Bir Mavi Pejonun Hayat Eskizi

Bu yazıda, yazarın orjinal stiline sadık kalınmıştır.

Yaşadığımız ev suyu akmayan, elektrikleri kesik ve harabe durumdaydı. Üç kardeş yuvaya gideceğimiz o ilk gün bizi almaya SHÇEK (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) Ankara İl Müdürlüğüne ait, şoförün kullandığı minibüs, içindeki Sosyal Hizmet Uzmanı ile birlikte tam bir makam aracı edasında gelmişti kapımızın önüne. Bu durum o günkü içinde bulunduğumuz şartlar için ne büyük özendi.

Takvim yaprakları 20 Aralık 1994 tarihini gösteriyordu. Ankara ayazı ile meşhur şehrimizdir. O gün de kar vardı. Bembeyazdı her yer. Masalsı bir güzellikte, umut dolu bir şekilde yola çıktık.  Ankara’nın Keçiören ilçesinde konumlanmış Atatürk Çocuk Yuvası ve yuvanın anılarla dolu Pejo marka servisleri ile o gün tanıştık.

Yuvada ilk durağımız A blok idare katındaki Sosyal Servis birimi oldu. Ardından ben ve benden bir yaş küçük kardeşim A blok Orta kata, 4 yaşındaki küçük kardeşimiz D Blok orta kata yerleştirildik.  Önce bize koğuşlarımızı, yatağımızı, dolabımızı gösterdiler. Ardından banyoya girdik. Evden ayrılırken üzerimizde getirdiğimiz kıyafetleri bir daha hiç görmedim. Geçmişimize dair hatıralardan başka hiç bir şeyimiz yoktu. Banyo yaptıktan sonra üzerime giymem için depodan, yeni yakaları lacivert, pembe bir elbise verdiler. Her kız çocuğunun hayallerini süsleyen güzellikte bir elbiseydi. Sonradan öğrendim ki,  o elbise rahmetli BARIŞ MANÇO’nun yuvada kalan çocuklar için gönderdiği yeni yıl hediyelerinden birisiymiş. Rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun. Aciz makamdaki bütün insanlar gibi benim de çocuk yuvasındaki o ilk günümde, alınganlığımın tesellisi o elbise oldu.

Banyo faslından sonra ikinci rutin saç kesimiydi. Saçlarımızı kısacık kestiler. Evde kalırken bitlenmiştim fakat yuvaya gittiğimizde saçlarımızda bit var mıydı? Bilmiyorum. Tedbir amaçlı bir uygulamaydı. Evde kalırken ben ve kardeşlerim sadece bitlenmekle kalmayıp bir de uyuz olmuştuk.  Rahmetli Mehmet Ali amcam dispanser doktoruna durumumuzu anlatıp, numune uyuz ilaçlardan almıştı. Bütün vücudumuza sürülmüştü o ilaçlar. Özellikle karın ve ellerimizin üzerindeki yaralara. Ardından kirli kıyafetlerimizi geri giymiştik. Temiz kıyafetlerde uyuz tekrar yumurtlar demiş doktor.

Ben yuvaya geldikten sonra bir daha hiç bitlenmedim. Ama arkadaşlarımın kafasından çok bit ayıklardım. İki elin başparmaklarının arasına koyar “çıt” sesi ile patlatılır…

Yazmak içinde sınırsız bir içtenlik barındırıyor. Söyleyebilmenin en münasip yolu. Uzun süre beklemiş bazı acılar uygun bir ortam bulduğunda önlenemez bir biçimde yüzeye çıkıyor. Tıpkı şimdi yıllar önce yaşanmış acıların dile gelmesi gibi.

SHÇEK arabası o gün beni çocuk aklımla, karnımı nerede, nasıl doyuracağım sorunsalından hızla uzaklaştırıp, düzenli bir yaşam ve bakım hizmeti vaat eden Atatürk Çocuk Yuvasına getirdiğinde mutluydum.  Engelli bir aile içerisine doğmak neticesinde yaşadığımız yokluk ve yoksunluklar sonucu hurda toplayıp satar, karnımızı doyururduk. Çocuk yaşta öğrenmiştim; demir, alüminyum, kurşun ve sarının fiyatlarını. Çocuğun hakları var. Bir de alın yazgısı… Yuvaya gitmeden önce camilerden koca koca bidonlarla eve su taşımak zorunda kalmamız neticesi, çocuk ruhumuzla incinmiştim. Bu yüzden yaşanmışlıklarım yaşımızdan fazla.

Atatürk Çocuk Yuvasının Pejo araçları, o araçları kullanan şoförler, her defasında kurumdan ayrı bir sebep ile ayrılıp geri dönüşlerimiz, araç içinde öyle çok anılar yaşandı ki. Devrem olan birkaç arkadaşıma sordum: “Pejo servislerine dair siz ne hatırlıyorsunuz?”  Çoğunun hafızasında topluca gidilen yaz tatilleri kalmış. Ne de güzel!

Bir arkadaşım, “Antalya’da bir otele kampa gitmiştik. Her birimiz bir animatöre aşık olup dönmüştük.” dedi.

Kurumlarda çok sayıda resmi prosedür uygulanır. Resmi araçla şehir dışına çakacaksanız valilik makamından olur almanız gerekir. Resmi bir yazı ile hangi ile gidilecek, gidecek çocukların listesi, görevli personeller, gidiş geliş tarihleri, araç plakası  gibi bilgiler önceden hummalı bir çalışma neticesi bildirilir.

Yolculuk vakti geldiğinde bütün çocukların içi kıpır kıpır olurdu. Yuvanın Pejo servisine bindikten sonra çocuklar arasında yer kapma yarışı başlardı. Aracın en arka sağ ve sol cam kenarları VIP statüsünde sayılırdı. 10-12 kişilik bu araçların kapı önüne tekâmül eden geniş alan uzun yol yolculuklarında yorgan serip uyumak için en konforlu alandı. Aracın ön tarafı genelde görevlilerin yeriydi.

Bir tatil dönüşü yolda, Bolu otobanında, aracımız bozuldu. Kayış koptu dediler. Çekici çağırdılar.  Merakla bekledik neler olacağını. 8-10 kız çocuğu, yanımızda Neslihan öğretmen ve sosyal hizmet uzmanımız Serpil abla, şoför Hüseyin abi var.  Biz servisin içinde, servis Çekici aracın üzerinde çıktık yola. Pejonun direksiyonuna o yıllarda araba kullanmayı bilmeyen uzmanımız Serpil abla geçti. Bize Gırgır şamata oldu. Biz Bolu’da bir SHÇEK kurumuna misafir olduk. Araç sanayiye tamire gitti. Ertesi gün kaldığımız yerden yola devam ettik.

Yuvamızın tek aracı (2 Adet) Mavi Pejo servisler değildi. Bir de çok eski Serçe model makam aracı vardı. Üzerinde “Resmi Hizmete Mahsustur.” yazardı. Tedavülden kalkmış, klasik model tam bir müzelik araç.

