Afgan Mülteci Çocuklar Nasıl Evlat Edinilir?

Afgan Mülteci Çocuklar Nasıl Evlat Edinilir, Hayat Sende

Christopher Boian, “Dünyadaki mültecilerin yarısından fazlası çocuk ve çoğu zaman bu çocuklar yapayalnızlar” ifadelerini kullandı.

Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesi, büyük kısmını çocukların oluşturduğu binlerce mülteciyi evsiz bıraktı. 

Today Parents’a konuşan Washington Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği kıdemli iletişim yetkilisi Christopher Boian, “Hiç kimse mülteci olmayı seçmez. Mülteciler, savaştan, şiddetten veya zulümden kaçmak için hayatlarını kurtarmak zorunda kalan hepimiz gibi insanlardır.” dedi.

BM’ye göre dünya çapında 20,7 milyon mülteci bulunmaktadır.

Boian, “Dünyadaki mültecilerin yarısından fazlası çocuktur ve çoğu zaman yalnızdırlar, hiçbir kusuru olmaksızın ebeveynlerinden veya onlara bakmakla yükümlü olan diğer yetişkin aile üyelerinden ayrıdırlar” sözlerini sarf etti.

Mülteci çocukları evlat edinmenin kolay bir yolu yok. Birleşmiş Milletler’e göre, Afganistan’da bu yılın başından bu yana yaklaşık 400 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bahsedilen bu insanlar 2020’nin sonundan bu yana ülke genelinde yerinden edilmiş 2,9 milyon Afgan’a katıldılar.

Boian “Hepimiz, ihtiyaç anında bu tür insanlara yardım etmek için temel bir insani yükümlülüğümüz olduğunu derinlerde biliyoruz, tıpkı kendimizi benzer bir durumda bulmamız halinde yardım görmeyi umduğumuz ve beklediğimiz gibi.” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin ortak imzalayan olarak dahil olduğu Lahey Evlat Edinme Sözleşmesi, uluslararası evlat edinmenin kabul edilebilmesi ve bir çocuğun menşe ülkelerine yerleştirilmesi için her türlü girişimin yapılmasını gerektiren bir sözleşmedir. 

Kısacası, çocuğun ülke içinde evlat edinme listesine alınmış olması gerekir ve girişimlere rağmen hiçbir yurt içi yerleştirme yapılmamış olmalıdır. Mülteci çocuklar genellikle menşe ülkelerinin dışına sürüldüklerinden, evlat edinmeleri yeni ülkelerinin evlat edinme yasalarına göre işleme konacaktır.

Taliban devralmadan önce, Afganistan’daki ABD Büyükelçiliği, ebeveyn(ler)in ABD yasalarına göre evlat edinmeye uygun olmasını şart koşuyordu. Afganistan’dan Amerikan çocuk evlat edinmek nadir rastlanan bir durumdur; şimdi Taliban ülkeyi ele geçirdiği için, önceki evlat edinme anlaşmalarının onaylanması pek olası görünmüyor ve evlat edinme sürecindeki ebeveynler, çocuklarını Afganistan’dan güvenli bir şekilde çıkarmaya çalışmak için çabalıyorlar.

Afgan mültecilere nasıl yardım edilir?

Washington DC’de Ulusal Başkent Bölgesi Lutheran Sosyal Hizmetleri, yeni evlerine yerleştirilen Afganlara yardım etmek için gönüllülere çağrıda bulundu. Dernek, son iki hafta içinde 68 aileye ve 294 kişiye yardım ettiğini ve 150 yeni isim daha beklediğini belirtti.

Ulusal Başkent Bölgesi Lutheran Sosyal Hizmetleri İcra Kurulu Başkanı Kristyn Peck, TODAY Parents’e verdiği demeçte, “Washington, DC veya Kuzey VA’daki refakatsiz mülteci küçükler için koruyucu ebeveyn olarak lisans almak isteyen kişiler ilgi formumuzu doldurmaya davetlidir.” ifadelerini kullandı.

California’da, Yahudi Ailesi ve Toplum Hizmetleri, East Bay acil bir Afgan tahliyesi çalışması başlattı. Dernek, yeni hayatlarına başlamak için şimdiden 40 kişiyi ağırladığını ve şu anda 23 kişinin daha gelmesini beklediğini bildirdi. Halen Afganistan’da bulunan 33 kişinin davasını da kabul etti.

Lutheran Göçmenlik ve Mülteci Servisi, Dallas/Fort Worth bölgesinde ve daha geniş çapta olan Seattle bölgesinde gönüllülere ihtiyaç duyan, ülke genelinde yeni gelen Afgan aileleri destekleyen, kar amacı gütmeyen ulusal bir mülteci yerleştirme kuruluşudur. Gönüllüler çevrimiçi olarak ek konumlar için kaydolabilir. Dernek, 24 Ağustos’ta, nasıl yardım edileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen kişiler için bir web seminerine de ev sahipliği yapıyor.

Bu yazı Eda Öztürk tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

 

Facebook Twitter Pinterest LinkedIn

 

Farklı Ülkelerde Kurumların Kapatılmasına Örnek Uygulamalar

Farklı Ülkelerdeki Kurumların Kapatılmasına Örnek Uygulamalar

Bakım Sistemini Kurumsuzlaştırma Stratejileri 

Moldova

Moldova, 2007-2011 Stratejisi ve Eylem Planı’nın bir parçası olarak kurumsuzlaştırma reformlarını başlattı. Reformun başlangıcından bu yana, yatılı kurumlardaki çocuk sayısı 2006 sonunda 11.442’den 2011 sonunda 5.723’e düşerek, kurumlardaki çocuk sayısı %50 oranında azalmıştır. Bu, ailelerin çocuklarına evde bakmaya devam etmelerine yardımcı olmak için daha başarılı önleyici çalışmalar ve 900’den fazla çocuğun (%86) biyolojik veya geniş aileden oluşan ailelerine yeniden entegre edilmesiyle başarılmıştır. Aileleriyle birlikte yaşamaya devam edemeyen çocuklar için aile temelli alternatifler, çocukların alternatif yerleşimi için en olası seçenek olarak yatılı bakımı geride bırakmaktadır.

Hükümet, başarıları için çok önemli olan bu reformları sahiplenmiştir. Bu strateji kapsamında, reformların uygulanmasında Hükümete koordineli destek sağlamak için çok çeşitli STK’larla ortaklıklar kurulmuştur. Bu değişikliklerin gerçekleştirilmesine yardımcı olmak amacıyla, toplum içindeki ulusal bir sosyal hizmet uzmanı ağı, ülke çapında bir koruma komisyonları sistemi, koruyucu ailedeki çocuk sayısının iki katına çıktığı aile tipi alternatiflerin geliştirilmesi dahil olmak üzere, aile destek hizmetlerinin geliştirilmesi ve yatılı kurumların kapatılması/dönüşümü gibi bir dizi önemli sürdürülebilir değişiklik yapılmıştır. 

Gürcistan

Gürcistan Hükümeti son yıllarda büyük bir çocuk koruma reform sürecine öncülük ederek, genel çocuk koruma sistemini güçlendirmek için kurumsal bakım hizmetlerinin kullanımına son vermiştir. Kurumlar kapandıkça, fonlar şu amaçlara yönlendirilmiştir: eyaletteki yasal sosyal hizmet uzmanlarının sayısını artırmak; koruyucu aile ödeneğini artırmak, bebekler için acil kısa süreli koruyucu bakım hizmeti sunmak ve gündüz bakımı gibi önleyici hizmetleri güçlendirmek. Şimdiye kadar sadece Devlet tarafından yürütülen kurumlar için geçerli olan yeni bir koruma politikası, çocukların bakım sistemine yalnızca geçerli nedenlerle gelmelerini sağlamak için ülke çapında uygulanıyor. 

Aynı zamanda, eğitimli devlet sosyal hizmet uzmanlarının sayısı 1999’da sadece 18’den 2009’da 160’ın üzerine ve 2012’de 250’nin üzerine çıkarak istikrarlı bir şekilde artmıştır. Diğer bir zorluk da sosyal hizmetlerin sunulmasının şu anda aile çapında bir yaklaşım öngörmek yerine yalnızca zor durumdaki çocukları hedef alması ve böylece alternatif bakıma başvurma ihtiyacından kaçınmak için ebeveynlere önleyici bir şekilde müdahale etme olasılığını sınırlamasıdır.

