Geçmişten Günümüze Sosyal Hizmetin Gelişimi

Sosyal hizmet mesleği, insan hakları ve sosyal adaleti temel alan, sosyal değişimi destekleyen, bireylerin güçlenmesini ve özgürleşmesini destekleyen uygulama temelli bir meslektir. Bireylerin gereksinimlerini bir bütün olarak gören sosyal hizmet mesleği, meslek olma sürecinde bazı zorluklar ile karşılaşmıştır. Bu zorlukların temelinde, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın geleneksel bir uygulama olması yatmaktadır. İlkel toplumlarda  mikro ve makro düzeyde kişilerin sosyal örgütlenmesi içinde birbirleriyle ihtiyaçlara yönelik iletişimleriyle başlayan sosyal yardımlaşma, günümüze gelinceye kadar, toplumların sosyal, ekonomik, politik yapılanma biçimlerine göre çeşitli evrelerden geçmiştir. Dinsel, hümanist ve sosyal adalet olarak bilinen bu yaklaşımlar uzun süre sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın sahip olduğu düşünce tarzını biçimlendirilmiştir.

Türkiye’de sosyal hizmetin temel konularından birini oluşturan çocuk bakım sisteminin ilk temeli 1822 yılında “Çocuk Islahevlerinin” kurulmasıyla atılmıştır. Devlet korumasındaki çocuklar sorununun büyümesi üzerine halkın girişimiyle çözüm arayışlarına girilmiş, çözümlerin yetersiz kalması üzerine Devlet kanalıyla çözümler aranmıştır. Cemiyetler Kanunu 16 Ağustos 1909 tarihinde yayınlanınca korunmaya ihtiyacı olan çocuklar için kurulan yardım cemiyetleri hukuki bir çerçeveye kavuşmuştur. Meşrutiyet döneminde İttihad ve Terakkinin destekleriyle ebeveynlerinden yoksun olan çocuklar sorununa çözüm amacıyla Darüleytamlar açılmıştır. Devlet eliyle kurulan Darüleytamların yetersizlikleri sonucu kapanması üzerine devlet korumasındaki çocuklara bakım sağlamak amacıyla  yeni bir arayış içerisine girilmiştir. 28 Mart 1918’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin bünyesinde “Hanımlar Heyeti” kurulmuştur. 1920 yılında kurulan TBMM çocuk haklarının da içinde yer aldığı Sosyal Hizmetlerin temini için önemli düzenlemeler yapmıştır, konuyla ilgili çalışmalar Sağlık ve Sosyal yardım Bakanlığınca yürütülmüştür. Meclis kurmuş olduğu “Sosyal Yardım Komisyonu” aracılığıyla Ankara’daki Çocuk Yuvalarının denetimini gerçekleştirmiştir. 1921 yılında Himaye-i Etfal Cemiyeti kurulmuştur. Bu arada Türkiye 1924 tarihli Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesini imzalayan ülkelerden biridir.