Bir gün okuldan dönüyorum.   Lise öğrencisiyim o yıllarda. Makam aracı kurumun bahçesinde yanımda durdu. Arka koltukta Kurum Müdürümüz Mustafa Hoca, bizim deyimimizle Müdür Baba var.

Kızım bak diyerek kucağındaki yeni doğmuş bebeği oğlu Onat’ı gösterdi. Beni önemsemesi o an mutluluğunu benimle paylaşması bizlere verdiği değerin nişanesiydi.  Elime bir kalem verip BABA resmi çizmemi isteseler ben Mustafa Müdür Babanın resmini çizerdim. Bütün çocukların hayalindeki baba figürüydü o bizim için.

-Koca kız oldunuz dediği kızlarından birisi anlattı geçen gün; Odasına gider, Müdür babaya tavır yapardım, nazımla oynar arkamda dolanır, gönlümü alırdı. Çok hoşuma giderdi. Dedi. Mustafa Müdür Baba yaklaşık 40 yıl kurumlarda çalışmış işinin ehli bir Sosyal Hizmet Uzmanı.  Dilerim işini AŞK ile yapan bütün Sosyal Hizmet Uzmanları yaptıkları işlerle yıllar sonra bu şekilde anılsın. Kötü örnekler görmedik değil. Ben iyileri dile getirmeyi tercih ediyorum.

Yuvamızın Mavi Pejolarıyla sadece tatillere gitmedik elbette ki.  Ankara, Kızılay, Mithat Paşa caddesindeki Ziraat Bank Tiyatro ve Sinema salonu en çok uğradığımız sosyal faaliyet alanlarımızdandı.

Kurumdan araç çıkarken aynı gün üç-beş göreve gidebilirdi. Bir hemşire refakatinde  hastaneye çocuk bırakılır, il müdürlüğüne imza için evrak götüren personel bırakılır, okula veli görüşmesine giden öğretmen bırakılır ve arkasından sırayla servis şoförü herkesi bıraktığı yerden toplardı.

Ülkenin kalbinde derin yaralar bırakan 1999 depreminde Mavi Pejo servislerimizle deprem bölgesine yardım götürmek için gitmiş, bölge halkının acılarına tanıklık etmiştik.

Atatürk Çocuk Yuvasının Mavi Pejoları ve Şoförleri (Rahmetli Kemal abi, Kamil abi, Bayram abi, Hüseyin abi ve diğerleri) her defasında farklı bir rotaya götürdü bizleri.

Ortaokul ikinci sınıfa geçtiğim yıl Devlet Parasız Yatılı Okulunu kazanmıştım. Kazandığım okul Adıyaman’da, ben Ankara’dayım. O tercihi kim yaptı? Neye göre yaptı? Bilmiyorum. E Blokta kardeşim ile beraber kalıyorduk. Hayat şartlarının bizi anne ve babamızdan ayırmasından mütevellit kardeşler birbirimize sarılmıştık.  Kardeşlerimin varlığında güç buluyordum. Ankara dışına gitmek zorunda olmam beni kardeşlerimden de mahrum bırakmıştı.

11 yaşında ki bir çocuk için hiç konuşulmayan bu hadise derinlerde ciddi bir tranva yaşamama neden olmuştu.

Bir gün önce haber verdiler, yarın yola çıkıyorsun diye. İlk kez ayrıldım Ankara’dan. Hiç kimseyle vedalaşmadım. Kimse uğurlamaya gelmedi…

Doğu bölgesindeki farklı illere giden 7-8 çocuk ve iki görevli çıktık yola. En son durak Malatya Kız Yetiştirme Yurdu.  Adıyaman da Kız Yetiştirme Yurdu olmadığı için yurt naklimi Malatya’ya göndermişlerdi. Bir dosya ve ben teslim edildik.

O yıl annem, bir kaza sonucu hayatını kaybetti.  Ben tek başına yol boyu ağlayarak cenazesine geldim.

Bir yıl dayana bildim gurbet hayatına. Birinci yılın sonunda Ankara’da bir yatılı okula nakil istedim. Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara’da yer olmadığı gerekçesiyle olumsuz yanıt verdi. Yaz tatili nedeni ile Ankara da kalbiyolojik babaannemde kalıyordum.  Bakanlığın yolunu suyolu yapıp defalarca gittim.  Sonunda başardım. Zafer benimdi. Naklim Ankara’da bir yatılı okula alındı. Atatürk Çocuk Yuvasına ve kardeşlerimin yanına muhteşem bir şekilde geri döndüm.

Koruyucu aile sistemini çok önemsiyorum. Benim anılarım otuz yıl öncesine ait. Dilerim devlet koruması altındaki bugünün çocukları da bundan otuz yıl sonra koruyucu aileleri ile hususi arabalarında yaptıkları mutlu, neşeli seyahatlerini yazarlar. Her çocuk anne-baba ile büyümeyi hak eder.

Marguerite Yourcenar’ın dediği gibi “Çocuk bir rehinedir, sizi hayatta bağlar.”

Aslı Ece AYGÜN, 07/02/2021

Çocuk Korumada Sistemik Irkçılıkla Mücadele

Çok uzun zamandır, Siyahi ailelerin önemli karar noktalarında aşırı temsil edilmesiyle birlikte ülke çapında çocuk koruma sistemlerinde ırksal eşitsizlikler ortaya çıkmıştır. Bu, New York Çocuk Hizmetleri İdaresi’nin (Administration for Children’s Services – ACS) uzun zamandır New York sisteminde ele almaya kararlı olduğu bir konudur, ancak toplumun sistemik ırksal eşitsizlikleri acı verici şekilde kabul etmesiyle, şimdi her zamankinden daha agresif ve kapsamlı adımlar atıyoruz. Dr. Martin Luther King’in dediği gibi, “Doğru olanı yapmak için her zaman doğru zamandır.”

Bu sorun, Eyalet Merkezi Kayıt Sistemine (Statewide Central Register – genellikle çocuk istismarı yardım hattı olarak da bilinir) yapılan olası çocuk istismarı ve ihmal ihbarlarında dramatik şekilde ırksal eşitsizliklerin görülmeye başlamasıyla ortaya çıkmış ve daha sonra New York Çocuk Hizmetleri İdaresi’nin bunu yasa gereği soruşturması gerekmiştir. Siyahi çocukların şehir nüfusunun sadece %23’ünü oluşturmasına rağmen, 2019 yılında, New York genelinde tutulmuş istismar ve ihmal raporlarının yaklaşık % 41’i, Siyahi ailelerin çocuklarını kapsamaktaydı.

Hem yetkili muhabirlerin hem de halkın bizi gerçek çocuk güvenliği riskleri konusunda uyarmasını istesek de, ailelerin gereksiz ve uygun olmayan raporlar ve soruşturmalardan etkilenmesini istemiyoruz.

