Bu rapor, bu boşlukları ve riskleri ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
Continue readingYetimhane Turizmi: Çocuklara Yardım Etmek İsterken Zarar Vermek Mümkün mü?
Bu rapor, bu boşlukları ve riskleri ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
Continue readingÇOCUK BAKIM SİSTEMİNDE RUH SAĞLIĞI VE İYİ OLUŞ BAKIŞINI GETİRMEK
Bu rapor, bu boşlukları ve riskleri ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
Continue reading2828 Sayılı Kanun Teklifine Yönelik Öneriler Raporu
Bu rapor, bu boşlukları ve riskleri ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır.
Continue readingSHÇEK ve ÖĞRETMEN OLMAK
Bugün 24 Kasım 2023. Öğretmenler günü. Benim vatana faydalı, iyi bir evlat olarak yetişmemde ve kariyerimde büyük emekleri olan yurt ve yuva öğretmenim; Ankara, Keçiören, Atatürk Çocuk Yuvası öğretmeni (örtmenimi) Neslihan Öğretmenimi anlatacağım sizlere.
İlkokul son sınıf ya da orta birinci sınıf öğrencisiyim. Yıl 1994-1995. E Blokta kalıyorum. Akşam saati yoklama almaya A Blokta çalışan nöbetçi bir öğretmen geldi. Tanımıyorum. Sanırım kısa bir süre önce o da bizim yuvamıza İstanbul ilindeki bir Erkek Yetiştirme Yurdundan tayin gelmiş. Bizim kaldığımız blok iki katlı; alt katı koğuş dediğimiz odalar ve banyo, üst katı ise sosyal faaliyet, etüt odası, idari odaların olduğu küçük ve eski, lakin çok güzel, tarihi bir bina. Geçen yaz ziyarete gittim ve o bina farklı bir amaçla da olsa çocuklara hizmet vermeye devam ediyor.
Benim çocukluğumda E blok Sorumluları; Ali Müdür Baba, Mehtap ve Yüksel Öğretmen, Sosyal Hizmet Uzmanı Yücel Abi, Sosyal Hizmet Uzmanı Servet Abi. Gece vardiyasında; Hacer ve Şerife Anne. Gündüz vardiyasında ise Günnur ve Esengül Anne ve bir de Yardımcı Hizmetler Personeli Ayhan Abi… Her birinin ayrı ayrı üzerimizde hakları var. Onlara dair de aklımda kalan bir iki anıyı kaleme dökmek istiyorum. Gündüz vardiyasında çalışan Günnur Anne o dönem gebe idi. O yaşlarda en uzun zaman geçirdiğim gebe insan olarak farklı gelirdi. Merhameti öyle yüce, sevgi dolu bir kadındı. Bize kıyamazdı. Ne yaramazlık yaparsak yapalım, inciniriz diye sesini yükselttiğini hatırlamam. Dilerim kendi evladı da öyle insanlara denk gelsin… Diğer vardiyada Esengül Anne daha otoriter, yüksek sesli bir kadındı. Muhtemelen biz çocuklarla ilgisi olmayan, aşamadığı sorunları vardı. Üzerinde “HAYDAR” yazan bir değnek hatırlıyorum. Kapılara vurulup korku salınan…
Ayhan Abi temizlik görevlisiydi. Zeki bir adamdı. Özellikle hafta sonu mavi bir halıfleks kaplı televizyon salonunu, elektrik süpürgesi ile süpürmek yerine çekirge sürüsü gibi olan biz çocuklara ellerimizle halıdaki pislikleri toplatır sonra da ellerimizdeki pislik miktarını kontrol ederdi kim daha fazla toplamış diye. Yerden en çok pislik toplayıp, minicik avucunun içini en çok dolduranlara ödül olurdu. Belki bir pötibör bisküvi ya da bir meyve… Ayhan Abi yumuşak huylu bir çalışandı. Kırıp incitmezdi. Espriliydi. Kısa bir dönem de Aysel Annenin çalıştığını hatırlıyorum. Muhtemelen Günnur Anne doğum iznine ayrılınca onun yerine gündüz vardiyasına geldi. Ağır, oturaklı, hanım hanımcık bir kadındı. Bende ki izlenimi böyle kalmış.