Reformun sonuçları yine de önemli. 2008-2012 yılları arasında devlet tarafından yürütülen tüm kurumsal bakım türlerinde yaşayan çocukların sayısı yaklaşık 2.500’den 250’nin altına düşmüştür. Kurumlardaki tüm çocukların yaklaşık %33’ü ailelerine kavuşmuştur. 2010 yılında hükümet, ailelerin çocuklarını geri almalarını, çocuk için sağlık sigortasını, ücretsiz okul ders kitaplarını ve gündüz bakımını sağlamak için çocuk başına ayda 50 dolarlık iki yıllık bir paket sunarak yeniden birleşmeyi destekleme çabalarını iki katına çıkarmıştır. Koruyucu aile bakımı da genişlemiş ve güçlenmiştir. Aileleri ile yeniden bir araya gelemeyen çocuklar için iki yıl gibi kısa bir sürede 15 olan küçük grup evlerinin sayısı 45’e çıkarılarak yaklaşık 400 çocuğa ev sahipliği yapılmıştır. 

Malavi 

Malavi Hükümeti, alternatif bakıma ihtiyacı olan çocuklar için kurumlara olan bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Bu nedenle hükümet şu anda ülkedeki yetiştirme yurtlarının sayısını azaltmaktadır. Buna ek olarak, hükümet Malavi’deki çocukların bakımı ve korunması için genel yasal politika çerçevesi sağlayan Malavi Çocuk Bakımı, Koruma ve Adalet Yasası 2010’da uygulamaya koymuştur. Yeni yasa, çocuğun korunmasına daha bütüncül bir şekilde yaklaşmaktadır: çocuğun bakım ve koruma konusu olarak sağlanması; evlat edinme prosedürlerinin güçlendirilmesi ve koruyucu ailenin yasal olarak tanınması.

Yasa, çocukların korunmasına yönelik aile ve toplum temelli bakım modelini de güçlendirmektedir. Yasanın etkisi, çocuk bakım sisteminin kurumsallaşmasını engellemeye yönelik çabaları desteklemiştir. Koruyucu ailelerin, toplum temelli çocuk bakım merkezlerinin ve destek grupları gibi diğer toplum temelli yapıların sayısındaki artışla birlikte, kurum bakımında yaşayan çocukların sayısında bir azalma olmuştur. Yeni yasa, aynı zamanda, Yetimler ve Diğer Korunmasız Çocuklar için Ulusal Eylem Planının ve ilgili politikasının, Ulusal Erken Çocukluk Gelişimi Politikasının ve uygulama çerçevesinin sonuçlarının bir sonucudur. Bunlar, ebeveyn bakımı olmayan veya ebeveyn bakımını kaybetme riski altındaki çocuklar için aile ve toplum temelli bakıma dikkat çekmek için bir çerçeve sağlamaktadır.

 

Bu yazı Neslihan Koyuncu tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Bu yazı “Implemeting the ‘Guidelines for the Alternative Care of Children’” raporundan Türkçeye çevrilmiştir.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

 

Koruma Sisteminden Ülkenin En Büyük Yükseköğrenim Sisteminin Başına

Kaliforniya’nın yeni üniversite (burada bölge üniversitelerinden bahsedilmektedir) rektör vekili Daisy Gonzales kimdir?

“İnanılmaz bir hikaye” olarak tanımladığı yolculuğu, sistemde koruma altında bulunan 2 milyon öğrencinin birçoğunda yankı uyandırabilir. Röportajında Gonzales “4 yaşında koruyucu bakımda olduğumu fark ettim” diyor. Çocukken, Gonzales grup evlerinden çocuk bakım tesislerine ve hatta akrabaları da dahil olmak üzere çeşitli yerlerde büyüyor.

Doktora yaparken ve son dört yıldır sistemin Rektör Yardımcısı olarak görev yaparken, Gonzales koruyucu bakımdan gelme kimliğini gururla “şeref nişanı” olarak taşımış.

Gonzales, koruyucu bakımda olma deneyimini insanların sakladığı bir şey olduğunu bildiğini söylüyor. “Bunun hala bir damga olduğunu biliyorum… ama bu inanılmaz bir hikaye” diyor. “Koruyucu bakımdan gelseniz dahi bir ömür boyu en büyük kamu yükseköğrenim sistemine öncülük edebilirsiniz.” Tam da bu şekilde, kendini Latin olarak tanımlayan 36 yaşındaki Gonzales, geçen hafta rektör vekili görevine gelen ve ülkedeki en çeşitli ve en büyük yükseköğrenim kurumuna liderlik eden ilk beyaz olmayan kadın olmuştur. Aynı zamanda Gonzales, Diane Woodruff’un rektör vekili olarak atanmasından bu yana bu göreve getirilen ikinci kadındır.

Eğitim ve işgücü politikası araştırma grubu California Competes’in yönetici direktörü Su Jin Gatlin Jez, “Eğitim alanında beyaz olmayan kadınlar ve eğitim alanındaki tüm kadınlar için önemli bir rol modeli olduğu için bu role geçtiğini görmekten heyecan duyuyorum.” diyor. COVID-19 krizine ve tüm belirsizliklere sahip olduklarını, bu nedenle üniversitelerde istikrarlı liderliğin yanı sıra ileriye dönük, öğrenci merkezli, eşitlikçi bir liderin de olmasının önemini belirtiyor.

Aile

Biyolojik ailesinde üniversiteye devam eden ilk kadınlardan biri ve koruyucu aileden gelen gençlerden biri olarak Gonzales, diğer gençler için bir örnek olduğunu bildiğini söylüyor. Gonzales koruyucu bakım sistemine iki yaşında bir çocuk olarak girdiğini ve ne yazık ki, uzun bir aile içi şiddet ve istismar geçmişine sahip olduğunu vurguluyor. Gonzales ailesiyle üç kez yeniden bir araya geliyor, ancak 15 yaşındayken, artık herhangi bir aile üyesiyle yeniden bir araya gelmek istemediğine karar veriyor.

“Yolculuk kolay değildi. 17 yaşındayken özgürleştim çünkü bir sosyal hizmet uzmanı bana daha fazla maddi yardıma hak kazanacağımı söyledi, ancak bu doğru değildi,” diyor ve bunun yerine tüm yardımlarının sona erdiğini ve bağımsız bir yetişkin olarak kabul edildiğini de sözlerine ekledi. “Gidecek başka yerim yoktu.”

Neyse ki, lise kimya öğretmeni Patricia Barker onu yanına alıyr ve Gonzales’in ailesi oluyor. İkisi hala bağlantıda ve Gonzales, Barker’ın düğününde baş nedimeydi. O zamanlar öğretmenlik kariyerinin başında olan Barker, öğretmeni iken Gonzales’in geçmişinin tam olarak farkında olmadığını, sadece inanılmaz bir lider olan ve insanları bir amaç için bir araya getirmek isteyen bir öğrenci olarak gördüğünü söylüyor.

Bu esnada Gonzales, okuldaki akademik projelere öncülük ederek diğer öğrencileri birlikte çalışacak şekilde organize ediyor. Onun bu dürtüsü, Barker’la ömür boyu sürecek bir dostluğa yol açan itici güç olarak yorumlanıyor. Barker bu durumu, “Belki de onu bana çeken bu. Bu karşılıklı bir faydaydı,” dedi. “Bu kıza yardım etmem gerekmiyordu. Ona yardımcı olmam için bana ihtiyacı olan hiçbir şey yoktu. Bundan çok daha fazlasıydı, çünkü yapılması gereken doğru şey buydu ve birbirimize saygı duyuyorduk,” şeklinde açıkladı.

Akademi

18 yaşına geldiğinde Gonzales, Oakland’daki Mills College’a kaydoluyor ve akademik kariyerine üniversite öğrencilerine yönelik bir programda başlıyor. California Chafee Grant hibesi gibi burslar alıyor ve üniversiteyi bitirmek için üç farklı işte çalışıyor. Başarıları onu eyaletteki 116 adet üniversiteye liderlik etmeye iterken, Eloy Ortiz Oakley Biden yönetiminde yükseköğrenim danışmanı olmak için de dört aylık bir izin alıyor. Gonzales ve Gatlin Jez, geçtiğimiz günlerde Kaliforniya’nın yetişkin öğrencilerini incelemek için bir girişim üzerinde birlikte çalıştılar. Gatlin Jez “Gonzales’in bu nüfus için daha adil sonuçlar elde etme tutkusundan çok etkilendim” diyor.

Rektör vekili olarak Gonzales bu görevi çalkantılı bir zamanda devraldı. Koronavirüs pandemisinin ortasında, üniversitelere kayıt keskin bir şekilde düşüyor ve çok az sayıda öğrenci üniversitelere gidiyor. Bu durum endişe kaynağı olmaya halen devam etmektedir.

Aynı zamanda birçok üniversite öğrencilerin ve personelin kampüslere erişmesi için aşı yapıp yapmamayı düşünmekte. Gonzales’ın başkanlık yaptığı ilk eylemlerden biri, bölge liderlerini COVID-19 aşısı talep etmeye çağırmaktı. Çünkü ofisi üniversiteler üzerinde sınırlı yetkiye sahipti ve devlet yasası üniversite bölgelerine bulaşan hastalıkların yönetimini bölgelere bıraktığı için aşı talep etme yasal yetkisine sahip değildi.