Önceden kaynak ve destek sağlayarak, ailelerin çocuk koruma sistemleri ile etkileşimini azaltmak için çok çalışmaktayız. Bu çalışma, yeni doğan ve bebekler için güvenli uyku uygulamaları, çocuklar için tehlikeli ilaçların emniyetli bir şekilde saklanması ve çocuklu evlerin pencere korumalarıyla donatılması gibi ebeveynler için önemli konularda çocuk güvenliği kampanyalarını kapsamaktadır. Ayrıca, ebeveynlere sosyal bağlantılar kurmak ve yiyecek ve giyecek gibi somut kaynaklar (özellikle COVID-19 salgını sırasında önemli) için güvenli ve besleyici bir ortam sağlamak için, çocuk koruma oranının tarihsel olarak yüksek olduğu çevrelerde bulunan üç “Aile Zenginleştirme Merkezi”ni destekliyoruz.

New York Çocuk Hizmetleri İdaresi, çocuk istismarı acil yardım hattına bildirimde bulunulmasına gerek kalmadan destek sağlamanın birçok yolu konusunda çocuklar ve ailelerle çalışan uzmanları eğitmektedir. Ayrıca, New York eyaletini, tüm New York Çocuk Hizmetleri İdaresi personeli için uyguladığımız gereklilik gibi, yetkili muhabirler için de örtük önyargı eğitimi talep etmeye çağırıyoruz, böylece bilinçsiz önyargı, ailelerin siyahi olmaları nedeniyle fazladan rapor edilmelerine yol açmayacaktır.

Bir raporla dikkatimizi çeken aileler için, ailenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik destek ve hizmetlerin sağlanmasını vurguluyoruz. İşbirliğine Dayalı Değerlendirme, Yanıt, Katılım ve Destek (Collaborative Assessment, Response, Engagement and Support – CARES) programımız, New York Çocuk Hizmetleri İdaresi’nin yakın bir güvenlik veya istismar sorunu olmadığında tam bir çocuk koruma araştırmasından vazgeçmesini ve bunun yerine ihtiyaç duyabilecekleri hizmetleri belirlemek için ailelerle işbirliği yapmasına olanak tanır. Gereksiz araştırmaları azaltmayı amaçlayarak bu programı 2021 yılının başlarında şehir genelinde genişleteceğiz.

Soruşturmalar yürütürken ve hatta emniyetle ilgili endişeleri belirlerken bile, hedefimiz her zaman güvenlik açısından mümkün olduğu sürece çocukları evde aileleriyle birlikte tutmaktır. Geçen yaz, çocukları gelecekteki olası risklerden koruyacak şekilde tasarlanmış yeni koruma bir programı uyguladık ve şimdi New York’un tüm bölgelerinde ailelere yönelik artan aile sesi ve seçenekleriyle ve özellikle odak noktası aile ihtiyaçlarını karşılamada ırksal eşitliğe belirgin bir şekilde odaklanan 10 farklı hizmet modeli sunulmaktadır.

Bir çocuğu güvende tutmak için koruyucu aile bakımı geçici olarak gerekli olduğunda, tüm çocuklar için daha tarafsız deneyimler ve sonuçlar elde etmeye odaklanırız. Koruyucu bakım altındaki çocuk sayısını ve bakım altında kalma sürelerini azalttık. Çocukları aşina olmadıkları ebeveynlerin yerine, daha sıklıkla aile üyeleri ve arkadaşlarının yanına yerleştiriyoruz ki böylelikle aileleri ile daha yakın bir bağlantıda oluyorlar.

Ebeveynleri Destekleyen Ebeveynler (Parents Supporting Parents) adıyla anılan, şu anda koruyucu aile gözetiminde olan çocukların ebeveynleri ile çocuk koruma tecrübesine sahip bir ebeveynin işbirliği içinde olacağı yeni bir girişim başlattık. Bu girişim içindeki ebeveynler, diğer ebeveynleri güçlendirmek ve koruyucu aile sistemindeki önyargı ve baskıyı ortadan kaldırmak ve nihayetinde ailelerin yeniden birleşmesine yardımcı olmak için önemli müttefikler olacaklar.

Bu çalışma, çocuklarla ve ailelerle olan ilişkilerimizi dönüştürmek için gereklidir ve bu yönde çaba göstermeye içeriden başlamalıyız. Çocuk koruma sisteminde, sistemik ırkçılıkla mücadelede New York Çocuk Hizmetleri İdaresi olarak kendi iç yapımıza, politikalarımıza, uygulama sistemlerimize ve örtük önyargılarımıza kendi içimizden bakmalıyız. Eşitlik Stratejileri Ofisimizin (Office of Equity Strategies) öncülüğünde sistem düzeyinde değişimi sağlamak adına gerekli olan kilit müdahale alanlarını belirlemek için ön saflardaki personelin, ailelerin ve toplulukların ırksal eşitlik deneyimlerinin, ihtiyaçlarının ve önceliklerinin bağımsız bir değerlendirmesini başlatıyoruz.

Irksal eşitsizlikler çocuk koruma sisteminin mirası olmuştur, ancak geleceği olmak zorunda değildir. Tüm çocuk koruma toplulukları ile birlikte çalışarak, bir çocuğun veya ailenin renginin nasıl bir hayat süreceklerini belirlemediği bir toplumu destekleyebilir ve bu sistemi başarabiliriz.

 

Bu yazı Güneş Atalay tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Evlat Edinmek Zordu. Covid-19 Bunu Daha Da Zorlaştırdı.

Evlat Edinmek Her Zaman Zordu. Covid-19 Bunu Daha da Zorlaştırdı!

(Amerika)

“Bazı çocuk refahı sistemleri uzak bir gerçekliğin etrafında dönerken, savunucular 400.000 evlat edinilmeyi bekleyen çocuk için bu sistemin yeterince düzenli veya hızlı olmadığını söylüyor.”

Koruyucu aile sistemi aracılığıyla bir çocuğu evlat edinmek için bu uzun yolculuğun son adımı mahkemenin kararıdır. Bu, çoğunlukla bir formalite olmasına rağmen, geleneksel olarak sevdiklerinizle bir arada bulunmak için bir fırsat sağlar çünkü artık yargıç, bir tokmakla, bağların kopamayacağı bir ailenin oluşmasına yüz yüze karar veriyor.

Ancak, Covid-19 döneminde bu da tıpkı diğer pek çok şey gibi sanal hale geldi. Geçtiğimiz Mayıs ayında, 2019’un ilkbaharında, birlikte yaşadığı 4, 5 ve 6 yaşındaki üç küçük çocuğunu evlat edinen Celeste Scott “Evlat edinme sürecimizi telefonla tamamladık, Zoom’da bile konuşmadık, bu benim için büyük hayal kırıklığı oldu.” dedi.