Ankara’da 30 Haziran 1921 tarihinde kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti, kadın, çocuk ve aile alanında birçok çalışmayı başlatmıştır. Himaye-i Etfal Cemiyetinin adı 1935 yılında Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumuolarak değiştirilerek resmi statü kazanmıştır.
Ayrıca Medeni Kanun, Belediyeler Kanunu, İş Kanunu ve Ceza Kanunu 1923 ile 1945 yılları arasında yürürlüğe girmiştir, bu kanunlarla çocukların korunması hayırseverlik yaklaşımından ayrılarak akılcı, bilimsel ve yasal yaklaşımlara bağlanmıştır. 1983 yılı öncesinde, sivil toplum örgütleri, çeşitli kamu kuruluşları, yerel kuruluşlar vb. tarafından sunulan sosyal hizmetlerde yaşanan büyük aksaklıklar sonucu, bu duruma bir son verip sosyal hizmetlerin tek elde toplanarak, devlet çatısı altında kamu ve toplum kaynaklarıyla, profesyonel bir anlayışla verilmesini öngören 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu 27.05.1983 tarihli ve 18059 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.  Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir. Kanunla sosyal hizmetlere ilişkin geniş perspektifte tanımlar yapılarak, görevler sıralanmış ve Kanunla verilen görevleri yapmak üzere Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu ile Başbakanlığa bağlı kamu tüzel kişiliğine sahip katma bütçeli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün merkez teşkilatı Ankara´da olup, Başbakanlığa bağlanan Kurum, 81 il ve 35 ilçede taşra teşkilatını kurmuş Kuruluşları aracılığıyla korunmaya ihtiyacı olan; aile, çocuk, genç, özürlü, yaşlı ve topluma yönelik hizmetlerini sürdürmektedir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu profesyonel yaklaşımın sonucudur. Böylece hizmetlere bir kalite ve standart getirilmiştir. Sosyal Hizmetlerin tek elde toplanarak, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde profesyonel olarak verilmesi çok önemli bir gelişme iken sosyal hizmetlerin bir alanı olan korunmaya ihtiyacı olan  çocuklar alanında 2003 tarihli Aile Mahkemeleri Kanunu, 2005 tarihli Çocuk Koruma Kanunu ve Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununun yürürlüğe girmesi, gündüzlü rehabilitasyon merkezlerinin Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesi ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile Araştırma Kurumu, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü vb. sosyal hizmet ve sosyal yardım kurumlarının kurulması sosyal hizmetler alanında tekrar dağınıklığı ve çok başlılığı getirmiştir.

Bu dağınıklığa ek olabilecek bir gelişme ise 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun değiştirilmesine yönelik Tasarı Taslağının uzun süreden beri gündemde tutulmasıdır. Taslağa göre sosyal hizmetlerin sunumunda gönüllülük ve hayırseverlik esas alınmakta, sosyal hizmetlerin ve kuruluşların yerel yönetimlere, vakıf vb. oluşumlara devri ve dolayısıyla taşeronlaştırılarak özelleştirilmesi öngörülmekte, eski sisteme dönülerek, daha çoklu bir yapının ve olası risklerin yaşanmasının önünün açılması tehlikesi doğmaktadır. Sosyal hizmetlerde gönüllü katkısı ve doğal olarak insan sevgisi merkezi önemde, ancak sosyal hizmetler, hayırseverlik temelinde yürütülemeyecek ve insanların vicdanına bırakılamayacak kadar önemli ve bilimsel yaklaşım gerektiren bir hizmetler bütünüdür. 

Sosyal Hizmetlerin ülkemizdeki gelişiminde de hayırseverlik yaklaşımından uzaklaşılarak, sosyal hizmetin bir hak olarak görülmesi ve bilimsel bir meslek alanı haline getirilerek, Devlet tarafından verilmesi yolunda epeyce mesafe alınmıştır.

Günümüzde de sosyal hizmetin kamu, özel sektör ve STK kanallarının geliştiğini söylemek mümkündür. Hayat Sende ve ÇAÇAV gibi STK’ların geliştiğini; çocuk evleri siteleri, ev tipi sosyal hizmet birimleri, çocuk yuvaları, yetiştirme yurtları, evlat edinme, koruyucu aile hizmetleri gibi modellerin geliştiğini söyleyebiliriz. 

Yararlanılan Kaynaklar

SOSYAL HİZMET UYGULAMALARINDA HAYIRSEVERLİK YAKLAŞIMI GERİ Mİ DÖNÜYOR-DÖNDÜ? https://www.sosyalhizmetuzmani.org/sosyal_hizmet_hayirseverlik.htm adresinden alındı

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Bu yazı Meryem Melkuc tarafından Hayat Sende Derneği adına  özet haline getirilmiş, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

 Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Hayat Sende Yönetim Kurulu Başkanı Tuğçe Ekin’den Mesaj Var!

Hayat Sende diyerek çıktığımız yolculukta 14 yılı tamamladık. Koruma altındaki çocuklar ile korumadan ayrılan bireylerin hayatlarına dokunmak için profesyonel çalışan, üye, gönüllü, destekçi hep birlikte heyecanlı ve yorucu bir yılı geride bıraktık. 2021 online toplantılar, eğitimler ve projeler ile koruma altında yetişen çocuk ve gençlerin karşılaştıkları güçlüklerle ilgili farkındalık oluşturduğumuz; koruma altında yetişen gençleri güçlendiren imza projeleri gerçekleştirdiğimiz bir yıl oldu.