Bu zorluklara rağmen, Gonzales iyimser olduğunu söylüyor. “Bu iyimserlik, yaşadığınız deneyimlerle birlikte geliyor,” diyor. “Koruyucu bakımdan gelip İngilizce öğrenen biri olmaya ve iyi bir kurumda bir üniversite öğrencisi olmaya kadar, başarılı olmama yardımcı olmak için inşa edilmemiş birçok farklı sistemden kurtuldum. Bu benim ilk rolüm değil.” şekilde konuşmasına devam ediyor.

Gonzales yeni rolünü, ekibin geri kalanını güçlendirmek ve eyalet çapındaki eğitim merkezleri ve üniversite sistemine, sistemin başarılı olmasına ve eyalet düzeyinde öğrenciler için özür dilemeden savunuculuk yapmasına yardımcı olacak ortaklıklar kurulmasına öncülük etmek olarak görüyor. Bu eğitim merkezlerinin ve üniversitelerin en çalışkan fakülte ve personel, en çalışkan sistem ofisi ve en esnek öğrencilerden bazılarına sahip olduğunu bildiği için de iyimser olduğunu söylüyor.

 

Günümüz

Gonzales, şu an fakülte çeşitliliğini geliştirmek, siyah ve Latin öğrenciler arasındaki transfer oranları gibi öğrenci başarı ölçütlerini değiştirmek ve daha ırkçılık karşıtı bir sistem oluşturmak için üniversitelerin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık çalışmalarına öncülük etmektedir.

Oakley, 2018 yılında Gonzales’ı Meclis Onayları Komitesi baş danışmanlığını yaptığı Devlet Meclisinden, genel başkan yardımcısı olarak görev yapmak üzere bölge üniversitesi sistemine aldı. Odak noktası, üniversitelerde politikayı belirlemesi, yönlendirmesi ve sistemin öğrenci sonuçlarını iyileştirme planını uygulamasıydı. Ayrıca Mills’den kamu politikası lisans diploması ve Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara’dan sosyoloji ve doktora diploması aldı.  Gonzales; siyasi strateji, uzmanlık, eğitim ve ekonomik kalkınma analizi sağlamakla sorumlu olduğu görevinin yanı sıra K-12 öğretmeni olarak çalıştı. 

Bu ayın ilerleyen haftalarında Gonzales, sistemin öğrencilere ve onların ihtiyaçlarına daha iyi hizmet vermek için nasıl değişebileceğini öğrenmek üzere eyalet genelinde öğrenci merkezli bir dinleme turuna çıkacak. Ofisin öğrenci başarısını artıracak unsurlara odaklandığını, öğrencilerin iyi maaşlı işlere sahip olmalarını ve öğrencilerin başarılarında ırksal eşitlik boşluklarını azaltmalarını sağladığını söylüyor.

Gonzales, insanların önceliklerinin Oakley’inkinden farklı olup olmayacağını merak ettiklerini bildiğini söyledi, ancak “temel değerlerimiz değişmiyor. Temel değer her zaman öğrencilerimizdi. Böylece öğrencilerimiz adına çalışmalar devam edecek,” diyor. Liderliği altında Gonzales, “günlük önceliklerimiz değişmeyecek,” şeklinde de mesaj vermiştir.

 

Bu yazı Rüyam Damla Öğmen tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

 

0-3 Yaş Arası Çocukların Aile Temelli Ortamlara Yerleştirilmesi

Kurum bakımının özellikle 0-3 yaş grubundaki küçük çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine son yıllarda özel bir ilgi gösterilmektedir. Bir dizi çalışma, küçük çocukların bireysel ilgi gördükleri ve daha da önemlisi bir bakıcıyla bağ kurma fırsatı buldukları bir bakım ortamında bulunmadıkları takdirde kalıcı hasar görme olasılıklarının yüksek olduğunu göstermektedir. 

Birleşmiş Milletler’in Çocuklara Yönelik Şiddete İlişkin Dünya Raporuna (2006) göre, bu tür çocuklar “zayıf fiziksel sağlık, ciddi gelişimsel gecikmeler, sakatlık ve potansiyel olarak geri dönüşü olmayan psikolojik hasarlardan” muzdarip olabilir. Bu bulgular, birçok uluslararası kuruluşu harekete geçirmiştir. Örneğin, 2011’de UNICEF ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, Orta ve Doğu Avrupa’da kurumlardaki 0-3 yaş arası tüm çocukların (engelliler dâhil) kurumlara yerleştirilmesine son verilmesi çağrısında bulunan bir ‘Eylem Çağrısı’ başlattı.

Fakat yönergeler daha ileriye gitmektedir. “Uzmanların hakim görüşüne uygun olarak” alternatif bakıma ihtiyacı olan üç yaşından küçük çocukların aile temelli ortamlara yerleştirilmesi gerektiğini, sadece “kurumları” değil, tüm yatılı bakım seçeneklerini hariç tuttuklarını söylemektedirler. Başka bir deyişle, bu en küçük çocuklar için kurum bakımının yararlı olduğunda kullanılması koşulunun genellikle karşılanamayacağını ifade etmektedirler. Bununla birlikte, çocukların bir kuruma (yönergelerde belirtilen standartları karşılayan) kısa süreli yerleştirilmesinin, çocuk üzerinde kalıcı ve ciddi bir olumsuz etki yaratmasının muhtemel olmadığı da kabul edilmektedir. Bulgular, gelişim üzerindeki önemli ve potansiyel olarak kalıcı etkilerin genellikle yalnızca yatılı bakımda üç ay sonra başladığını göstermektedir. Sonuç olarak, yasağın bir takım istisnaları öngörülmektedir:

  • acil bir durumda kısa süreli yerleştirmelerde 
  • kısa bir süre içinde ailenin yeniden entegrasyonu veya başka bir aile temelli çözüm planlanması durumunda
  • kardeşlerin bir arada tutulması gerektiğinde ve diğer bakım ortamlarının hemen hazırlanması, kardeşleri birbirinden ayırmak anlamına geldiğinde

Kısmi ve öncelikli kurumsuzlaştırma politikasını uygulamaya çalışan bazı ülkelerde edinilen deneyimler, yeterli önleyici tedbirlerin ve uygun aile temelli ikame seçeneklerinin hayata geçirilmesi gereğini vurgulamıştır. Bu, bazı ülkelerdeki “bebek evlerinin” kapatılmasının basitçe terk edilen veya doğum kliniklerine bırakılan çocukların aylarca pediatri koğuşlarına yerleştirilmesine yol açtığı durumun önlenmesine yardımcı olacaktır. Bu durum, tesislerin kapatılmasını öngörürken tam teşekküllü ve kapsamlı bir stratejiye duyulan ihtiyacın altını bir kez daha çizmektedir.

 

Ümit Verici Uygulama: UNICEF Sudan Alternatif Aile Bakımı

2003’te yapılan araştırmalar Hartum’da her ay ortalama 110 yeni doğan bebeğin terk edildiğini göstermiştir. Bu durum, evli olmayan ebeveynlerden doğan çocuklara atfedilen sosyal damgadan kaynaklanmaktadır. Mevcut kurumsal bakım düzenlemelerinin çocuğun yüksek yararına olmadığı ve alternatif aile temelli bakım biçimleri geliştirme potansiyelinin mevcut olduğu kabul edilmiştir. Bu duruma karşı UNICEF, kurumsal bakıma bir alternatif sunma potansiyelini incelemek için Hükümet ve STK ortaklarıyla yola çıkmıştır. Kurum bakımında koşulların istikrara kavuşturulmasına ek olarak, programın temel amaçları arasında kabul edilebilir alternatif aile bakımı düzenlemelerinin tasarımı ve küçük çocukların terk edilmesiyle ilgili tutum, prosedür ve yasalardaki değişiklikler yer almıştır. Bunu yaparken program, İslami liderlerle ilişki kurmakta ve terk edilmiş çocuklara karşı olan sosyal algılarda değişikliğe katkıda bulunan bir fetva yayımlayarak aile temelli bakımın geliştirilmesinin önündeki engellerin üstesinden gelmenin iyi bir örneğidir.

Program 2003 yılından beri, başlangıçta UNICEF ve STK ortakları tarafından finanse edilirken, şimdi öncelikle Devlet Sosyal İşler Bakanlığı tarafından finanse edilmektedir. 2003 ve 2007 yılları arasında toplam 500 acil aile yerleşimi ve 2.000 kalıcı aile yerleşimi ile hassas durumdaki çocukların kurumdan çıkarılması açısından ilk sonuçlar olumlu olmuştur. Program ayrıca savunmasız anneleri ve çocukları etkileyen politikaların şekillenmesine de yardımcı olmuştur. 2010 tarihli Çocuk Yasası, terk edilmiş çocukların bir aile birimi içinde olmaları için birincil bakım kaynağına vurgu yapmakta ve ayrıca terk edilmiş çocukların eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimini garanti etmektedir.