Yine de, (Oregon – Dalles’li)  Scott, evlat edinme sürecini tamamladığı için şanslı olduğunun farkında. Ülkenin başka bir yerinde yaşıyor olsaydı belki de hala bekliyor olabilirdi. Pandemi, çocuk refah sisteminde yeni zorluklar yarattı ve eski zorlukları daha da kötüleştirdi. Mesela yerleşimlerde, evlat edinmelerde gecikmeler yarattı ; gençleri bir sağlık ve ekonomik krizinin ortasında bu sistemden çıkmaya, korumadan ayrılmaya zorladı. Buna ek olarak çocuk refahı destekçileri, bu sistemin ülke çapında sistemli ve bunun üzerine yeterince hızlı olmadığını söylüyorlar.

Fosterclub’un yöneticisi ve kurucusu Celeste Bodner, bu durum hakkında, ”çocuk refahı sistemi son derece karmaşıktır ve devletin içinde ve hatta ilçeye göre bile büyük ölçüde değişiklik gösterebilir. Bu sistemlerin her biri pandemiyi kendi başına yönlendiriyor ve yönetiyor, bu da bir ilçedeki bir çocuğun deneyiminin hemen yanındaki ilçedeki çocuktan tamamen farklı olabileceği anlamına geliyor” diye belirtti. Örneğin, pandeminin başlamasından hemen kısa bir süre sonra, Florida’nın kendi çocuk refahı sistemi, koruyucu ebeveynlerin belgelenmesini, çocuklara yapılan sosyal hizmet uzmanlarının  ziyaretlerini, ebeveynlik kurslarını, mahkeme duruşmalarını ve daha fazlasını uzaktan yürütmeye başladı. Geçtiğimiz Haziran ayında Florida, bir yargıç 22 yaşındaki Daisy Gains’in evlat edinilme sürecini tamamladığında 100. Zoom tabanlı koruyucu aile toplantısını kutlayarak bir sağlık ve ekonomik kriz sırasında devletin koruyucu bakım sisteminin “yaşlanmasını” önlemesine nasıl yardımcı olduğuna dair bir kez daha örnek oldu.

Ancak New York’ta, sistem neredeyse durma noktasına geldi. MercyFirst adlı Brooklyn’de kar amacı gütmeyen bir kuruluşta, korumadan ayrılan gençler için yerleşimler bulmaya odaklanan Wendy’nin çocuk programı ile çalışan Shantell Lewis,” uzun bir süre için, buradaki mahkemeler neredeyse hiçbir şey yapmıyordu ” dedi. New York son zamanlarda işin yürütülmesine devam etse de devletin önemli bir birikimi var. “New York’ta bazı yönlerden eski bir kuruluş, bir antika bir sistem var. Her zaman sanal çalışmaya sıcak bakmıyorlardı, bu yüzden uyum sağlamak için çok çok yavaş hareket ettiler.”

Devletler, evlat edinme ve koruyucu bakım yerleşimlerini uzaktan ve etkili bir şekilde yürütmenin mümkün olduğunu göstermiştir, ancak sosyal hizmet uzmanları, şu anda sistemde bulunan 400.000’den fazla çocuğa hizmet etmek için işlerini önemli ölçüde daha zor hale getirdiğini belirtmekte.

Brentwood, Missouri’deki Foster & Adoptive Care Koalisyonu’nda bir sosyal hizmet uzmanı olan Edna Green,” normalde, güveni inşa etmeye yardımcı olmak için çocuklarla yemek ve etkinliklerde aramızdaki buzları kırıyorum” “Bu çocukları kalıcılığa doğru hareket ettirmek için orada böyle bir ilişkiye sahip olmak çok önemlidir.” diye belirtti. Şahsen bağlantı kurma yeteneğinden yoksun olan Green, çocuklarla bağlantı kurmak için örneğin onları parkta veya hayvanat bahçesinde görüntülü görüşme yoluyla sanal “yürüyüşlere” götürmek gibi daha yaratıcı yöntemlere başvurdu. Yine de, birçok sosyal hizmet uzmanı, çocuk refahı sistemi içinde çalışırken ortaya çıkan problemlerin sadece bölge ile sınırlı olduğunu söyledi. Green,” yaratıcı olmak zorunda kalıyoruz ” “Ön kapıdan geçemezsem, bu çocukları olması gereken yere götürmek için arka kapıdan, mutfak penceresinden veya bodrumdan tırmanacağım.” diye ekledi.

Ancak koruyucu sistemin tüm köşeleri uyum sağlayamamakta. Birçok çocuk refahı uzmanı, yerel yönetimlerin artık maddi yardım sağlamakla yükümlü olmadığı durumlarda, gençlerin koruyucu aileden “ayrılma süreci” konusunda da endişe duymaktadır. Devlete koruması altında olarak 18 ila 21 yaş arasındaki yetişkinliğe bu ani geçiş, en iyi zamanlarda her yıl yaklaşık 20.000 genç için önemli bir meydan okumayı temsil ediyor. Ancak bugün, koruyucu ailede büyüyen insanlar, devam eden bir pandemi ve düzensiz  bir ekonomi tarafından etrafı sarılan bir ülkenin içinde büyümüş oluyor.

Bodner,” korumadan ayrılan gençlerin sokaklarda veya bir arabaya sahip olacak kadar şanslılarsa arabalarda uyuduğuna dair raporlarımız var ” diye belirtti.

Geçtiğimiz Mayıs ayında, FosterClub, pandeminin koruyucu bakım sisteminde deneyime sahip genç yetişkinleri nasıl etkilediğini anlamak için 18 ila 24 yaş arasındaki 613 korumadan ayrılan gence bir anket yaptı. Pandemiden önce çalışan katılımcıların yüzde altmış beşi işlerini kaybettiğini bildirdi. Ankete katılanların %23’ü konut güvensizliği yaşadıklarını söyledi. Ve sadece yüzde 37’si yanına dönebilecekleri bir yetişkinin olduğunu söyledi.

Dave Thomas Evlat Edinme Vakfı’nın Başkanı ve CEO’su Rita Soronen,” genç bir kişi sistemin dışına çıktığında, birçok yönden zaten başarısız olmuş sayılıyoruz ” “Ama bu şu anda daha da doğru — bu genç grubun yetişkinliğe geçişte ne kadar savunmasız olduğunu göstermek için bir krizden daha iyisi yok.” dedi.

Davita Short, geçen sene Ağustos ayında 12 yaşından beri yaşadığı Indiana’ nın koruyucu bakım sisteminden 21 yaşında ayrıldı. Mart ayında, kayıtlı olduğu Vincennes Üniversitesi’ndeki yurtlar kapatıldıktan sonra, eski koruyucu ailesi onu geri dönmeye davet etti. Eylül ayında, federal programından 5.000 dolarlık bir bursla birlikte bir daireye taşınmasına yetecek bir iş buldu. Yine de, Short’un mali durumu istikrarsız olmaya devam ediyor. Şubat ayında konut kuponundaki fonları tüketecek ve işinin istikrarı konusunda endişelenmeye başlayacak. Short, “Özel konutlarından daha ucuz olan yurtlarda olabilseydim daha da güvende hissederdim; bütün bunları, okula gitmeyi ve aynı anda tam zamanlı işimi nasıl bir çırpıda yapmam gerektiğini bilmiyorum” diye belirtti.