Yüz yüze ve online çalışma düzenini harmanlayarak Türkiye’nin hatta dünyanın her yerinden insanlarla çalışma fırsatı yakaladık. Sonucunda koruma altında yetişen çocuk ve gençlerin hayata güçlü ve eşit fırsatlarla atıldığı bir dünya hayalimize doğru yılmadan yürüdük, dijital iletişimde kullanabileceğimiz her yolu amacımıza uygun kullanmaya çalıştık. 2021 yılının yeni büyüme ve yenilenme sancılarını tüm destekçilerimizle birlikte deneyimledik. Sonucunda güçlenerek alana öncü projeler sunan bir sivil toplum kuruluş olma çizgimiz koruduk. Bu noktada 2022 için sizlerin desteğine yeniden ve daha güçlü bir şekilde ihtiyacımız var. Hayat Sende’nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi ve alanda yol gösterici bir STK olmaya devam etmesi için geçmiş yıllardan dersler çıkardık. Bu doğrultuda yeni yılı planladık. Bu süreçte bize vereceğiniz her türlü destek bizi daha da güçlü kılacak.

Koruma altındaki çocukların hayatlarına dokunmak için çıktığımız yolculukta karşılaştığımız zorluklar bizleri yıldırmadı, yıldırmayacak. Bu uzun koşuda, başaramazsak tekrar tekrar denemeye kararlıyız. Bu noktada en önemli ihtiyacımız sizlerin dışarıdan bir gözle Hayat Sende’yi eleştirmesi ve hesap verebilir bir yapıda nitelikli çalışmalar gerçekleştiren bir yapı hâline gelmesinin sağlaması.

Hayat Sende birinin değil koruma altında yetişen çocuk ve gençlerin, gönüllülerin, bağışçıların, destekçilerin derneği, hepimizin derneği. Heyecanlı yolculuğumuzda öncelikle bize ilham olan koruma altında yetişen çocuk ve gençlere, çalışmalarımızda emeği geçen tüm üye, çalışan ve gönüllülerimize, çalışmalarımızı destekleyen bağışçılarımıza en içten teşekkürlerimi iletiyorum. Yeni yılın yeni umutlar, yeni heyecanlar, yeni kolaylıklar getirmesini ümit ediyor, herkese en içten sevgilerimizi sunuyorum.

Saygılarımla

Yönetim Kurulu Başkanı

Tuğçe Ekin

Evlat Edinilen Çocukların 6 Yaşına Kadar Bilmesi Gereken 6 Şey

Uzun süredir evlat edinme dünyasında olan bireylerin,  yeni  evlat edinen ebeveynler için büyük bir endişe ve belirsizlik noktası oluşturduğunu unutmak kolay. Ne paylaşılmalı, ne zaman paylaşmalı ve çocuklarımızla evlat edinme hakkında ne sıklıkla konuşmamız gerektiği çoğumuz için ikinci planda kalabiliyor. Ancak evlat edinme sürecine yeni başlayanlar için bu konuşmaları başlatabilmek sancılı bir süreç olarak düşünülebilir. 

Yeni evlat edinmiş ailelerin stresini azaltmak için,  “evlat edinilmiş çocukların 6 yaşına kadar bilmesi gerekenler” başlıklı 6 maddelik bir liste hazırladık. Bu çalışma, konuyu basitleştirmek niyetinde olduğumuz anlamına gelmiyor. Aksine, evlat edinme sürecini yönetmeyi uygun hale getirme arayışında olduğumuzu gösteriyor. Eski bir atasözünün tavsiye ettiği gibi “Bir fili nasıl yersin?” sorusuna cevabın “Bir lokmada’’ olması gibi  bizim hedefimiz de, çocuğunuzun 6 yaş gününe kadar üzerinde çalışabileceğiniz 6 basit  “öneri’’ vermektir.