 

Bu yazı Elif Baran tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Bu yazı “Implemeting the ‘Guidelines for the Alternative Care of Children'” raporundan Türkçeye çevrilmiştir.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

 

 

“Onsuz Hayatta Olamazdım”: Mentorluk, Koruyucu Aileden Ayrılanların Hayatlarını Nasıl Değiştiriyor?

Koruyucu Aile Yanında Kalan İskoçya Gençlerini Mentorlarla Eşleştiren Programın Dönüşümsel Etkileri

 

Glasgow Easterhouse’lu 21 yaşındaki Billy McMillan, mentorluk uygulaması olmasa “ Ya tıpkı babamın benim yaşımdayken olduğu gibi hapiste olurdum, ya da benimle aynı geçmişe sahip Glasgowlu diğer erkeklerin yaşadıklarına bakarak muhtemelen ölmüş olurdum” diyor. 

McMillan’ın çalkantılı bir çocukluğu vardı ve koruyucu ailenin yanındayken de kendisini zayıf bir ruh sağlığı ve intihara meyilli düşünceler içinde buluyordu. “Liseye geçene kadar tam olarak birey değildim, kırık parçaların bir araya gelmesi gibiydim.” diyor. “Okuyamıyor, imla kurallarını bilmiyor, bisiklet süremiyor ve yüzemiyordum … Bağcıklarımı bile kendi başıma bağlayamıyordum.”

14 yaşındayken McMillan, korunmaya ihtiyacı olan gençlere yönelik destek sunmayı hedefleyen yeni bir programa katıldı. MCR (Motivasyon, Bağlılık, Direnç) Yolu adıyla 2007’de başlayan bu program, koruyucu aile yanında kalan ya da önceden kalmış gençlere okulun son üç yılında birebir mentorluk  desteği sağlıyor. 

McMillan, bir mentora sahip olmanın tüm hayatını değiştirdiğinden bahsediyor. “Her şey çok daha farklıydı – beni tanımayan, beni yargılamayan ve benim için herhangi bir tehdit teşkil etmeyen birinin olması çok farklıydı.”

McMillan da İskoçya’da koruyucu aile yanında kalmış ya da kalmakta olan ve mentorluk programından destek alan binlerce gençten yalnızca birisi. MCR’nin açıkladığı sayılara göre ülke çapında 14-18 yaş arasındaki 1.500 genç halihazırda mentorluk desteği alıyor.

Bu mentorlar  gönüllülerden oluşuyor. Gönüllülerin geçmiş araştırması yapılıp mentorluk  eğitimi verildikten sonra okullardaki koordinatörler bu mentorları ilgi alanları, konumları ve diğer unsurlara göre potansiyel danışanlarla eşleştiriyor. Covid öncesinde katılımcılar mentorlarıyla okulda haftada bir gün buluşabiliyordu. 

Yüz yüze iletişimin gücü üzerine kurulmuş böylesi bir girişim için sokağa çıkma kısıtlamaları, büyük bir sorun teşkil ediyordu ancak mentorluk, sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında da mentorlarıyla video konferanslar, sesli aramalar yaparak ve mesajlaşarak “buluşan” 2.000 genç ile devam etti. 

… … … … … … … … … … … … … … … … … … … …

Geçen sene, evimin yakınlarındaki Glasgow’da yaşayan 16 yaşındaki danışanım Shannon ile (gerçek ismi bu değil) eşleştirilerek ben de bir mentor oldum. Shannon, genç bir kadından destek almak istiyordu. Ben de 28 yaşında en genç mentorlardan bir tanesiyim.

İlk başlarda, okula geri gidip hakkında hiçbir şey bilmediğim bir gençle birebir zaman geçirmek, bir yetişkin olarak otorite görülmek beni oldukça germişti. Ama gergin olmama hiç de gerek yokmuş; birlikte çalışmamızın ilk yılına yaklaşırken mentor olarak geçirdiğim saatler, bütün hafta içindeki en eğlenceli, en ödüllendirici ve motive edici saatler olmaya başladı. 

İlk önce ödevler, ev hayatı ve paylaşmak istediği her şey hakkında özel olarak konuşabileceğimiz bir yer olan Shannon’un okulunda haftada bir saat buluşmaya başladık. Birkaç ayı geride bırakıp aramızda uyum sağladıktan sonra sokağa çıkma yasakları başlayınca video konferansa geçiş yapmak ilk başlarda oldukça zorlayıcıydı; aradaki iletişim daha resmi olmaya başlamıştı, WiFi ve kalabalık bir okulda sessiz bir oda bulmak ilk birkaç seansımızı aksattı. Ancak buna da uyum sağladık ve her hafta matematik dersinden, kariyer planlarına, Love Island’dan (Birleşik Krallık’ta yayımlanan bir TV programı) TikTok’a kadar her şeyden konuşmak için buluşmaya devam ettik. 

17 yaşındaki Susanne Richards, mentoru Jenny McLeod’un kendisine uzun vadede düşünmede yardımcı olduğunu söylüyor. “Beni motive etti ve ilk defa bir geleceğe bakmama yardımcı oldu.” McLeod ile tanışana kadar Richards’ın davranışsal sorunları vardı ve odaklanma problemleri yaşıyordu.

“Daha öncesinde bana teklif ettikleri tek şey öfke yönetimiydi ve bu da benim ihtiyacım olan bir şey değildi.” şeklinde açıklamasına devam ediyor. “Bir öğretmenle ya da sosyal hizmet uzmanıyla konuşurken devamlı yargılanıyor ve inceleniyormuş gibi hissediyorsunuz. Ama bir mentorla her şeyi konuşabilir ve içinizdeki her şeyi ortaya dökebilirsiniz.” 

Bu senenin başında Richards’a Strathclyde Üniversitesi’nden Hukuk eğitimi alması için koşulsuz teklif geldi. “Şu ana kadar başardığım şeylerin hiçbirisini mentorum olmadan yapamazdım, ama mentorum yine de işin hiç de böyle olmadığını söylüyor.”

Birebir mentorluğa ek olarak MCR programı, aynı zamanda gençleri grup çalışmaları, iş yerlerinde “yetenek tadımı” seansları ve yüksek eğitim ile de destekliyor. Bu yardım kuruluşu toplamda her hafta 2.300 gençle çalışıyor ve bunların %15’i de İskoçya’nın “bakımı üstlenilen” gençlerini oluşturuyor.

Program hakkında yapılan üç yıllık araştırmanın bu yıl yayımlanan sonuçları, Richards ve McMillan’ın deneyimlerinin yalnızca onlara özgü olmadığını ortaya koydu. Program, İskoçya’nın en avantajsız gençleri olup programa katılan diğer genç bireyler üzerinde de benzer, dönüştürücü etkiler bırakıyor. Danışanların %77.6’sı İskoçya’nın en yoksul bölgelerinin %20’sinde yaşıyor. Diğer taraftan, koruyucu aile ile kalan gençlerin orantısız bir şekilde eğitim ve istihdama katılmama oranı Birleşik Krallık’taki diğer gençlerde %12 iken koruyucu aile ile kalan gençler arasında %39 oranıyla daha yüksek. Araştırmaya göre mentoru olan gençlerin %81.6’sı, mentoru olmayan ve koruyucu aile yanında kalıp okuldan ayrılan %56.3’lük dilimin aksine üniversiteye devam ediyor ya da mezun olduktan sonra bir iş buluyor. Buna ek olarak bağımsız bir araştırma da mentorluğun  etkileri üzerinde özellikle duruyor ve bu programın okullarda artırılmasının gerektiğini belirtiyor. 

Girişimci ve MCR Yolu’nun kurucusu Iain MacRitchie, programın sağladığı faydaların eğitimin de ötesine geçtiğinden bahsediyor. “Aslında yalnızca eğitim sistemine dahil olma sebebimiz, bu kurumların hayattaki fırsatlara ivme kazandıran yegane yerler olması.” “Klinikler, sosyal hizmetler ve topluluklar aracılığıyla da insanlara ulaşmaya çalıştık ancak işe yarayan tek şey birebir ilişkilerdi. Konsepti oluşturduktan sonra programı yaymamız gerekiyordu ve herkese ulaşılabilecek en iyi yer neresi olabilir? Tabii ki okullar.”

MacRitchie’ye göre MCR’nin mentorluk programı özel bir başarı elde edebildi çünkü planlamanın, planı ulaştırmanın ve değerlendirmenin her aşamasında gençlerin kendisi işin içine dahil oldular. MacRitchie’nin söylediğine göre mentorluk ve bu hizmeti alan pek çok gencin hayatında yer alan ruh sağlığı, şiddet ve bağımlılık gibi sorunlar arasında çok açık bir bağlantı var. “Bu gençler kendilerinden kaynaklanmayan hatalar yüzünden başarısızlığa mahkum ediliyor ve bu çok büyük bir kayıp. Mentorluğun özsaygı, özgüven konularında gençlerin görüşlerine yardımcı olduğunu da biliyoruz çünkü kendileri bizlere devamlı olarak işe yaradığını söylüyorlar.”