Pandemiden önce nispeten istikrarlı olan korumadan ayrılan gençler, bu kriz sırasında koşullarının hızla kötüleştiğini belirttiler. Jaxx Saunders (20), yaklaşık iki yıl önce Montana’nın koruyucu bakım sisteminden ayrıldı. Saunders, koruyucu aileden ilk ayrılışlarının sorunsuz olduğunu söyledi. Eşiyle birlikte bir daireye taşındılar, Montana Üniversitesi’ne tıp öğrencisi olarak girdiler ve bir sinemada iş buldular. Montana’da ilkbaharda karantina başladıktan sonra, Saunders anında işini kaybetti. Saunders’ın eşi çalışıyor olsa da çift artık kira ödeyemedi ve başka bir yere taşındı. Saunders,” son birkaç aydır tanıdıklarımızda kalıyoruz bağışıklık sistemim zaten kötü olduğu için covid ile aram pek iyi değil. Sadece kendimi beslemek için para bulma konusunda endişelenmek zorundayım ve bu akıl sağlığım üzerinde oldukça etkili oldu.”

Kaliforniya ve Ohio gibi bazı eyaletler, gençlerin pandemi süresince sistemden ayrılmasını önlemek için politikalar uygulamak için hızlı davrandılar ve yakın zamanda ayrılmış olanların geri dönmelerine izin verdiler. Ama birçok  devletler diğer gençleri kendi kaderlerine terk ettiler.

Savunucular tarafından aylarca yapılması önerilen sınırlı acil yardım fonu, son zamanlarda Kongre tarafından geçirilen en son teşvik finansmanına dahil edildi. Tasarı, korumadan ayrılan gençlere eğitim ve konut konusunda yardımcı olmak ve bu sisteme dahil olma yaşını 26’ya çıkarmak için ek bir 400 milyon dolar sağlıyor. Ayrıca, pandemi sırasında koruyucu bakım sisteminden ayrılma konusunda ülke çapında borçların ertelenme hakkını da hayata geçirecek. Tasarının ana temsilcilerinden biri olan Illinois Demokrat Temsilcisi Danny K. Davis,” harekete geçmeliyiz ya da yakında bu gençlerin çoğunu kaybedeceğiz.” diye belirtti.

Koruyucu bakım savunucuları için Covid-19’dan bile önce gelen bir başka önemli endişe onaylı koruyucu ebeveynlerin eksikliği, bu kriz sırasında daha da belirgin hale geldi. Austin, Teksas’ ta bulunan Helping Hand Home for Children’dan bir işveren olan Grace Lindgren,” ebeveynler, insanların şu anda evlerine girip çıkmalarına muhtemelen izin veremezler, birçok koruyucu ebeveynin şu anda düşünmeleri gereken başka çocukları veya bakıma ihtiyacı olan aile üyeleri var.”

Normalde bir yerleşimi kabul edebilecek birçok koruyucu ebeveyn, pandeminin beraberinde getirdiği ekonomik çöküş nedeniyle bunu yapamaz. Geçtiğimiz Ocak ayında, Teksas’ta onaylı  bir koruyucu ebeveyn olan Jennifer Anderson, aniden işini kaybettiğinde 13 yaşındaki bir kız olan Maddie’nin evlat edinilme sürecini tamamlamaya yakındı. Milyonlarca işsiz Amerikalı gibi, o zamandan beri kalıcı bir iş bulamadı — Maddie’nin evlat edinilmesini ve diğer gençlere yardım etmeyi süresiz olarak askıya aldı. Anderson, “sürekli bir işim olup, gelir elde edene kadar, yapabileceğim fazla bir şey yok” dedi.

Soronen, bunu yapabilecek olanların bir araya gelmesinin daha iyi olabileceğini söyledi, ayrıca koruyucu ebeveyn olmayı düşünenlere “şimdi tam zamanı” diye belirtti. Daha fazla bilgi edinmek için kuruluşunun web sitesini ziyaret etmelerini önerdi. “Küresel bir salgın, doğal afet ya da başka bir şey olsun, bir kriz bu çocuklara yardım etmek zorunda olduğumuzu, ahlaki ve yasal yükümlülüğümüzü unutmak için bir bahane değildir.” diye de ekledi.

Bu yazı Şevval Tufan tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Kriz dönemlerinde koruma altında yetişen çocuklar eğitime nasıl erişir?

Kriz dönemlerinde toplumda odaklanılan öncelikli konu yaşam ve sağlıktır. Sonrasında ise eğitim ve diğer temel gereksinimlere yönelik çalışmalar gerçekleştirilir. 2020 pandemi süreç yönetimi de buna benzer bir şekilde ilerledi. Öncelik olarak hastalığın yayılmasının önlenmesi ve tedavi süreçlerine ilişkin hızlı uygulamalar geliştirildi. Hastalığın ciddiyeti devam etmekle birlikte işin ekonomi ve eğitim ayağı da ele alındı. Eğitim ayağında hızlı bir adımla uzaktan eğitime geçiş yapıldı. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri derslere Eba, EbaTV ve ZOOM üzerinden katılım sağlarken, üniversite öğrencileri de kendi üniversitelerinin tercih ettiği online platformlar üzerinden eğitime katılım sağlamaya başladı. Bu noktada pandemi öncesinde de üzerine çalışılan bir konu çok daha somut ve keskin bir şekilde yüzümüze çarptı.

Uzaktan eğitim bu süreçte yapılabilecek en hızlı ve akıllıca çözüm olarak kurtarıcı bir rol üstlendi. Peki ama tüm çocuklar eğitime erişimde eşit fırsatlara sahip miydi? Gelir düzeyi düşük veya çok çocuklu ailelerde, çocukların bilgisayar, tablet ve telefona erişiminde güçlük yaşandı, kampanyalar düzenlendi. Buna bir de kırsal kesimde yaşayan çocukların internete erişimde yaşadığı güçlükler eklendi. Kısaca eğitime erişimde fırsat eşitliği ülke genelinde tartışılan bir konuyken koruma altında yetişen çocukların eğitime erişimde yaşadığı güçlükler çok da ön plana çıkmadı. 

Kapalı kurumlar yapısı gereği iç düzenini ve güçlüklerini denetleyemediğimiz yapılar. Bu nedenle kurum bakımında koruma altında yaşayan çocukların yaşadıkları güçlüklere ilişkin elimizde somut veriler yok. Yalnızca duyumlarımız doğrultusunda oluşturduğumuz varsayımlarımız var. Çocuk evlerinde kalan her çocuğa özel tablet veya bilgisayar desteği sağlanıyor mu? Çocuklar derslerine rahatça katılım sağlayabiliyor mu? Evde çoğu anne-baba çocuklarının başında durarak derslere katılımından emin oldu ve ödev takibini sağladı. Peki kurum bakımında ortalama 5 kişilik evlerde her biri farklı sınıfa giden çocukların eğitim devamlılığını ve verimliliği kim takip ediyor? Bilmiyoruz.