Laf lafı açar derler; Neslihan Öğretmenimi anlatırken yad etmiş olayım diğer kurum çalışanlarını da…Söz uçar yazı kalır. Malum…
Nerede kalmıştım? Yoklama almaya E Bloğa gelmişti Neslihan Öğretmen.
Bizim blok halı kaplama olduğu için terzihanede kumaş galoş diktirdiler. Ayakkabı ile girilmesin, dışarıdan gelen galoş giyilsin denildi. O gün nöbetçi öğretmen galoşları fark etmemiş. Ayakkabısı ile girmiş. Akşam saati. Ben bacak kadar boyumla dikildim karşısına, nasıl kızıyorum;
‘Sen neden bizim bloğumuza galoşsuz girdin?’ diye.
İçten içe de korkuyorum aslında, şimdi bana kızacak, yarın da beni şikâyet eder müdür babaya diye.. ama haklıyım. Kuyruğum dik!
Neslihan Öğretmen o gün bana hiç kızmadı. Dakikalarca konuştu benimle. Adımı, yaşımı, kardeşlerimi, çok doğru söylediğimi, haklı olduğumu, bir önceki nöbetinde galoş olmadığını, bu kuralın yakın zamanda getirildiğini tane tane anlattı.
Sonra bizim Neslihan Öğretmen ile aramızda gözle görülmesi mümkün olmayan, çok derin ve güçlü bir bağ oluştu.
Neslihan Öğretmenin benim için her daim bir öğretmenden çok daha fazlası oldu. Mezuniyet törenlerimde yanımdaydı. O benimle gururlandı.
Beni istemeye gelecekleri zaman yanımdaydı. Nişanımda, nikahımda, doğumlarımda o hep yanımda oldu…
Bugün 24 Kasım 2023 Öğretmenler Günü. Ben Neslihan Öğretmenim nezdinde bana ve benim gibi koruma deneyimi olan binlerce gence ışık olmuş bütün ÖĞRETMENLERİMİZİN Öğretmenler Gününü kutluyorum.
Ben yazıma SHÇEK diye başladım. Benim zamanımda öyleydi. Bakanlığın defalarca adı değişti. Şimdiki adı ile ‘kurum çalışanı’ öğretmenlere selam olsun. Sizlerin de yetiştirdiği çocuklar, gençler sizleri 25-30-40 yıl sonra, en güzel anılarla yad etsinler.
Yazmak bana iyi geliyor. Mazide kalan yaşanmışlıkların bende bıraktığı izleri ifade etmek tıpkı bir yelkenli ile denizin derin maviliklerine açılıp orada denize bırakılmış kalıntıların, uzun bir zaman sonra dalgaların da etkisi ile kıyıya vurması misali.
Konuşmak için insan kayırıyorum. Karşımdaki dinleyenin ne dediğimi doğru anladığını bilmek bana güven veriyor. Aksi takdirde -ah, -vah, -tüh… gibi geri dönüşler “ama öyle değil o durum” izlenimi bırakıyor. Yazmaktaki maksadım; yüzlerde tebessüme hasıl olsun. Çünkü ben kendi ayaklarının üzerinde durabilen, en zor yaşam koşullarında dahi kendini en iyi şekilde yetiştirebilmiş bir bireyim.
Hayatın bana verdiği dersler içerisinde maddi ve manevi yoksunluğun en dibini görmüş ve üstelik bu durumu çocukluk çağında yaşamış olmanın kazanımı olarak; dirayetli ve yıkılmaz, düşsem dahi kalkmayı bilen, bu durumdan ders almayı bilen bir birey olmak kârım oldu.