MacRichtie, geçtiğimiz on yılda Glasgow’da okuldan atılmada %81 oranında bir düşüş ile birlikte çocuk suçlarında %48’lik azalma arasında sıkça bahsedilen bağlantıya da değinerek nerede olursa olsun İskoçya’nın, çocukları okuldan atmaktansa okulda tutma politikasının suçların, madde kullanımının ve çete şiddetinin azalmasına yardımcı olduğunu söylüyor. “Ancak ‘haydi çocukları okula alalım’ deyip ek destek sağlamamak olmaz.” “İşte bizler de burada devreye giriyoruz.” Bu yardım kuruluşu, koruyucu aile ile kalan 1.000’den fazla gence, evde öğrenimden ruh sağlığına kadar her şey hakkında öneriler vererek sokağa çıkma kısıtlamalarındaki deneyimleri hakkında gençleri bir incelemeye tabi tuttu ve daha sonra bu bilgiler yerel yönetim ve İskoçya hükumetine sunuldu.

Covid’in getirdiği belirsizliğe rağmen MacRichtie, MCR modelinin Birleşik Krallık’ın her yerinde bir çözüm olabileceğine inanıyor ve bu programı devamlı olarak pek çok yerel İngiliz yetkililere de sunuyor. 

“Sokağa çıkma kısıtlamalarının en dezavantajlı kesimlerimiz üzerine bıraktığı etkiye bakacak olursak eğitimin kayboluşu; psikolojik sağlık, özgüven ve kendine inanç üzerindeki şiddetli etkileri daha da derinleştirdi. Genç seslerin duyulması ve alınan tüm kararlarda merkeze gençlerin konması kesinlikle çok kritik. Gençlerin %80’inden fazlası, bize MCR mentorluk hizmetinden yararlanmak istediklerini belirtti. Verdikleri dönütler apaçık ortada.”

McMillan, şu an Glasgow, West of Scotland Üniversitesinde siyaset bilimi okuyor ve eskiye göre çok daha mutlu olduğunu söylüyor. “Hâlâ [mentorumdan] aldığım destek olmasa bugün burada olamayacağımı düşünüyorum ve bunu derken başarılardan değil hayatta olmaktan bahsediyorum.” diyor.

 

Bu yazı Muhammet Erol Erden tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

 

Yuvalarda Gönüllü Olmayı Bir Daha Düşünün

Bakımı ve korunması çeşitli sebeplerle biyolojik ailesi yanında sağlanamayan çocukların bakım ve korunması devletin denetim ve kontrolünde gerçekleştirilmektedir. Devlet denetiminde sağlanan bu bakım koruyucu ailelik gibi modellerle aile yanında ya da yetiştirme yurdu, sevgi evi, çocuk yuvası, çocuk evi gibi dönem dönem farklılaşan modellerle kurum bakımında gerçekleştirilmektedir.

Koruma altında yetişen çocuklar alanında çalışırken göz önünde bulundurulması gereken çok fazla etmen bulunmaktadır. Temel motivasyon, korunmaya ihtiyacı olan bir çocuğun alabileceği en iyi bakım ve korumayı almasını sağlamaktır. Bu nedenle bakım modelleri ihtiyaçlara göre değişmekte, en iyi bakım modeli arayışı devam etmektedir. Burada bakım modellerinin geliştirilmesinde ve bakımın sağlanmasında temel faktör çoğu zaman kamu olmaktadır. Sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler sürece destek olmakta, bazen kolaylaştırıcı bazen savunucu roller üstlenmektedir. Bu yazıda çoğunlukla gözden kaçırılan ve destekleri bir düzene bağlı olmayan, çoğunlukla iyi niyetle çalışmalar gerçekleştiren, sistemin önemli bir parçası olan “gönüllülerden” ve “kurum bakımındaki çocuklarla gönüllülükten” bahsedeceğiz.

Gönüllülük, iyi bir motivasyon ve doğru yöntemle büyük şeyler başarabilecek çok değerli bir süreçtir. Koruma altında yetişen çocuk alanında kişilerin, anne ve baba ilgisine yeterli düzeyde erişemeyen çocuklara gönüllü olarak zamanını ve enerjisini ayırması da çok önemlidir. Ancak çok değerli olan bu motivasyon aynı zamanda çok da tartışmalı sonuçlara yol açabilmektedir. Dünyada “yetimhane turizmi” adıyla anılan, çocuklara yarar sağlamaktan çok zarar veren, çocukları daha çok gönüllü çekmek ve bağış toplamak için kullanan, ihtiyacı olmayan çocukların dahi yurtlara yerleştirilmesine sebep olan uluslararası bir sektör bulunmaktadır. Bu sektörün amacı çocukların daha iyi bakım almasını sağlamak değil vicdanını rahatlatmak isteyen gönüllerin kendine en uygun “yetimhane”yi bulmasını sağlamaktır. Bu sektör çocukların ilgiye ve paraya muhtaç görünmesini sağlamak üzerine kurgulanmış, çocukları bilerek aç bırakma, çocukların kötü koşullarda yaşam sürmelerine neden olma, her gelen yeni gönüllüye şirin gözükmeye zorlanma gibi kabul edilemez yöntemlerle kar payını artırmaya çalışmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki beyaz yakalı gönüllüleri hedefleyen bu sektör ülkeler arası bir turizm acentesi şeklinde çalışmaktadır. Dünyada, gelişmemiş ülkeleri pazarı haline getiren bu sektöre karşı çocuk koruma alanında güçlü sesler yükselmeye başlamıştır. Bu sesler gönüllülere seslenmekte ve “yetimhane gönüllülüğünü durdurun” mesajı vermektedir.

Türkiye’de durum bu kadar vahim değil. Peki neden bu çok rahatsız edici sektörden bahsettik? Çünkü “yetimhane turizmi” dediğimiz sektör, gönüllülüğün amacı ve yöntemi net olmadığında işin ucunun gidebileceği son vahim noktayı bize göstermektedir. Evet şu an bizde, görünürde bu kadar acımasız bir yapılanma yok ama acaba gönüllülük şeklimiz bizi bu sektöre doğru itiyor olabilir mi? Bu noktada size bazı önemli gördüğümüz noktaları sunacağız. 

Gönüllülükte temel motivasyon gönüllünün tatmin olması değil çocuğun ihtiyacı doğrultusunda en iyi desteği almasıdır. Bu çok basit görünen ilke aslında tüm çalışmaların temelini oluşturmaktadır. Koruma altında yetişen çocuklarla, çocuk evlerinde yaptığımız gönüllülükte çocukların neyi istediğini umursamıyorsak, yalnızca kendi çizdiğimiz ve hoşumuza giden plana bağlı ilerliyorsak, çocuğun özel alanına, kendine ayırdığı saatine saygı duymuyorsak bu gönüllülüğün temelde kimin için olduğunu tekrar gözden geçirmeliyiz. Çocuk her gün ve her saat sizin etkinliğinizin bir parçası olmak istemiyor olabilir. 

Bir diğer önemli nokta gönüllüler ve çocuk arasında kurulan bağdır. Çocuklar gelişimleri gereği bir yetişkinin ilgi ve sevgisine ihtiyaç duymakta, bu ilgiyi ve sevgiyi düzenli olarak almak istemektedirler. Koruma altında yetişen çocuk alanında, kurum bakımındansa aile temelli bakım modellerini desteklememizin temel nedeni çocukların ihtiyaç duydukları bu birebir ve sürekli  ilgiye kurumda tam olarak erişemiyor olmasıdır. Bakım personelleri ellerinden gelenin en iyisini yapıyor bile olsa nihayetinde ilgilenmesi gereken pek çok çocuk ve yerine getirmesi gereken pek çok sorumluluk bulunmaktadır. Bu noktada kuruma gönüllülük için gelip giden gönüllüler ihtiyaç duyulan bu bireysel ilgi ve sevgiyi sağlamakta önemli bir kaynak olarak görülebilir. Burada da karşımıza gönüllülüğün şekli ve süresi meselesi bir sorun olarak çıkmaktadır. Çocukların bir gönüllü ile bağ kurması ilk başta çok şirin gözükmekte, ancak günübirlik yapılan gönüllülüklerde, çocuk sevgi bağı kurduğu yetişkini bir daha hiç göremediğinde, bir gün önce aldığı ilgiyi ertesi gün bulamadığında, her hafta yeni bir gönüllü ile bağ kurması gerektiğinde yaşadığı karmaşa göz önüne alınırsa durumun çok daha ciddi ele alınması gerektiği görülür. Ayrıca gönüllülükte düşülen büyük yanılgılardan biri hediye götürmenin çok iyi bir etkinlik olduğu görüşüdür. Hediye bir çocuğu mutlu eder ancak sürekli tanımadığı insanlardan hediye alıyor olmak bir süre sonra hediyenin anlamının da yitirilmesine ve ihtiyaç duyulan ilginin bir eşyaya indirgenmesine sebep olmaktadır. Bir günde verilen aşırı ilgi ve sevgi çocuğun bir ay boyunca ihtiyaç duyduğu desteği ne yazık ki sağlamıyor. Önemli olan çocuğa ihtiyacını sormak, onu dinlemek, onunla kaliteli zaman geçirmek, gönüllülük sürecini anlatmak, bir gün bu ilişkinin sonlanacağını anlamasına yardımcı olmak, çocuğun bu süreçten en iyi yararı almasını sağlamaktır. Belli bir düzende ilerleyen ve çocuğun dahil edildiği gönüllülük bunları sağlamak için güzel bir adımdır.   

