birçok yerde başları belaya girdi. Dolayısıyla, gün boyunca iyi yaptıkları şeyler için övgü aldıklarından emin olmak için kanıta dayalı ve iyi kurulmuş sistemlerimiz var” demiştir. 

Gençler koruyucu ailelerinden ve terapistlerinden olumlu pekiştirme alırken, ekip üyeleri eş zamanlı olarak çocukların aileleri veya velileri ile çalışarak etkili ebeveynlik ve sorunlarla baş etme becerilerini geliştirmektedir. Gençler tedaviden “mezun” olduklarında ailelerin bakımı üstlenmeye hazır olmasını istiyorlar. 

Illinois’deki Çocuk Koruma Grubu TFCO Modelini Genişletiyor 

Eyaletin en büyük özel çocuk koruma kuruluşu olan Illinois Lutheran Sosyal Hizmetleri (LSSI), Haziran 2021’de Illinois’de beş yıllık bir pilot projeyi tamamlayarak TFCO tedavi modelinin kullanımını yaygınlaştırmaya başlamıştır. Chicago, Aurora ve Rockford, Illinois’de faaliyet gösteren ekipler bulunmaktadır. LSSI, Illinois, Peoria’da da bu modeli yaygınlaştırmayı ummaktadır. 

LSSI modelini kolaylaştıran Anne Barclay, devlet çocuk koruma sistemi liderlerinin, devlet tarafından sözleşmeli grup bakım tesislerinde istismar ve ihmal iddialarını ortaya çıkaran Chicago Tribune tarafından yapılan sert bir soruşturmanın ardından koruyucu gençler için yatılı bakıma bir alternatif bulmak istediklerini söylemiştir. 

Street Roots’un 2019’da bildirdiği gibi, Oregon’da da benzer bir tartışma yaşanmaktadır. Kâr amacı gütmeyen gruplar A Better Childhood and Disability Rights Oregon ve ortakları, Oregon’a koruyucu çocuklar adına dava açtılar ve eyaletteki koruyucu aile sisteminin tamamen elden geçirilmesini talep etmişlerdir. 

LSSI, 6 ila 11 yaş arası üç çocuk takımı içeren beş yıllık bir pilot proje için TFCO’yu seçmiştir. TFCO ekip liderleri ve koruyucu aileler, çocukları 2016 yılında evlere kabul etmeye başladılar ve bir daha asla geriye bakmadılar. 

Barclay, pilot programın çok başarılı olduğunu, çocuk koruma sistemi liderlerinin eyalette koruyucu aile tedavisine devam etmeyi seçtiğini ve hatta geçen yıl Chicago’da ek bir ekip eklendiğini söylemiştir. TFCO modelinin, önemli ölçüde zorluk çeken çocukların Illinois’deki biyolojik aileleri veya diğer bakıcılarıyla birlikte evlerine dönmelerine yardımcı olduğunu belirtmiştir. 

TFCO modelini kullanan pilot projenin sonuçlarına atıfta bulunarak, “Koruyucu Tedavi Bakımına gelen çocukların %71’inin programı tamamladığını ve hazırlanmış bakım sonrası evlerine geçebildiklerini gördük” demiştir. 

Barclay, tedaviden olumlu sonuç alan gençlerin %10’unun ebeveynlerinin yanına dönebildiğini söylemiştir. Diğer %45’i ise akraba veya bilinen bir aile dostunun yanına taşınmıştır. Kalan %45’i ise özel olarak seçilmiş, evlat edinen koruyucu ailelere yerleştirilmiştir. 

Illinois’deki koruyucu tedavi için bekleme listesi, herhangi bir zamanda ekiplerin 40 yeri için yaklaşık 10 ila 15 gence ulaşmıştır – LSSI, Peoria, Illinois’deki ek ekibi finanse edebilirse bu sayının 50’ye yükseleceği de belirtilmiştir. 

Barclay, başarısının yanı sıra, LSSI pilot projesinin, TFCO modelini ve diğer terapötik koruyucu aile modellerini doğrudan rekabet olarak gören Illinois’deki grup bakım sağlayıcıları tarafından başlangıçta bazı tepkilerle karşılandığını söylemiştir. Ayrıca, birçok çocuk koruma sistemi görevlisi, koruyucu ailelerin bu tür aşırı davranışsal zorluklarla karşılaşan gençlerin üstesinden gelebileceğine ilk başta şüpheyle yaklaşıyordu. 