Son olarak da;
Koruyucu aile sistemi nedir?
Türleri nelerdir?
Ülkemizde gelişmesi için neler yapılabilir? gibi bilgileri edinerek sonraki nesiller için ışık olalım.
Bilgi güçtür.
Sağlık, Sevgi ve Selametle
Bu yazı Aslı Ece AYGÜN tarafından Hayat Sende Derneği adına hazırlanmıştır.
Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.
Kurum Bakımında Yetişen Çocuklarda Bağlanma ve Kurumlarda Gönüllülük: Çocukların İhtiyaçları ve Sürekli Değişen İlişkiler
Bağlanma; çocuk ve çocuğa bakım veren kişi arasında oluşan, çocuğun kendisine bakım veren
kişiyle ilişki kurması, bakım veren kişiye ihtiyaç duyması, onu araması ve ona yönelik
yakınlık arayışı gibi davranışlarda bulunması ile kendini gösteren, sürekliliği olup yaşam
boyu devam eden duygusal, özel ve uzun süreli, samimi bir bağın oluşum sürecidir.
Bebeğin, doğduktan sonra çevresiyle kurmaya başladığı bu bağ, hayatının diğer dönemlerinde
kuracağı ilişkilerin temelini oluşturmada doğrudan etkili olmaktadır. Erken dönemde yaşanan
travma, ayrılık, sevdiklerini kaybetme veya yakın ilişki temelli diğer sorunlar ileriki dönemde
yaşanan kaygı bozukluğu, depresyon, öfke kontrol problemi, duygusal kopukluk, kendini ve
duygularını kontrol etme kapasitesi ile yakından ilişkilidir.
Kısaca bağlanma, insanların duygusal olarak birbirine bağlanma yeteneği ve ihtiyacıdır.
Türkiye’de koruma altındaki çocukların hayata hazırladığı kurum çeşitleri; çocuk evleri,
çocuk evleri sitesi ve ihtisaslaştırılmış çocuk evleri sitesidir. Bu bakım modellerinden birinde
yetişen çocuklar, genellikle aile bağlarından yoksun olarak büyümekte ve bu durum onların
bağlanma ihtiyaçlarını büyük oranda etkilemektedir. Kurum bakımında yetişen çocuklar için
sağlıklı bağlanma ilişkileri, güvenli ve destekleyici bir bağlanma örüntüsünde büyümeleri ile
sağlanabilir. Yetişkinlerin, çocuklarla bağ kurması ve onlara güven duygusu aşılaması,
çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılaması için önemlidir. Çocuklar, bağlandıkları
yetişkinler aracılığıyla sevgi, anlayış, empati gibi temel duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilir.
Bu bağlantılar, çocukların duygusal sağlamlıklarını artırabilir, kendilerini daha iyi
tanımalarını sağlayabilir ve ilişkilerde daha sağlıklı davranışlar geliştirmelerine yardımcı
olabilir. Kurumlarda gönüllülük faaliyetleri çocukların yaşamlarında olumlu etkiler
oluşturabilirken bilinçli ve nitelikli planlanmayan gönüllülük çalışmaları çocukların bağlanma
süreçlerinde olumsuz etkiler oluşturur.