Biz Hayat Sende olarak kurumlarda gönüllülüğe tamamen karşı değiliz, ancak çekinceli destekliyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz durumlar ışığında çocuğun merkeze alındığı, gönüllülük sürecinin başının ve sonunun çocuk için de anlaşılır olduğu, çocuklara bir gün dolu dolu ilgi göstermek değil zamana yayılmış düzenli ilginin sağlandığı gönüllülükleri sonuna kadar destekliyor, bu tarz gönüllülük yapmak isteyen kişi ve kurumlara eğitimlerle destek oluyoruz. Gönüllülüğün çok değerli olduğunu biliyor, bu sürecin hem gönüllü hem de çocuk için verimli olmasını istiyoruz. Sistemin içinde önemli bir yer kaplayan gönüllülerin motivasyonlarını en güzel şekilde değerlendirmek için mücadele ediyoruz. Siz de koruma altındaki çocuklar alanında bilinçli gönüllülük yaparak bu mücadeleye destek olabilir, çocuklara destek olabilirsiniz. Her çocuğun ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgiye eriştiği bir dünya dileğiyle…

 

Rumeysa Bozdemir

Sosyal Hizmet Uzmanı

Hayat Sende Derneği Genel Koordinatörü

LinkedIn: https://tr.linkedin.com/in/rumeysa-bozdemir

Korumadan Ayrılanlar

Devlet korumasından ayrılanlar, akran desteği ağları oluşturmanın gerekli olduğunu söylüyor.

“18 yaşına geldiğimizde yalnızız. Bize akıl verecek, destek olacak kimsemiz yok. Toplum bizi ancak kim olduğumuzu, kimliğimizi gizlersek hoş karşılar. Yetiştirme yurdundan veya koruyucu aileden ayrıldığımızda günlük işlerimizi nasıl yöneteceğimizi bilmiyoruz. Biraz paramız var ama nasıl yöneteceğimizi bilmiyoruz.” -Nahla EINemr, korumadan Ayrılanlar Ağı, Mısır.

Nahla, 23 – 25 Kasım 2020 tarihleri arasında düzenlenen ilk Uluslararası Korumadan Ayrılanlar Kongresi’nde bir çevrimiçi panelde konuşmacıydı. SOS Çocuk Köyleri tarafından düzenlenen ve kongre öncesindeki bir dizi web seminerinin ilki olan bu web semineri, korumadan ayrılanlar için akran destek ağları oluşturma ihtiyacına ve sivil toplumun onları desteklemedeki rolüne odaklandı. Korumadan ayrılanlar ve Afrika, Asya, Avrupa ve Orta Doğu’dan sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) temsilcileri deneyimlerini paylaştı.

Akran destek ağları neden önemlidir?

Korumadan ayrılanlar çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. Kimlikleriyle mücadele ederler. Büyürken yaşadıkları deneyimlerin travmasını taşırlar. Koruma altında büyüdükleri için ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Daha sonra reşit olduklarında genellikle desteksiz kalıyorlar. Bu nedenle, destek sunan ağlara sahip olmak önemli. Kinderdorf Perspectief’ten Martine Tobe, korumadan ayrılanların yaşamları ve onların, ebeveyn bakımıyla büyüyen çocuklara kıyasla hayatın sorunları ve sorularıyla nasıl farklı şekilde başa çıktıklarına dair içgörüler paylaştı. Koruyucu aile kuruluşlarının ve ağlarının desteğinin onların refahı için kritik olduğunu söyledi.

Bakımdan ayrılanlar ağı (CLN), gençlerin zorluklarla yalnız olmadıklarını hissettikleri bir güvenlik ağı gibidir. Ağ, tek bir sesle konuşmalarına izin vererek, değişimi tek başına savunmak yerine birlikte savunmalarına imkan tanıyor. Kenya Bakımdan Ayrılanlar Derneği’ni temsil eden Kenya’dan Ruth Wacuca, herkesin büyüdüğü yere geri dönemeyebileceği için “bakımdan ayrılanlar ağı”nın ev gibi hissettirdiğini söyledi.

COVID-19 nedeniyle sosyal mesafe, korumadan ayrılanların hissettiği izolasyonu daha da kötüleştirdi ve destek ağlarına sahip olmanın aciliyetini artırdı. Latin Amerika Bakımdan Ayrılanlar Ağı’nı temsil eden Ekvadorlu Lady Cobena, önceden kaydedilmiş bir mesajda, özellikle pandemi döneminde destek ağlarının öneminden bahsetti. Cobena, “Onların (bakımdan ayrılanların) kendilerini dinleyebilecek, onlara yardım edebilecek ve onlara destek sözü verebilecek bir grup gence sahip olduklarını bilmek, böyle bir krizde devam etmek için her şeyi değiştiriyor” diye ekledi.

Hakları ve yetkileri hakkında bilgi edinmek, korumadan ayrılanların birbirlerinden öğrendikleri başka bir yoldur. Korumadan ayrılanlar, bakımdan ayrılanlar ağı aracılığıyla seslerini keşfedebilir ve haklarını talep etmek için kullanabilirler. Çocuk bakım kurumları ayrıca, kendilerine açık olan yasal hükümleri anlamaları için korumadan ayrılanları eğitmek amacıyla zaman ayırarak onları desteklemelidir. Hindistan, Care Leavers Association and Network’ten Karishma Singh, korumadan ayrılanları kendilerine açık olan yasal hükümler konusunda eğitebilmeleri için çocuk bakım kurumlarını duyarlı hale getirmenin altını çizdi.

Korumadan ayrılanlar ayrıca, haklarının korunması ve karar alma süreçlerinin bir parçası olma ihtiyacını tartıştılar. Böylece ihtiyaçlarını ve olası çözümlerini, zorluklarını ve gereksinimlerini anlamayan kişiler yerine doğrudan hükümet yetkilileri ile paylaşabilirlerdi. Care Leavers Avusturya’dan Fabienne Landerer şunları söyledi: “Korumadan ayrılanların sesleri dikkate alınmalı ve değişim için karar verme sürecine dahil edilmelidir.”

Şimdiye kadar ilerleme

SOS Çocuk Köyleri için Asya Savunuculuk Danışmanı Chathuri Jayasooriya “Korumadan ayrılanlar ve sivil toplum kuruluşları (STK’lar) iş fırsatları, barınma bilgileri, politika savunuculuğu için araçlar, finansal kaynaklar oluşturma ve duygusal destek edinme gibi zorlukların ele alınmasında ilerleme kaydetmek için yorulmadan çalıştı.” dedi.

Kurumlarda büyüyen ve ayrılan çoğu kişinin doğum belgesi yoktur. Sri Lanka’da, bakımdan ayrılanlar ağı olan Generation Never Give Up (GNG), bakımdan ayrılanlara geçici doğum sertifikalarının verilmesinde önemli bir politika değişikliği getirmeyi hükümetle birlikte savundu. GNG ağından Nimmu, “Bu belgeler size bir kimlik ve ana akım topluma giriş sağlıyor” dedi. Sokağa çıkma yasağı sırasında, GNG ağı, korumadan ayrılan 155 kişiye mali yardım ve gıda tayınlarıyla destek verdi. Birlikte, yiyecek ve para olmadan mahsur kalan bakımevlerinden ayrılanlara, yiyecek ve diğer malzemeleri ulaştırması için hükümeti harekete geçirdiler.

GNG Ağı, bir tür korumadan ayrılanlar veri tabanına sahip oldukları için, korumadan ayrılanları destekleyebildi. SOS Çocuk Köyleri Sri Lanka Ulusal Direktörü ve panelistlerden biri olan Bay Divakar Ratnadurai, hükümetlerin bir veritabanında onlar hakkında bilgi toplamaları halinde, korumadan ayrılanları daha etkili bir şekilde destekleyebileceğini söyledi. Ratnadurai, “istihdam, eğitim, sağlık hizmetleri ve korumadan ayrılanlar için yasal desteğin temel zorluklarını ele almak için resmi bir hükümet girişimi olmalıdır” dedi. “Banka hesaplarına ve diğer tesislere erişimi olan CLN’lerin tanınması, bakımdan ayrılanları ana akım haline getirmede uzun bir yol kat edecektir.”