  1. Çocuklar Evlat Edinildikleri Bilmelidir

Eğer konuşma başlatmaya çalışırsanız, çocuklarla birlikte yaşlarına uygun kitaplar okuyarak başlayabilirsiniz. Evlat edinen çeşitli aileler hakkında çeşitli türlerde kitaplar okuyabilir ve konuşmayı yöneten sorular yöneltebilirsiniz. Örneğin; “Consider Making A Lifebook’’ evlat edinilmiş bir çocuk için  hikayesini anlaşılır, basit, yaşına uygun ve görsel kullanarak anlatır.

  1. Evlat Edinme, Ailelerin Büyümesi için Normal Bir Yoldur

Çocuklar, onları evlat edinen aileleri veya biyolojik aileleri tarafından yetiştirilebilirler. Bir aile kurmak için bütün yolların iyi olduğunun çocuğunuza açık ve anlaşılır bir şekilde anlatabilmek  önemli. Evlat edinmenin aile kurmanın normal bir yolu olduğu çocuğa açık ve anlaşılır şekilde anlatılmalı. Çocuklarla bu konuda iletişim kurarken bazen hikayelerden yararlanılabilir. Çocuk kitapları, karışık bir hikayenin ağırlığını üstlenmenin ve onu boz ayı annesine benzemeyen sevimli mi sevimli bir panda gibi tarafsız bir üçüncü tarafın omuzlarına yüklemenin harika bir yoludur.

  1.  Çocuklar, Biyolojik Bir Anne ve Babaya Sahip Olduklarını Bilmelidir

Şeffaf olun ve çocuğa durumun göründüğü gibi karışık olmadığını söyleyebilirsiniz. Her çocuğun,  bir annenin rahminde büyüdüğünü ve biyolojik annesinin var olduğunu çocuğa uygun bir dille anlatabilirsiniz. Bu konuda destek almak istiyorsanız  “CreatingFamily.Org podcast” e  bakabilirsiniz. Bu podcast, her gelişim evresi ve her yaş grubundan çocukla iletişim kurmanın yollarını dinleyicilere açık ve net bir şekilde anlatıyor.

  1. Çocuk, Biyolojik Ebeveynlerinin Onu Evlat Edindirmelerine Sebep Olabilecek Bir Şey Yapmadığını Bilmelidir

Bir çocuğun evlat edindirilmesi, onun iyi ya da kötü bir davranışı yüzünden gerçekleşmez. Ancak çocuklar zor şeyler yaşadıklarında sık sık onları suçlayıcı ve örseleyici mesajları kolayca içselleştirebilirler. Çocuğa, evlat edinmenin yetişkinler tarafından kararlaştırılan, yetişkinlerle ilgili bir durum olduğunu açıklayabilir, çocuğun kafasında soru işaretleri kalmaması için onunla konuşabilirsiniz.

  1. Çocuğunuz, Biyolojik Ebeveynleri Hakkında Saygıyla Konuştuğunuzu ve Onları Önemsediğinizi Bilmelidir

Çocuğunuzun biyolojik ailesine veya onların seçimlerine saygı duymakta güçlük çekseniz bile onlara saygı duyduğunuzu çocuğunuza gösterebilmeniz gerekir. Ve sizin, onlar hakkında iyi bahsettiğinizi duyması önemlidir. Çocuklar, biyolojik ebeveynlerini seçimlerinden ya da çocuğun kendisinden ayırt etmek için eleştirel düşünme becerilerine yeteri kadar sahip değillerdir. Biyolojik ailenin eleştirisini çocuk kendi eleştirisi olarak içselleştirebilir.

  1. Çocuğunuz, Evlat Edinme Hikayelerini Anlamak İçin Zeminin Hazırlandığını Bilmelidir

Çocuğunuza, yetiştiği süre boyunca evlat edinilme hikayesini ve buna dair her konuyu anlamasında yardımcı olmalısınız. 6 yaş altındaki çocuklar, evlat edinme sürecini anlama konusunda güçlük yaşayabilir, bu yüzden çocukla konuşmak için çocuğun hazır olduğunu anlayabilmek önemlidir. Konuşmaya nasıl başlanacağı hakkında kararsız hissetmek normal ve bu düşünce göz korkutucu gelebilir ancak unutulmamalıdır ki çocuk ile konuşmak,  onun ilk yaşam öyküsünün parçalarının oluşması açısından hayatidir. Bu yüzden yetiştiği süre boyunca uygun zaman ve yaş aralığında süreç detaylarını onunla paylaşabilirsiniz.