Gönüllülük, insanların başkalarına yardım etme amacıyla kendi istekleri doğrultusunda çıkar
beklemeksizin zamanlarını ve enerjilerini harcamalarıdır. Kurum temelli bakım modellerinde
yapılan gönüllülük, çocukların günlük yaşamlarını iyileştirmek ve ilham vermek için gönüllü
kişilerin katkılarını içerir. Gönüllülük faaliyetleri, çocukların günlük yaşamlarına farklı
deneyimler ve etkileşimler getirir. Ancak gönüllünün çocuğun düzenini bozmaya yönelik
davranışları, sadece vicdanını rahatlatmak için günübirlik ziyaretler yapması, acıma
duygusuyla çocuğa yaklaşması, çocukla çalışmaya ilişkin bilgi ve becerisinin yeterli
olmaması durumlarında kurumlarda gönüllülük çocuğa yarardan çok zarar vermektedir . Bu
durumlar çocukların güven duygusunu zedeleyebilir; koruma altındaki çocukları güçlü bağlar
kurma konusunda çekingen, özgüvensiz hale getirebilir. Sürekli değişen gönüllülerle bağ
kurma deneyimi, çocukların duygusal açıdan güvende hissetmelerini zorlaştırır ve gelecekteki
yaşamlarında ilişki kurma yeteneklerini büyük oranda etkileyebilir.
Kurum bakımında yetişen çocuklar benzer şekilde bakıcı personeller ile bağlanma
ilişkilerinde de zorluklarla karşılaşılaşabilir. Biyolojik ailelerinden ayrılma sürecinde
çocukların kayıp ve yalnızlık duyguları yaşama ihtimali yüksektir. Biyolojik ailesinden
ayrılırken deneyimlenen bu duygular bakım personellerinin sık değişmesiyle tekrar tekrar
yaşanabilir. Bu da çocukların güvende hissetmelerini ve sağlıklı bir bağlanma geliştirmelerini
zorlaştırabilir. Bu sorunlar çocukların kendilerini terk edilmiş hissetmesine, hayal kırıklığı ve
reddedilme duyguları ile ortaya çıkan psikolojik sorunlara ve düşük özgüven geliştirmelerine
neden olabilir.
Kurum temelli bakım modellerinde çocuklarla çalışan profesyonellerin ve gönüllülerin,
çocukların duygusal ihtiyaçlarını anlamaları ve karşılamaları önemlidir. Çocuklarla, güvenli
bağlanma ilişkileri kurabilmeleri için zaman, ilgi ve güvenilirlik sağlanmalıdır. Bakıcılar ve
gönüllüler, çocuklarla etkileşime girebilmeli, onları dinlemeli ve duygusal ihtiyaçlarını
önemseyerek zamana yayılmış bir gönüllülük süreci ile yanlarında olmalıdır. Bu nedenle,
gönüllülük programları düzenleyen kuruluşlar, süreklilik sağlamaya ve çocuklarla uzun vadeli
bir perspektif benimseyerek sağlıklı bağlanma ilişkilerin kurulmasına özen göstermelidir.
Bu yazı Destegül Yavuz tarafından Hayat Sende Derneği adına hazırlanmıştır.
Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.
Depremden etkilenen çocuklar #duyulsun 1
Ekonomik Şiddet
Ekonomik Şiddet Nedir ?
Herhangi bir bireyi küçük düşürmek, cezalandırmak, kontrol altında tutabilmek, üstünlük
kurabilmek ve aşağılamak için maddi güç uygulayarak ve üstünlük kurarak uygulanan şiddet
türüdür. Maddi geliri sömürmek, gelir ve birikime el koymak, para biriktirmesine engel
olmak, borçlandırmak, iş bulmasını engellemek ve mal-mülk konusunda ayrımcı tutumlar
sergilemek gibi eylemler ekonomik şiddet biçimleri arasında yer alır.
Ekonomik Şiddetin Oluşumuna Neden Olan Etkenler
Dünyadaki birçok kadın, ekonomik imkanlara ve fırsatlara erişim konusunda ciddi
problemlerle karşı karşıya kalmaktadır. Dini inançlar, ayrımcılık, gelir dağılımındaki
dengesizlik, kişilik bozukluğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, toplumsal kalıplar vb. faktörler
ekonomik şiddetin oluşmasına neden olan etkenlerin arasındadır.