Afrika’da Kenya ve Zimbabwe’de bakımdan ayrılanların girişimleri oldukça dikkat çekici. Kenya’dan Thousand Memories Project adlı fotoğraf projesi, büyüyen çocukların fotoğraflarını çekiyor. Korumadan ayrılırken, onlara bir aidiyet duygusu vermek ve onlara kimlik kazandırarak yıllar içinde nasıl geliştiklerini görmek için bir fotoğraf albümü sunuluyor. Bir başka kayda değer girişim olan Singing to the Lions ise, korumadan ayrılanların travmalarının iyileşmesiyle ilgilenmektedir.

Zimbabwe bakımdan ayrılanlar ağı, hükümetle birlikte çalışarak politika değişikliğini sağladı. Ayrıntılı bir anket yürüttüler ve sonuçlara dayanarak, artık geçerli olmayabilecek eski politikaları iyileştirmek için politika değişiklikleri için öneriler yazdılar. Hükümet yeni bir dizi politika taslağı hazırlamayı taahhüt etti ve bunu Aralık 2020’ye kadar tamamlamayı hedefliyor. Zimbabwe Bakımdan Ayrılanlar Ağı’ndan Jeffrey Chiasi, “Politika değişiklikleri korumadan ayrılanların yaşam standartlarında olumlu sürdürülebilir bir değişiklik getirmek için önemlidir” dedi.

Korumadan ayrılanların karar alma süreçlerine dahil edilmesi, seslerinin parlamentoda duyulması, prosedürler hakkında farkındalık ve bilgi sahibi olmayı gerektirir. Ayrıca, farklı kanunların ve diğer yasal hükümlerin hayatlarını nasıl etkilediğini anlamaları gerekir.

Güney Afrika Parlamento Destek Vakfı, korumayı bırakanların hangi programların özellikle kendilerine yönelik olduğunu ve ulusal bütçeden bekleyebilecekleri mali harcamayı anlamalarına yardımcı olmak için kanunları ve bütçeleri basitleştirerek bakımdan ayrılanları desteklemektedir. Bu bilgi, hükümet yetkililerinin önünde kendi durumlarını ortaya koymalarına yardımcı olur. Öte yandan, politika değişikliklerini destekleyebilmeleri için, bakımdan ayrılanların endişelerini anlamaları için parlamenterleri duyarlı hale getirir ve eğitir.

İleriye giden yol

Korumadan ayrılanlar adil ve ilerici çözümler arıyor. Bu yüzden kendilerini harekete geçiriyorlar ve kolektifleştiriyorlar. Onların eşit muamele görmeleri ve topluma dahil edilmeleri gerekiyor. Bunu tek başlarına yapamazlar, müttefiklere ihtiyaçları vardır. Sivil toplum kuruluşları, onları destekleyerek, karar alma süreçlerine anlamlı bir şekilde katılabilmeleri, işe girebilmeleri ve dolu dolu bir hayat yaşayabilmeleri için erişimlerini, bilgilerini ve anlayışlarını oluşturarak bu boşluğu doldurabilir. Öte yandan, hükümetlerle birlikte çalışan STK’lar, politikacıları korumadan ayrılanların zorlukları hakkında bilgilendirebilir. Mümkün olduğu kadar çok bakıma ayrılan kişiye ulaşarak bir veritabanı oluşturabilirler ve sonuçta hiçbir bakımdan ayrılanın geride kalmaması için küresel bir bakım bırakanlardan ayrılanlar ağı oluşturabilirler.

Sanal foruma Asya, Afrika, Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’da ki 41 ülkeden yaklaşık 260 kişi katıldı. Katılımcıların çoğunluğu korumadan ayrılan kişilerdi, onları araştırmacılar ve konu uzmanları takip etti.

Bu yazı Müge Uysal tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

Facebook Twitter Pinterest LinkedIn

Fort Worth Çifti, 27 Yıl Boyunca Süregelen Yetişkin Evlat Edinme Sürecine Yeni Bir Kız Çocuğu Kazandırıyor

Teksas Tarrant ilçesindeki bir aile pek sık duymadığınız bir evlat edinme yoluyla büyüdü.

Cuma günü büyük bir grup, Yargıç Kenneth Newell’in aile meselelerine başkanlık ettiği, Tarrant ilçesindeki 233. yerel mahkemeye başvurdu. Ancak bu evlat edinme farklıydı.

Joel ve Jeanette Willis, artık bir yetişkin olan Semico “Semi” Parsons’ı evlat ediniyorlar.

Jeanetta, ilk kilisede tanıştıklarını hatırladı ve “Hangi yıl olduğu önemli mi?” diye sordu.

Joel: “27 yıl önceydi” dedi.

“1994, aynı yıl Semi’yle tanıştık” diye ekledi Jeanette.

Takma adıyla Semi, evde kalan bir gençti ancak Willis ailesi Semi’nin biyolojik annesinin haklarına son vermediği için Semi’yi evlat edinemiyordu.

Aile, Yargıç Newell’e kendilerinin her zaman Semi’nin hayatının bir parçası olduklarını anlattılar.

Kalabalık adliyede duygu dolu anlar yaşandı.

Jeanette “ Semi, yanımızda aile görevlerine götüreceğimiz ya da o sıkıntı içindeyken evlat edineceğimiz o çocuktu.” dedi. “Bizimle aile toplantıları için Louisiana’ya geldi, ailemizin bir parçası oldu.” diye ekledi.

Semico 10 yaşındaki kızına annelik yapmanın yanı sıra ABD donanmasına hizmet etti ve bu süreçte yüksek lisans derecesi almayı başardı. Babalar gününden önceki Cuma günü ise başından beri bağ yoluyla sahip olduğu şeyi yasal olarak elde etti: Bir anne ve bir baba…

“26 yıl boyunca bize anne ve baba dedi” diyen Joel ekledi “Ve dahası doğru zamanlama, bugün bu resmiyet kazanacak ve resmi olarak onun anne ve babası olacağız.”

Evlat edinme süreci, Willis ailesinin diğer çocukları ve Semico’nun kızının onayıyla başladı.

Yargıç Newell, Semico Zamika Parsons’un Jeanette Willis ve Joel Willis ailesinin kızı olduğuna mahkemenin onay verdiğini bildirdi.

Semiko “27 yıldır kalbimden geçen aileye, yuvaya bugün kavuştum.” dedi. “Bugünden daha iyi birgün düşünemezdim. Sadece… Çok şaşkınım.” Diye ekledi.

Joel ve Jeanette’in artık bir oğlu ve üç evlat edinilmiş  kızı var. Semico, gerçekleştirdikleri tek yetişkin evlat edinmedir. Bir de yeni bir torunları oldu; Semico’nun 10 yaşındaki kızı…

 

Tüm bunlar, ailenin kan bağıyla değil, her zaman sevgiyle kurulduğunun yürek ısıtan bir hatırlatıcısıdır.

 

Bu yazı Dilara Çakal tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

‘Kendimi ‘bakım-uçurumunda’ buluyorum.’ Sistem, desteği 25 yaşında aniden sonlandırarak koruyucu aile bakımında büyüyen çocukları başarısızlığa mı uğratıyor?

Bakım sistemi konusunda deneyimli danışman Thuy Ly-Chambers, 25 yaşına girdikten sonra pandemi sırasında “iletişimi kesilip ciddiye alınmadıktan” sonra bakım sistemi tarafından nasıl ‘başarısız’ hissettiğini anlatıyor.

“Ben koruyucu aile bakımında büyüyen biriyim.” 

“O da ne?” ya da “Vay canına!” Bunlar, insanlara koruyucu ailede büyüdüğümü söylediğimde aldığım bazı tepkilerden. Tecrübelerime göre, insanlar koruyucu ailede büyümenin ne olduğu konusunda çok az farkındalığa sahipler ve koruyucu aile bakım sistemi hakkında bilgi sahibi olmadıkları sürece koruyucu aile bakımında büyüyenlerin karşılaştıkları zorlukların da farkında olmuyorlar.

Büyürken, en çok hasret kaldığım şey ırksal olarak öne çıkmadığım ya da en yakın akrabamı başvuru formlarında ‘koruyucu’ olarak belirtmek zorunda kalmadığım normal bir aileydi. Koruyucu ailemin Jamaikalı ve İrlandalı kökenleri, benim Vietnam kökenim ile birleştiğinde sıklıkla meraklı bakışlara ve sorulara sebep olurdu.

Ancak çok kültürlü bir evde büyümek, farklı bakış açılarına olan saygımı ve takdirimi de şekillendirdi. Geriye dönüp baktığımda, yerel yetkililerin beni desteklemek ve koruyucu aile yanına yerleştirmek için devreye girmesi hayatımı değiştirdi. 