Bildiğimiz ve yakından takip ettiğimiz konu ise koruma altındaki üniversite öğrencilerinin yaşadıkları süreç oldu. Pandeminin yayılmasıyla karantina tedbirleri kapsamında KYK’ler yani öğrenci yurtları boşaltılarak karantina merkezleri haline getirildi. O dönemde bir gece yurtlarından çıkarılan gençlerin yaşadığı şoku hep birlikte izledik. Üniversiteli gençler ailelerinin yanına dönüş yaptı.

Peki koruma altındaki gençler ne yaptı?

Sorumlu sosyal hizmet uzmanlarıyla görüşen gençler kayıtlı oldukları çocuk evlerine dönüş yapabileceklerini ama giriş yaptıktan sonra koronavirüs tedbirleri sebebiyle kurum dışına çıkış yapamayacaklarını öğrendiler. Bir kısmı ise kayıtlı olduğu çocuk evinde yer olmadığı bilgisine ulaştı. Sonuç olarak çok az bir kısmı çocuk evlerine dönüş yaparken bir çoğu kalacak yer bulma telaşına girdi. Bu süreçte akrabalarının ve arkadaşlarının yanına giden oldu ancak pandemi süreci bitmek bilmeyince, koruma altındaki gençler bireysel yaşama erken ve ani bir giriş yaptılar. Kalacak yer sorununu bir şekilde çözen gençleri karşılayan bir diğer sorun eğitime erişim oldu. O dönemde Hayat Sende Derneğine eğitime erişim için bilgisayar ve tablet talebiyle başvuran pek çok genç oldu. Biz de hem kalacak yer sorununa hem eğitime erişim sorununa dikkat çekmek için #YaEvdeYoksam isimli bir kampanya düzenledik ve halihazırda bursiyerimiz olan koruma altındaki gençlere ek burs sağladık. Yeterli olmasa da bu süreci koruma altındaki üniversite öğrencileri için kolaylaştırmaya çalıştık. Ancak sorun çözülebilmiş değil.

Koruma altındaki üniversite öğrencileri hem barınma hem eğitime erişimdeki güçlüklerle mücadele etmeye devam ediyor.

Kriz dönemlerinde yaşanacak karmaşayı ve mağduriyetleri önlemenin en etkili yolu aslında krize kriz gelmeden önce hazırlıklı olmaktan geçiyor. Kriz dönemleri için acil uygulama planlarınız olduğu takdirde bu sorunları gelmeden öngörüp önlemler almak daha kolay. Zaman bir şekilde ilerliyor ve pandemi atlatılıyor. Ancak eğitime erişimde sıkıntı yaşayan çocuk ve gençlerin kayıplarının yeri doldurulması mümkün olmayan bir boşluk olarak kalıyor. Süreç geçiyor ancak aylardır kapalı kurumlarda kalan koruma altındaki çocuklar için yaşanan travmalar acı bir anı olarak hafızalarda yer ediyor. Süreç geçiyor ancak aylardır bir başkasının yanında kalmaya çalışan, kendine ait mahrem alanı olmayan koruma altındaki üniversite öğrencilerinin hissettiği kendi başına kalmışlık hissi acı bir deneyim olarak kalıyor. Koruma altında yetişen çocuk ve gençler de dahil tüm çocukların hayata fırsat eşitliğiyle hazırlandığı bir toplum dileğiyle… 

Rumeysa Bozdemir – Sosyal Hizmet Uzmanı

Kriz Dönemlerinden Koruma Altındaki Çocuklar Nasıl Etkilenir?

Kriz kelime manası olarak toplumun geçirdiği zor dönemi, bunalımı ve buhranı ifade ediyor. Kriz diye nitelendirilen durumlar bazen doğal afetler sonucunda bazen ekonomik çalkantılar bazense kontrol altına alınamayan olaylar sonucunda ortaya çıkıyor. Krizin sebebi değişmekle birlikte sonuçları toplumu etkileyen, işleyen sistemleri aksatan, halihazırda aksayan sistemleri ise tamamen durduran bir portre çiziyor. Krizden en çok etkilenen tabi ki toplumdaki hassas gruplar oluyor.

Şu an yalnızca ülkecek değil dünya olarak bir krizi yaşıyoruz: Korona Salgını. Fiziksel ve ruhsal sağlığımızın tehdit altında olduğu bu dönem elbet toplumun her kesimi için zorlu geçiyor. Ancak bazı gruplar bu süreci çok daha zor atlatıyor. Koruma altında bulunan çocuk ve gençler bu gruplardan biri. Türkiye’de 21 bin çocuk koruma altında. 14 bin çocuk kurum bakımında kalırken yalnızca 7 bin çocuk koruyucu aile yanında bulunuyor.

Korona salgınının başlamasıyla ülke genelinde çeşitli tedbirler alındı. Dönem dönem sokağa çıkma ve seyahat kısıtlamaları uygulandı. Koruma altında kurum bakımında kalan 14 bin çocuk ise aylardır karantinada. Kurumdan ayrılmaları sınırlandırılmış durumda. Toplumun büyük çoğunluğu haftasonu ya da 1 hafta süreyle evlerinden ayrılamadığında bile buhran geçirirken kurum bakımındaki çocuk ve gençler aylardır kurum dışına çıkamıyor. Kurum bakımından kaynaklı riskler göz önüne alındığında bu uygulama anlaşılır. Ancak çocuk refahı açısından değerlendirildiğinde aile temelli bakım modellerinin ne denli önemli olduğu, kurum bakımının toplumun yaşadığı süreçlere uyum sağlayamadığı açıkça görülüyor. Bu dönemde pek çok uzman çocukların ruh sağlığı ve bu salgını anlamlandırma durumu üzerinde durdu. Ailelere, çocuklara korona salgını nasıl anlatılmalı, çocuklar evde nasıl vakit geçirmeli ve aile ilişkilerinin önemi anlatıldı. Peki koruma altındaki çocukların endişelerini kim gideriyor? Kurum bakımında bir yandan çocuğun bakımıyla ilgilenen bir yandan ek temizlik önlemleri alan bakım personellerinin tek başına çocukları desteklemeleri mümkün mü? Normal dönemde haftalık olarak çocuk evlerini ziyaret eden sorumlu uzmanların, korona döneminde evleri ziyaret edemediği süreçte çocukların iyilik halini kim korur? Evlerin içinde yaşananları kim denetler? Koronanın kendisine bulaşacağından korkan koruma altındaki çocuğun endişelerini kim giderir? Önlem sebebiyle dışarıdan ziyaretçi kabul edilmeyen kurumlarda biyolojik ailesiyle dahi görüşemeyen çocukların travmaları nasıl önlenir? Oysaki çocuklar koruyucu ailelik gibi aile temelli bakım modellerinde bulunsa bu süreci çok daha sağlıklı atlatabilirlerdi. 