Ekonomik Şiddetin Türkiye’deki Durumu
Türkiye’de yaşayan kadınların kendi imkanlarıyla sahip oldukları harcamaları konusunda
%38’i kendisi, %50’si eşleriyle birlikte karar verirken %10’unun ise hiçbir söz hakkı olmadığı
tespit edilmiştir. Buna ek olarak ileri yaşlardaki kadınlar gelirlerini harcama konusunda daha
fazla söz hakkına sahipken 15-19 yaş aralığındaki kadınların %26’sının daha az söz hakkına
sahip olduğu gözlemlenmiştir.
Türkiye’deki kadınlar iş hayatında hem erkeklere göre daha az ücret alırlar hem de iş
alımlarında erkeklere öncelik tanınır. Özellikle ekonomik kriz döneminde kadınların işten
çıkarılma durumları daha fazladır. Ayrıca evlilik döneminde kadınlar, çocuğa bakma gibi
durumlarla karşı karşıya kaldıklarından işi bırakma ihtimalleri daha yüksektir. Buna ek olarak
kadınların yönetimde söz sahibi olma, yöneticilik yapma ve yönetime katılma oranı erkeklere
oranla çok daha düşüktür.
Kentlerde yaşayan kadınların işsizlik oranı erkeklere göre 2 kat daha fazladır. Kadınların
eğitim düzeyi yükseldikçe iş gücüne olan katılımları da artmaktadır ancak katılım oranları
artsa bile erkeklerin özel sektördeki kazançları %68, kamudaki kazançları ise %76 oranla
kadınlara göre daha fazladır. Erkeklerin %54,5’i ücretli çalışırken kadınlar %24,3 oranında
çalışmaktadırlar.
Kadınların Ekonomik Şiddete Maruz Kalma Oranları
- İlkokul mezunu kadınların %55,3’ü fiziksel, %51,7’si duygusal, %57’si ekonomik ve
%51,4’ü cinsel şiddetle karşı karşıya kalmaktadır. - Ekonomik şiddetle ilgili yapılan bir araştırmada kadınların %50’si parasının elinden
alınmasını, %39,5’i çalışmasının yasaklanmasını, %39,5’i harçlık vermemeyi ya da
kısıtlamayı ve %35’i aile geliri konusunda bilgisiz bırakılmayı şiddet olarak belirtmişlerdir. - Türkiye’de 15-20 yaş aralığındaki kadınların %39’u gereksiz harcamalar sonucunda eşinin
kendisini dövme hakkına sahip olduğunu ifade etmişlerdir. - Cumhuriyet Üniversitesinin psikiyatri polikliniğine başvuran 16–29 yaş aralığındaki 300
evli kadınla yapılan araştırmada; kadınların %57’si fiziksel şiddete, %36’sı duygusal şiddete,
%32’si ekonomik şiddete, % 30,7’si cinsel şiddete ve %29,3’ü sözel şiddete maruz
kalmaktadır.Ekonomik Şiddetin Bireyler Üzerindeki Etkileri
- 1.Etki= Ekonomik şiddetle karşı karşıya kalan bireyler ciddi bir yoksullukla karşı karşıya
kalmaktadırlar. Bunun sonucunda da psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Yapılan araştırmalara göre özellikle kadınlar, kendi kazandıkları parayı eşlerine
vermediklerinde çeşitli şiddet türleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Buna ek olarak
ekonomik şiddet; bireylerin kendi kendine yetebilmelerine, sosyalleşmelerine, kendi
ayaklarının üzerinde durabilmelerine, bazı temel haklarını kullanmalarına ve kişisel
ihtiyaçlarını karşılamalarına engel olur. - 2.Etki= Ekonomik şiddet sonucunda kadınlar; iş bulamamaları, finansal bir desteğe sahip
olamamaları ve ekonomik baskılar sonucunda ortaya çıkan sosyal yetersizlik gibi sorunlarla
karşılaşmaktadırlar. Bu yüzden kadınlar ve kızlar, daha yaşlı erkekler tarafından bedenleri