İyiliğimi önemseyen ve beni daha fazlasını arzulamaya teşvik eden bir koruyucu aile yanına yerleştirildiğim için şanslıydım. Onların desteğiyle, Ortaöğretim Genel Sertifikası A Seviyeleri ile okuldan ayrıldım ve daha sonra en iyi sanat okullarından biri olan Central Saint Martins’de ve ardından Westminster Üniversitesi’nde okumaya devam ettim. 

Hem yerel yetkililerden hem de koruyucu ailemden gelen destek, koruyucu aile sisteminden bağımsız yaşama geçmeme yardımcı oldu. 

“Destek her dönüm noktasında azaltıldı”

2017 Çocuk ve Sosyal Hizmet Yasası’nın yürürlüğe girmesinden önce, koruyucu ailede büyüyenlere yönelik birçok hizmet, 21 yaşına geldiklerinde aniden sona erdi. İleri eğitime geçerken, eğitim almayıp koruyucu ailede büyüyenlerden daha fazla maddi ve duygusal desteğe hak kazandım.

Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, koruyucu ailede büyüyenlere eğitim durumu ne olursa olsun 25 yaşına kadar destek sağlandı. Yine de, bu güvenlik ağı, genellikle ömür boyu ailelerinden sınırsız destek alan, bakım sistemi deneyimi olmayan yaşıtlarımın tecrübesiyle taban tabana zıttır.

Koruyucu ailede büyüyenlerin refahı üzerine yakın tarihli “Hayatı İyi Kılan Nedir” adlı bir Coram Voice raporu, koruyucu ailede büyüyenler için yüksek refahın, hayatlarında kendilerini destekleyen ve onlara inanan insanlara sahip olmakla, kendilerini güvende hissetmeleri ile, yaşadıkları yere yerleşmekle ve kişisel danışmanlarıyla güvenilir bir ilişkiye sahip olmakla ilişkisi olduğunu keşfetti. 

Bu tamamen benim kendi tecrübemdi ama 25 yaşıma girdiğim anda bu değişti. Benim için 18, 21 ve 25 yaşlarına basmak, desteğin her dönüm noktasında azaldığını hatırlatmasıyla lekelenmişti. 25 yaşına basmak özellikle pandemi döneminde zordu ve bakım sistemiyle ilgili genel tecrübemi gölgeledi. 

Koruyucu ailede büyüyen birçok kişi gibi ben de kendimi aniden kenara itilmiş şekilde ‘bakım uçurumunda’ buluyorum. Bir gün kişisel danışmanım teselli ve öğütler veriyorken, bir gecede tüm destek aniden yok oldu. 

25 yaşından sonra yetişkinliğe geçerken koruyucu ailede büyüyenler için desteğe yatırım yapmaya devam edilmemesiyle, gençlerin bakımdayken refahını iyileştirmeye yönelik iyi işlerin yarım kalma riski vardır.

“İlişkim kesildi ve ciddiye alınmadım”

Politika uzmanları arasında daha fazlasının yapılması gerektiğine dair artan bir anlayış var. CoramBAAF’ta politika, araştırma ve geliştirme direktörü Dr. John Simmonds şunları söyledi: “Çoğu insan için aile desteği asla bitmez.”

“İster doğum günlerini veya diğer kültürel ve dini etkinlikleri kutlamak, ister hayatın olağan stresleri bunaltıcı hale geldiğinde sığınacağınız insanlara sahip olmak veya anne ve babanın bankasına erişmek olsun; aile, ömür boyu ailedir. Bakım sistemi 25 yaşında biteceği inancıyla çalışıyor. Öyle değil ve asla olmadı ve bu inanç ile bu inançtan kaynaklanan her şey acilen daha iyiye doğru değiştirilmelidir.”

Beklenmedik bir şekilde yerel yetkililerimin bilgim olmadan dava dosyamı kapattığını öğrendikten sonra, tekrar düşünmelerini istemek için birden fazla itirazda bulundum, böylece çözülmemiş bir sorunda bana yardımcı olmayı bitirebileceklerdi ancak cevapları hayırdı. Bu, 25. doğum günümden sadece haftalar sonra oldu.

Biyolojik ebeveynlerimin terkini zaten deneyimlemişken, kurumsal anne babamdan ikinci bir terki yaşamak, başka bir büyük darbe oldu. İlişkim kesildi ve ciddiye alınmadım; işte o an sistemin başarısız olduğunu hissettim. Hükümet, çocukların sosyal bakımına ilişkin uzun zamandır beklenen incelemesini yayınlamaya hazırlanırken, bu bakım uçurumunun ele alınması gerekiyor.

Bakım tecrübemi dönüştürmek

Yalnız olduğumun bilinciyle bunalmış haldeyken, karantina bana hayatımın tüm yönlerini incelemekten başka yapacak bir şey vermedi. Erken çocukluğumu, bakım konusundaki deneyimimi ve geleceğimin neler getireceğini düşündüm.

Kurumsal ebeveynimi kaybetmenin yasını tutuyordum. Ancak aylarca moralim bozuk hissettikten sonra nihayet direncimi yeniden oluşturmayı başardım ve düşüncelerimi koruyucu ailede büyüyenlerin yaşamları üzerinde etki yaratacak şeyler yapmaya kanalize etmeye karar verdim.

Koruyucu ailede büyüyenler için kamu hizmeti staj programı başvurumla ilgili güncellemeleri beklerken, önceki işverenim Long Tall Sally ve diğerlerinden aldığım bağışlar sayesinde, bağımsız yaşama geçiş yapan koruyucu ailede büyüyenler için evde başlangıç ​​paketleri oluşturmaya çalışıyorum. 

Bakım sisteminden ayrılma deneyimimi olumlu bir şeye dönüştürmek istiyorum. Yirmi beş sistemin beni bıraktığı yaş ama benim ‘bakıma ihtiyacı olan çocuk’ olmayı bıraktığım yaş değil. Yüz maskeleri yapan küçük bir işletme kurdum ve bakımın 25 yaşında durmasına gerek olmadığını göstermek için koruyucu ailede büyüyenlere 25 adet yüz maskesi hediye etmeyi planlıyorum. 

Koruyucu ailede büyüyen biri olarak hayatın zorluklarının altında ezilmek yerine, bana verilen limonları limonata yapmak için kullanacağım.

 

Thuy Ly-Chambers, Coram Voice’ta Bakım Deneyimli Danışmandır. Yolculuğunu Instagram’da takip edebilirsiniz: @freshlymadelemonaide9

 

Bu yazı Tuğba Oğmaç tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.

 

 

 

19 Yaşındaki Genç Kız Koruyucu Aile Yaşını Doldurduktan Sonra Eski Sosyal Hizmet Görevlisi Tarafından Evlat Edinildi

Monyay Paskalides, doğduğu gün ve sosyal hizmet görevlisi Leah Paskalides tarafından resmi olarak evlat edinildiği gün olmak üzere artık iki doğum günü kutluyor.

Florida Bredantanlı 19 yaşındaki Monyay çocukluğunun büyük bir kısmını koruyucu ailede geçirdi. Altı sene önce 32 yaşındaki Leah onun sosyal hizmet görevlisi oldu. Leah “Good Morning America” adlı televizyon programında bir defa Monyay’ın güvenini kazandıktan sonra kısa bir sürede birbirlerine bağlandıklarını söyledi. Monyay’in yol göstericisi haline geldi ve Monyay 18 yaşına gelerek koruyucu aile programından çıktığında ona yardım etti. Monyay, yetişkinlerin her an ona yardım edebildiği bir evden çıkıp tek başına kaldığı için o dönemlerin zor geçtiğini söyledi.

Leah, Monyay’i çıkar çatışmasına yol açacağı için henüz koruyucu aile programındayken evlat edinemezdi. Ancak yetişkinken evlat edinilen bir adam hakkında bir belgesel izledikten sonra bu fikre açık olup olmayacağını görmek için Monyay’e ulaştı. Good Morning America programında “Onu seven ve onun için bunu yıllar önce de ve şimdi yetişkinken de yapacak biri olduğunu bildiğinden emin olmak istedim” dedi.

Monyay bu fikre çok sevinmişti ve Good Morning America programında bir anneye sahip olmanın hayatı boyunca istediği tek şey olduğunu söyledi. Leah 27 Nisan’da Monyay’i resmi olarak evlat edindi. Monyay, soy ismini değiştirdi ve artık Leah’ya “anne” diye sesleniyor. Monyay aynı zamanda koruyucu aile programındaki gençler için bir yol gösterici ve onlarla beklentileri ve hayatta başarabilecekleri hakkında konuşuyor. “Evlat edinilmeyi hiç beklemiyordum ama işte oldu.” diyor ve yeni annesi için “benden hiç vazgeçmedi” diye ekliyor.

 

Bu yazı Deniz Yıldırım  tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmıştır.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Hayat Sende’nin pozitif toplumsal dönüşüm çalışmalarına destek vermek için tıklayınız.