Fakat çocuğun yetiştiği süre boyunca bilmesi gereken her şeyi anlatmak da riskli olabilir. Bu yüzden neleri anlatıp, anlatmamanız gerektiğine iyi karar vermeniz gerekiyor. Konuşmaya nasıl başlayacağınızdan emin değilseniz CreatingaFamilyEd.org ‘dan evlat edinme hakkında ve çocuklarla konuşma üzerine pek çok kaynak, çevrimiçi kurslar ve arşivlenmiş podcastlere ulaşabilirsiniz.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız

Bu yazı Seda Erdoğan tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

Bu yazı  “6 Things Your Adopted Kids Need to Know by Age 6”  başlıklı yazıdan özet haline getirilmiştir. Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi

Eurochild ile Türkiye’de Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi Projesi’ni Yürütüyoruz!

Eurochild ve Martin James Vakfı 2021-2022’de Yunanistan’dan Roots Araştırma Merkezi’nin ve Türkiye’den Hayat Sende Derneği’nin projesini desteklenmeye değer buldu.

“Türkiye’de Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi” projesi kapsamında koruyucu ailelik ve evlat edinmeye ilişkin eğitimler düzenledik. Eğitimlerde hem mevzuat süreçlerini hem de bir çocuğu aileye dahil etme sürecinde neler yaşandığını konuştuk. Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği-KOREV ile birlikte online ve yüz yüze gerçekleştirilen 20 eğitime 482 koruyucu aile ve evlat edinme adayı katılım gösterdi. 30 çocuk ve aile ücretsiz psikososyal destekten yararlandı. Proje ve oturumlar 12 sosyal medya paylaşımı ve e-posta yoluyla duyuruldu. Katılımcılara ön test ve son test uygulanarak eğitimin niteliği ölçüldü. 

Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi Projesiyle;
  • Toplumun koruyucu ailelik ve evlat edinme konusundaki bilgi ve farkındalıklarının artırılması 
  • Kişilerin koruyucu aile veya evlat edinme adaylarının sürecinin kolaylaştırılması
  • Toplumda koruyucu ailelik ve evlat edinmeye yönelik var olan önyargılar ile mücadele edilmesi
  • İhtiyaç duyan koruyucu aile ve evlat edinen ailelere ücretsiz psikososyal destek sağlanması hedeflenmiştir. 
Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi Projesi Eğitimleri Sürecinde;
  • Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi Projesi eğitimleri online bir platform (Zoom) üzerinden ve yüz yüze olmak üzere toplam 20 seans gerçekleştirildi. Yerel bir STK (Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği-KOREV) ile birlikte eğitim oturumları yapıldı.
  • Oturumlara 482 koruyucu aile ve evlat edinme adayı katıldı. Proje sürecinde katılımcılara ön test ve son test uygulanmıştır. 264 katılımcı ön testi, 121 katılımcı ise son testleri ve değerlendirme anketini doldurmuştur.
Aile Temelli Bakım Modellerinin Güçlendirilmesi Projesi Sonuç ve Etkileri:
  • 30 yararlanıcı psiko-sosyal destekten yararlanmıştır. Bunların 21’i evlat edinilen/koruyucu ailede bulunan çocuklar/gençler ve 9’u evlat edinilen/koruyucu ebeveynlerdir.
  • Çocuklar ve gençler, bakım öncesi ve bakım sırasında yaşadıkları zorluklar nedeniyle başvurdu.
  • Aileler, evlat edinme/koruyucu ebeveynlik sürecinde ebeveyn olarak yaşadıkları zorluklar nedeniyle başvurdu.