ticari amaçlı kullanılarak cinsel şiddet riskleriyle ve çeşitli cinsel hastalıklarla karşı karşıya
kalmaktadırlar. - 3.Etki= Ekonomik şiddet sadece bireyleri değil, aynı zamanda ülkeleri etkileyerek o ülkenin
üretim ve iş gücünü azaltmış olur. Çünkü bireylerin –özellikle kadınların- örgün eğitim
almalarına fırsat verilmemesiyle ve gelişimlerine engel olunmasıyla erken yaşta evlilikler
ortaya çıkar ve çiftçi, seyyar satıcı, çıraklık gibi vasıf seviyesi az olan mesleklerde artışlar
meydana gelir. - 4.Etki= Ekonomik şiddete uğrayan kişiler; diğer kişilere göre daha fazla depresyon, madde
kullanımı, intihar girişimi ve şiddete eğilim gibi risklerle 6 kat daha fazla karşı karşıya
kalmaktadırlar.Öneriler
- Ekonomik şiddetin azaltılmasına yönelik çözüm önerileri şunlardır:
- Kadına yönelik şiddetin azaltılmasına ve kadının ekonomik olarak güçlendirilmesine yönelik
programlar oluşturulmalıdır. - Kadın ve erkeklerin eğitim seviyeleri yükseltilmelidir.
- İstihdam konusunda kadın-erkek eşitliği geliştirilmelidir.
- Ekonomik şiddet mağdurlarının gelişimi ve eğitimi için sosyal destek servisleri
oluşturulmalıdır. - Ekonomik şiddetle ilgili çeşitli ve detaylı araştırmalar yapılıp veri analizi yapılmalıdır.
- Kadınların istihdam seviyelerini geliştirmek, ekonomik şiddetten korunabilmeleri ve kendi
işlerini kurmalarını sağlamak için çeşitli kredi imkanı sağlanmalıdır.KAYNAKÇA
- 1) Can Gürkan, Ö., & Coşar, F. (2009). Ekonomik Şiddetin Kadın Yaşamındaki
- Etkileri.
- 2) Şiddet Biçimleri – Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
- Bu yazı Emircan Dündar tarafından Hayat Sende Derneği adına hazırlanmış, kontrolü Şeyma Fidan tarafından yapılmıştır.
- Pozitif toplumsal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.
Psikolojik Şiddet
Psikolojik Şiddet Nedir?
Şiddet denilince akla ilk gelen fiziksel şiddet olsa da en az onun kadar zarar veren ve çoğunlukla fark
edilmeyen psikolojik şiddet, duygulara yönelik sözlü veya sözsüz eylemlerle uygulanır. Genelde ikili
ilişkilerde gerçekleşen psikolojik şiddette amaç karşı taraf üzerinde güç sahibi olmak, karşı tarafı
kontrol altına almaktır. Böylece psikolojik şiddette bulunan kişi karşı tarafın benlik saygısının
zedelenmesine sebep olur.
Kişiyi aşağılamak, küçümsemek, ağır bir şekilde eleştirmek, toplumdan soyutlamak, yalan söylemek,
kendi istediğinin olması için tehdit etmek ve kişinin duygularını yok sayıp kendi istediğinde iletişime
geçmek psikolojik şiddete örnek olarak verilebilir.
Belirtileri
Psikolojik şiddete maruz kalan kişinin durumu fark etmesi genellikle kolay olmaz. Çünkü insanlar bu
şiddet türüne genelde en yakınları tarafından maruz bırakılırlar. Şiddete maruz kalan kişi kendini
sorgular, karşı tarafın haklı olduğunu düşünür ve kendine suçlayıcı bir tavırla yaklaşır. Kişi kendinin
fazla duygusal olduğunu, karşı tarafın ondan daha üstün olduğunu ve tüm bunları onun iyiliği için
yaptığını düşünebilir. Yaşadığı olayları yanlış algılayıp yorumladığı için maruz kaldığı psikolojik şiddeti
normalleştirebilir.