Krizin geleceğini ön göremesek de kriz dönemlerinde çocukların nasıl etkileneceğini tahmin edebiliriz. Bu ve benzeri krizlere hazırlıklı olmak için çocuk koruma sistemimizin daha sağlam temeller üzerinde yükselmesi gerekir. Kurumlarda toplu olarak bakım gören çocuklar için salgın her zaman var olan bir risk. Bu riske karşı önlem sıkı karantinalar değil her çocuğun bireysel ilgi, şefkat ve değer gördüğü aile temelli bakım modellerini yaygınlaştırmaktır. Ve burada sorumluluk yalnızca devlete ait değil, çocukların iyilik halini koruma sorumluluğu toplumda yaşayan tüm bireylere ait. Bu sorumluluğu paylaşan toplumlarda, her çocuğun sevgi dolu bir ailede hayata hazırlandığı güzel günlere erişmek dileğiyle… 

Rumeysa Bozdemir – Sosyal Hizmet Uzmanı

On yedi yaşındayım, Yakında on sekiz olacağım.

On yedi yaşındayım,
Yakında 18 olacağım.
Yurttan da çıkarılacağım.
Halbuki dünya çok gürültülü ve karmaşık.
Nasıl mücadele edeceğim?
Anlatsana doğru mu bu?
Yurttan ayrılınca da bir eve ihtiyacım var.
Aynı yurtta kalırken olduğu gibi.
Ben devletin sorumluluk alanında değil miyim?
Öyleyse neden bu durumdayken çıkarılıyorum yurttan?
Düşlerime ne olacak?
Herhangi bir rehabilitasyon programından destek alacak mıyım?
Eğitimim, arkadaşlarım, ilişkilerim, içinde bulunduğum toplum.
Ahhh, ben bu toplumun parçası bile değilim.
Uyan devlet,
Ver bana kimliğimi,
Duy sesimi ve cevapsız sorularımı.
Anla beni, benim gerçekleştirebileceğim bir potansiyelim var.
Elimi tut, destek ol.
On yedi yaşındayım, on sekiz olacağım,
Ve on sekiz olmak korkutucu.

Priyanka Kumari ve Suman Kasana

Bir Değerlendirme: Kraliçenin Oyunu – The Queen’s Gambit

Korona sonrası insanların evden çıkamaması Netflix diye bir platformu hayatımızın içine soktu. Bu platformda son dönemde bir dizi oldukça popüler. Dizinin ismi “Kraliçenin Oyunu – The Queen’s Gambit”. Dizide kısaca annesi-babası ölen ve çocuk yuvasına, yetiştirme yurduna yerleştirilen bir kızın satrança olan tutkusuyla dünya şampiyonu olması ele alınıyor. Yıllardır yuva, yurt, koruyucu aile ve evlat edinme alanında çalışan bir yapı olarak diziye ilişkin bazı değerlendirmelerimiz var. 
 
1- Yurtta yetişen çocuklar normal bir ailede yetişen çocuklara göre daha istikrarsız günlük yaşamlara ve duygu durumlarına sahip olduğu için daha yaratıcıdır. Önemli olan bu yaratacılığı etkili bir şekilde yönlendirmedir. Filmde de böyle oluyor.
 
2- Yuva ve yurtlarda çocukların sorun davranışlarını baskılamak için yoğun antidepresanlar kullanılır. Filmde de böyle oluyor. 
 
3- Yoğun antidepresan kullanımı çocuk ve gençlerin yurttan ayrıldıktan sonra madde bağımlılığına yönelmesinde de ana etken. Filmde de böyle oluyor.
 
4- Yurtta yetişenler kan bağına dayanmayan akrabalığa sahip. Filmin ana karakteri bağımlılık batağındayken yurttan bir arkadaşı gelip hayata tutunmasını sağlıyor. 
 
5- Evlat edinen ailelerde çocukla bağ kuramayan ebeveynler olabilir. Filmde de böyle oluyor. 
 
6- Yurtta yetişen gençler yemek hazırlama gibi küçük detayları tecrübe etmediği için temel yaşam becerileri konusunda da eksiklikleri oluyor. Filmde yuvadan evlat edinmeye giden ana karakter eve yerleştiğinde mikrodalga çalıştırmayı bile bilmiyor.
 
7- Film aslında çok iyi danışmanlık alarak yuva, yurt, koruyucu aile, evlat edinme gibi konuları çok detaylı işlemiş. Bakmasını bilene kaliteli ayrıntılar var. Ülkemizde bu konuları işleyen oldukça kötü dizilerin bakıp esin alması ve gerekirse senaryo yazımı için destek alması önerilir. 
 

Koruma Altında Yetişmiş Hakan’ın Hikayesi

Koruma altında yetişen 29 yaşındaki Hakan 11 yıldır sokakta yaşıyor. İşe yerleştirme hakkını kullanmak için tam 10 yıl mücadele verdi. Mücadelesini sonunda kazandı. Şimdi işe başlayacağı günü heyecanla bekliyor. Ve kendisi gibi mücadele veren gençlere bir şeyler söylemek istiyor.

  • Hakan öncelikle kendini tanıtır mısın?

1991 doğumluyum, 6 yaşında Giresun’da koruma altına girdim. Sonrasında Samsun, Tokat, Ankara’ya gönderildim. En son Muş’ta kaldım, 2009 yılında 18 yaşında korumadan ayrıldım. Ayrılırken Form A belgemi doldurdum. Bu çok önemli işe yerleşme için. Bunu mutlaka doldurup çıkılması gerekiyor. Ayrıca şu an korumada olan gençlere de şunu söylemek istiyorum yurttan kaçmasınlar, iş haklarını kaybetmesinler. Yurttan kaçmak iyi bir yer değil iyi kötü yurtta kalacak bir yerleri var. Bizim zamanımızda kavga ve kötü muamele de vardı. Şimdi daha iyi.

  • Korumadan ayrıldıktan sonra nasıl bir süreç yaşadın?

Hiç kimsem olmadığı için sokakta kaldım. Halde kalmayı tercih ettim. Çünkü açtım orda en azından sebze meyve alıyordum. Hırsızlık yapmamak için haldekilerden yiyecek istedim. Ama para hiç istemedim, para kazanmak için kendim bir şeyler yaptım. Bir süre arkadaş ortamında madde kullandım. Pişman oldum tedavi oldum. Bir daha da hiç kullanmadım. 10 sene sokakta kaldım. Aile Bakanlığı’ndan destek almaya çalıştım bu süreçte.

  • Peki işe yerleştirme sürecin noldu bu 10 yılda?

Form A belgesini doldurduktan sonra aslında memurluğa atandım. 18 yaşından önce işlediğim bir suç vardı. Bundan dolayı atandığım kurum beni kabul etmedi. Avukat tuttum sabıka kaydımı sildirdim. Çünkü 18 yaşından önce olduğu için silinmiş olması gerekiyormuş. Sonra tekrar atandığım kuruma gittim yine de kabul etmediler. CİMER’e yazdım. Beni aradılar. Suça bulaşmamamı sabretmemi söylediler. Aile Bakanlığı’nda çalışan Mehtap abla var, o bana çok destek oldu. Dilekçe yazdık, başvurular yaptık. Bu süreçte Hayat Sende Derneği ile de görüştüm, gönüllü avukatlarla da konuştum. Başvurularım sonucunda en sonunda iş hakkımı geri kazandım. 10 yıl sonra yeniden tercih verdim. Şu an sonuçları bekliyorum.