Barclay, “Bakımını üstlendiğimiz çocuklardan bazıları koruyucu ailelerimize ve personellerimize birtakım sorunlar çıkarttı” demiştir. 

Koruma sistemindeki evleri denetleyen ekipler, TFCO modelinin, aileleri veya başka bir bakıcısı dönüşlerini bekleyen çocuklar için en iyi şekilde çalıştığını ve gençlerin tedavilerine daha fazla yatırım yapmasını sağlamıştır. 

Ekipler ayrıca COVID-19 pandemisinin ortasında ek koruyucu aileleri ve ekip üyelerini işe alma konusunda zorluklarla karşılaşmıştır. Karantinaya alma, mevcut koruyucu ailelerle öğle yemeklerinin veya diğer sosyal toplantılarının yüz yüze yapılması mümkün olmamıştır. 

Barclay, takımlarının çoğunun kapasitesinin altında çalıştığını söylemiştir. Rockford, Illinois’deki bir ekip, tek bir gence hizmet eden yalnızca bir koruyucu aileye sahiptir; ancak Barclay, dört koruyucu ailenin şu anda “halihazırda” beklediğini söylemiştir. 

Çocuklara hizmet veren koruyucu aileler bile, COVID-19 güvenlik endişeleri nedeniyle evlerini yeni gençlere ve birden fazla ekip üyesine açma konusunda temkinli davranmaktadırlar. 

Çocuk Koruma Sisteminin, insanları koruyucu aile olarak, hatta düzenli koruyucu aile olarak hizmet etmeye ikna etmek için yıllarca mücadele ettiği Oregon’da da bu sorun büyük bir endişe kaynağıdır. 

Aarons, TFCO modelinin eyalet çapında genişlemesi için Oregon’un koruyucu ailelerden daha fazlasına ihtiyacı olduğunu söylemiştir. Çocuk koruma, ruh sağlığı hizmetleri ve çocuk adaleti departmanının hepsinin uzun vadeli yatırıma değer olduğuna ikna edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. 

Washington Kamu Politikası Enstitüsü, TFCO için yatırılan her doların aslında tasarruf edilen dört dolar olduğunu belirtmiştir. 

Day, çocukların Eugene-Springfield bölgesinde bakım almak için eyalet çapında seyahat etmek zorunda kalmamaları için TFCO modelinin Lane County’nin ötesine geçtiğini görmek istediğini söylemiştir. Devletin Oregon’daki tedavi gören koruyucu ailelerin sayısını dört katına çıkarabileceğini ve hala yatakları dolduracak çocukların olacağını belirtmiştir. 

Day, “Kimsenin asla birlikte yapamayacağını düşündüğü çocukları gördüm, evlerine sonrasında anneleriyle birlikte gittim” demiş “Bu benim için çok önemliydi. Bu durum sadece onları başarıya hazırlamıyor ve yörüngeyi değiştiriyor, böylece gerçekten bir şansları oluyor.” şeklinde açıklama yapmıştır.

Annett’ler de ayrıca birçok başarıya imza atmıştır. 4 yaşındayken bakım verdikleri küçük bir kızın babası, çifti kızın 8. sınıf mezuniyetine davet etmiştir. 4 ve 5 yaşlarında büyüttükleri bir grup erkek çocuk şimdi liseyi bitirmektedirler. Tedavi modelini takip etmeyi reddeden 10 yaşındaki bir çocuk bile 10 yıl sonra Annett’leri ziyarete gelmiştir.

Sharon Annett, “Bize teşekkür etti,” dedi. “Yaşadığı en iyi yer olduğunu söyledi ve işe yaramadığı için üzgündü.” O zamandan beri, koruyucu ailedeki diğer çocuklara yardım etmek için kar amacı gütmeyen bir kuruluş kurdu. 

Sharon Annett, koruyucu aday ailelere ve evlat edinmek isteyen ailelere, “Nasıl olacağı konusunda kafanızda bir fikir olabilir, ancak bu şimdiye kadar yaşadığınız hiçbir şeye benzemeyecek” diyerek olumlu bir mesaj göndermiştir.

Bu çocukların yanında olmaya istekli aileleri bulmanın asla kolay olmadığını söylemiştir. “Bizden sonra gidecekleri bir sonraki yerin son nokta olduğundan emin olmak istiyoruz” diye eklemiştir.

 

Bu yazı Şevval Tufan tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü Gamze Bilir Seyhan tarafından yapılmıştır.

Bu yazı “Treatment foster care model shows promising results” başlıklı yazıdan Türkçeye çevrilmiştir.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.