Psikolojik şiddete maruz kalan kişilerde özgüven eksikliği, korku, huzursuzluk, yalnızlık hissi ve aşırı
gerginlik gibi durumlar görülür. Bu kişilerde yorgunluk, uykusuzluk, aşırı yeme veya iştahsızlık gibi
belirtiler de görülür. Arkadaş ilişkilerinde ve meslek hayatında bozulmalar yaşanabilir. Psikolojik
şiddet bazı durumlarda fiziksel şiddetten bile daha çok zarar verebilir. Şiddetin uzun süre devam
etmesi halinde kişinin benlik saygısı zedelendiği için depresyon, anksiyete, travma sonrası stres
bozukluğu ve madde bağımlılıkları ortaya çıkabilir.
Türleri
Yalnızlaştırma: Bu psikolojik şiddet türünde mağdurun çevresindeki en yakın insanlardan uzak
durması sağlanmaya çalışılır. Bu davranışla mağdurun tamamen şiddeti uygulayan kişiye ait olması
amaçlanır. Böylece kişi gitgide yalnızlaşır ve kendisine şiddet uygulayan kişi hariç kimsesi olmadığını
düşünür. Bu durumda olan kişi sürekli sevilmediğini, hor görüldüğünü ve istenmediğini hisseder.
Gaslighting (Akıl bulandırma): Bu psikolojik şiddet türünde mağdurun sürekli kendini sorgulaması
sağlanır ve mağdur bir süre sonra kendi düşüncelerinin uydurma olduğuna, her şeyi kendi kafasında
kurduğuna ve sürekli paranoyakça düşündüğüne inanır. Böylelikle aslında suçlu karşı taraf olsa bile
mağdurun kendine olan inancı kırılır ve mağdur kendine güvenemez hale gelir. Ayrıca yalan
söylenerek mağdur manipüle edilebilir ve mağdur da karşısındaki kişinin söylediklerine inanır. Bir süre
sonra mağdur tamamen karşı tarafa bağlı hale gelebilir.
Stashing (Saklamak): Bu psikolojik şiddet türünde ilişkide karşı taraf şiddete maruz kalan kişiyi adeta
yasak bir ilişki yaşıyormuş gibi saklar. Kişiyle toplum içinde görülmekten kaçınır ve kimsenin onları
göremeyeceği yerlerde buluşmaya çalışır.
Ghosting (Yok Olmak): Psikolojik şiddetin bu türünü uygulayan kişi hiçbir sorun yokken aniden ve
sebepsiz bir şekilde ortadan kaybolur. Şiddete maruz kalan kişi karşısındakine ulaşamaz, mesajlarına
cevap alamaz. Böylece kişi zamanla kendini boşlukta hissetmeye başlar.
Zombieing (Aniden Ortaya Çıkmak): Bu psikolojik şiddet türünde kişinin hayatında olup daha sonra
ortadan kaybolan birisi belirli bir zaman sonra aniden onun hayatına yeniden girmeye çalışır. Bu kişi
daha öncesinde ilişkiyi keserken hiçbir açıklama yapmamış olmasına rağmen karşıdaki kişinin hayatına
tekrardan girmekte bir problem görmez. Ancak bu durum mağdurun bütün hayat düzenini alt üst
eder. Eğer mağdurun daha öncesinde yaşadığı ve çözdüğü sorunlar varsa bu durumda o sorunları
yeniden yaşamaya başlar.
Breadcrumbing (Yemleme): Bu durumda şiddet uygulayan kişi mağdurla bir süre boyunca çok iyi
şekilde vakit geçirir. Ardından bir süre sonra karşıdakiyle ilişkisini bir anda keser. Bir süre sonra
karşıdakiyle yeniden iletişime geçer ve hiçbir şey olmamış gibi davranır. Bu durum mağdurun
kendisini kullanılmış hissetmesine neden olur.