  • Koruma altında yetişen genç arkadaşlara ne söylemek istersin?

Gençlere şunu söylemek isterim: Mücadeleyi bırakmasınlar. Sabır her şeyden önemli. Hepimiz genç olduk. Kavga ettik, eğlendik, güldük. Her şey gelir geçer. Ama gençken yaptıkları bir hata sebebiyle iş hakları giderse öylece kalırlar. Son pişmanlık da fayda etmez.  Her şeyden önemli bu.

Madde kullanımına asla bulaşmasınlar. Bir yanlışa bulaştığın zaman çevren direk boşalıyor. Yanlış insanlarla birlikte olunca suç dosyası da kabarıyor insanın.

Ayrıca bu süreçlerde mutlaka destek alsınlar çevrelerinden. Hiç kimse yoksa Aile Bakanlığı’na başvursunlar. Yardım istesinler, bunları yolun başından bilmek önemli. Boşluğa düşmesinler. Ben tekim, şansım yok demesinler. Onların da arkadaşı, ailesi, sevgilisi, eşi olacak. Mücadele etsinler, umut etsinler her şey için. 

Hayat Sende Derneği olarak Hakan’ı mücadelesinden, 10 yıldır gösterdiği güçlü duruşundan dolayı tebrik ediyoruz. Hayatında hep umut ve güzellikler olmasını diliyoruz. 

Çocuk Koruma Sisteminde Son Dönemdeki İddialar

Hayat Sende Derneği olarak 2007 yılından beri koruma altında yetişen çocuklar ve korumadan ayrılan bireylerin hayatlarına yenilikçi çözümler getirmek için çalışmalar gerçekleştirmekteyiz.

Son dönemde koruma altında yetişen çocuk ve gençlere ilişkin gündeme getirilen iddialarla ilgili olarak Hayat Sende Derneği yönetimi, korumada yetişen bireyler, alanda çalışan uzmanlar ve gönüllüler ile 27/09/2020 tarihinde bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantıda özetle,

  • Çocuk Destek Merkezlerine ilişkin Çalışma, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kamuoyuna daha fazla bilgilendirme yapması,
  • Çalışma, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin bahsekonu alandaki sorunların çözümüne katkı sağlaması için yapıcı bir diyaloğa ön ayak olması,
  • Diyalog zemininin oluşturabilmesine teminen ivedilikle tüm paydaşların katılımıyla dijital bir çalıştay düzenlenmesi ve yol haritası belirlenmesi,
  • Aleyna Çakır davasına Bakanlıkça müdahil olunması ve gerekli bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması,
  • Çocuk Destek Merkezlerinde çalışan personelin buraları sürgün gibi görmesininn engellenmesi, burada çalışan personele diğer personelin en az %50 daha fazla ödeme yapılması,
  • Uzun zamandır hayata geçirilmeye çalışılan fakat Maliye Bakanlığı’nın bütçe tahsis etmemesi gerekçe gösterilerek bir türlü hayata geçmeyen profesyonel koruyucu ailelik modelinin hayata geçirilmesi,
  • Çocukların önündeki yoksulluk zincirinin kırılabilmesinin en önemli yolunun eğitim hakkına daha fazla erişebilmek olduğu göz önünde bulundurularak koruma altındaki gençlere özel üniversitelerde kontenjan açılmasının sağlanması, bu sayede bu gençlerin koruma kararlarının uzatılması, hayata daha eşit ve güçlü bir şekilde atılabilmelerinin temini,
  • Koruma altındaki çocukların temel gelire ulaşmadan ve hayatını sürdürme becerileri sağlanmadan korumadan ayrılmasının engellenmesi, korumadan ayrılma yaşının çocuk istemedikçe 21 yaşına kadar uzatılması

önerileri ele alınmıştır.

Bahsekonu hususlarda tüm paydaşların katılımı ve uzlaşısıyla ivedilikle karar alınması konusunda süreçlerin takipçisi olacağız.

 

HAYAT SENDE DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

KAMUOYU AÇIKLAMASI

KAMUOYU AÇIKLAMASI

 Hayat Sende Derneği devlet koruması altında yetişen çocuk ve gençlerin hayata eşit ve güçlü bir şekilde atılması için çalışmalar yürütmektedir.  13 yıl boyunca çalışmalarımızda devlet koruması altında yetişen bireylere yönelik güçsüzleştirici, etiketleyici ve ayrımcı söylemlerle mücadele ettik… Koruma altındaki çocukların potansiyellerini gerçekleştirmesinin önündeki en önemli engel çocuklara acıma, kuşku ve irdeleyici bir merakla yaklaşılmasıdır. Etiketleyici söylemlerin koruma altında yetişen çocuk ve gençlerin hayatlarında karşılarına engel olarak çıktığını gördük. Bu nedenle “evlatlık almak, yurt çocuğu, kimsesiz çocuk” gibi söylemleri kabul etmeyerek “evlat edinmek, koruma altında yetişen çocuk, korunmaya ihtiyacı olan çocuk” söylemlerini hayata geçirdik.

Biz koruma altında yetişen çocuklarımızı güçlendirirken ve bu konuda medyadan çocukların hayatına olumlu katkılar beklerken, karşılaştığımız manzara FOX TV’de yayınlanması planlanan, Med Yapım tarafından hazırlanan “Kimsesizler” dizisi ile çocuklara yönelik yaralayıcı, manipüle edici ve küçük düşürücü söylemler oldu. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre her çocuğun bir aile ilgisi ve şefkati ile büyüme hakkı vardır. Ve bu hak; çocuğun tatlı, şirin, akıllı veya güzel olması ile ilgili değil, çocuk olmasından kaynaklı doğal hakkıdır. Evlat edinme ve koruyucu ailelik gibi çocuklara aile ortamı sunan ve titizlikle yürütülen bakım modellerinin asılsız söylemlerle zedelenmesi, hem bu bakım modellerini yürüten Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na hem de çocuklara bu bakımı hassasiyetle sağlayan ailelere karşı yapılan büyük bir haksızlıktır.

Hayat Sende Derneği olarak bugüne kadar savunduğumuz değerler doğrultusunda bu dizinin yayından kaldırılması için tüm adımları paydaşlarımızla birlikte atacağımız sözünü kamuoyuna duyuruyoruz.

Unutmayalım kimsesiz çocuk yok, ben var, sen var, biz varız!

Çocukları asla yalnız bırakmayız!

 

Hayat Sende Derneği

https://www.hayatsende.org/hayatlarina-umut-ol/

bilgi@hayatsende.org