Cushioning (Tamponlamak): Bu durumda şiddeti uygulayan kişi evlidir veya başka bir ilişki
içerisindedir. Fakat mağdura ilişkisinden memnun olmadığını ve onu sonlandırmak istediğini söyler.
Fakat sürekli çeşitli bahaneler öne sürerek sözlerini yerine getirmez. Bu durum hem mağduru hem de
şiddeti uygulayan kişinin hayatındaki insanı çok kötü etkiler. Mağdur sürekli oyalanır ve en sonunda
yalnız bırakılır.
Mansplaining: Mansplaining uygulanan kişi, karşıdaki tarafından sürekli küçük görülür. Mağdur
sürekli eleştirilirken şiddeti uygulayan kişi kendini över. Böylece mağdur kendini eksik ve yetersiz
hissetmeye başlar.
Aşırı Kıskançlık: Kıskançlık belli düzeyde olduğu sürece ilişkilerde normal karşılanabilir. Ancak eğer
kıskançlık karşı tarafın hayat kalitesini düşürüp onu kısıtlamaya başladıysa durum artık psikolojik
şiddete döner. Bu duruma maruz kalan kişi sürekli takip edilir, kimlerle görüştüğü sorgulanır ve sosyal
hayatına devam edemez. Bu durumda olan kişi bu durumun normal olduğunu ve sevildiğini
düşünebilir. Ancak bu durum kesinlikle normal değildir ve bu bir psikolojik şiddettir.
Mobbing: Mobbing iş yerinde uygulanan psikolojik bir şiddettir. Amaç kişinin iş hayatında rahatsız
olup baskı altında hissetmesini sağlamaktır. Bu durum iş hayatında sıkça rastlanmaktadır. Mobbinge
uğrayan kişinin iş ortamında sürekli sözü kesilebilir ve görevlerini yapmasının önüne engeller
koyulabilir. Kişi sürekli eleştiriye ve suçlanmaya maruz kalır. Hatta bazen yüksek rütbeli kişiler
pozisyonlarını kullanıp kişiyi taciz dahi edebilirler.
Psikolojik Şiddetle Başa Çıkmanın Yolları
Bu durumun normal olmadığı ve psikolojik şiddetin varlığı kabullenilmeli.
Psikolojik şiddet uygulayan kişi ne yaptığının farkında değilse ona durum anlatılmalı.
Psikolojik şiddet uygulayan kişi ne yaptığının farkındaysa ve bunda bir sorun görmüyorsa
onunla iletişim kesilmeli.
Kişi kendine karşı olan tutumlarını, davranışlarını ve özsaygısını geliştirmeli.
Hayır demeyi öğrenmeli.
Sınırlarını belirlemeli ve korumalı.
Kişi, psikolojik şiddet ile nasıl başa çıkabileceğini veya olumsuz etkilerden nasıl en hafif
şekilde etkileneceğini doğru şekilde öğrenmek için bir uzman desteği almalı.
Kaynakça
Psikolojik Şiddet Nedir? Nasıl Başa Çıkılır? | Jetklinik.com
Psikolojik Şiddet Nedir? – Klinik Sitesi
Psikolojik Şiddet Nedir? Psikolojik Şiddetle Nasıl Başa Çıkılır? (psikologofisi.com)
Psikolojik Şiddet Nedir? Psikolojik Şiddetle Nasıl Başa Çıkılır? | Psikolog Merkezi
Psikolojik Şiddet Nedir? 2022 – Çevrimiçi Terapi (cevrimiciterapi.com)
Psikolojik/Duygusal Şiddet Nedir? Türleri Nelerdir? | Hiwell (hiwellapp.com)
Bu yazı Munise Tanrıklu tarafından Hayat Sende Derneği adına hazırlanmış, kontrolü Seray Dicle Günay Ekinci tarafından yapılmıştır.
Pozitif toplumsal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.