Telefon

Öncelikle bu yazıyı okuyan, aynı yollardan yürüdüğümüz, kurum deneyimi yaşamış bütün bireyleri sevgiyle selamlıyorum. Anlatacaklarım 1994-2002 yılları arasında, Ankara ili Keçiören ilçesinde konumlanan Atatürk Çocuk Yuvasında yaşanmış anılara dairdir. Kurumda kaldığımız yıllarda, aile üyelerimizden uzak olmamızı gerektiren yaşam koşullarının ıstırabını bir nebze hafifleten telefonlar, onlardan gelen aramalarla, seslerini duymamızla, bizlere teselli oluyordu. Bizim kaldığımız kurumun telefon numarası 0 312 355 11 10’du. Dün Sosyal medya hesabımdan bu numarayı paylaştım. Devre arkadaşlarımdan irtibatta olduklarımın hepsi ve hocalarım numarayı unutmamışlar. Bizleri bu numaradan bir yakınımız aradığında önce santral düşerdi. Arayan kişi, hangi bloktan kiminle görüşmek istediğini belirtip o bloğa bağlanmak isterdi. İyi hoş arayan kişi, aradığı çocuğun hangi blokta, hangi katta kaldığını bilmese de o yıllarda kurumumuzda çalışan emektar santral memuremiz Zerrin abla hepimizin katını, bloğunu, dahili numaralarımızı ezbere bilirdi. Kendisi kalp gözü ile gören, fil gibi güçlü bir hafızaya sahip, zeki, esprili ve hoşgörülü bir ablamızdı.

O yıllar cep telefonlarının daha yeni yeni çıktığı, cep telefonu sahiplerini Vehbi Koç gibi zengin algıladığımız yıllardı. Hiç unutmuyorum C Blokta kalıyorduk. Yaz tatili döneminde başarılı kız öğrencilerden bir grubu İzmir-Çeşme Altın Yunus Oteline tatile götürmüşlerdi. (Bizleri misafir olarak ağırlayarak o yıllarda hayata başka bir perspektiften bakmamızı sağlayan otel yönetimine teşekkürler.) Grup Sorumlumuz Çocuk Gelişim Uzmanı Birgül ablamız ve Öğretmenimiz Neslihan ablaydı. Her ikisiyle de gönül bağımız ve irtibatımız hala devam ediyor. Neslihan ablanın o yıllarda cep telefonu vardı. Yıl 1999-2000. Nasıl havalı bir durum anlatamam. Beş yıldızlı bir otelde tatildeydik. Ben Öğretmenimin cep telefonunu elime alıp, ele güne karşı sanki benimmiş gibi dolaşıyordum. Artık ne kadar mutlu hissettiysem bu hadise, unutulmaz anlarım arasında yer etmiş.

C blok 12-18 yaş grubu kız çocukları olarak kaldığımız bir birimdi. Telefonumuz geldiği zaman, telefona cevap veren arkadaşımız, adımızı bağırarak, telefon diye anons ederdi, misal; 

–  “Filiz yada Fülüzzzz : ) telefon…”

 Denmesiyle koşarak orta katta ki hole gider, heyecanla telefona sarılırdık. Beni genelde ablam arardı. Diğer akrabalarımın araması nadir görülürdü. Aynı telefonun bir de öğretmenler odasında duran paralel telefonu mevcuttu. Bazı görüşmeler çocukların iyiliği açısından paralel telefondan görevliler tarafından dinlenirdi. Devletin verdiği harçlığımızı takip edip, elimizden almak isteyen akrabalarımız olmadı değil.Bu ve buna benzer nedenlerle bazı görüşmeler dinlenirdi. Kızların erkek arkadaşlarından gelen aramalar da öyle…  

Sonra ki yıllarda “takoz” diye adlandırılan cep telefonları yaygınlaşmaya başladı. Yurtta kullanılması yasaktı. O yıllarda belki de uymadığım tek kural gizli bir cep telefonumun olmasıdır. Lisede bir sınıf arkadaşım cep telefonunu satıp daha iyisini, yenisini alacaktı. Satmak istediği 2. el telefona ben talip oldum. Bedeli 30 lira. Panasonic marka. Bir de 0 535 ile başlayan kontörlü bir hat ayarlayınca ver elini özgürlük. Artık ablamla ve okuldan diğer arkadaşlarımla daha rahat haberleşiyorduk. Ta ki telefonum fark edilip, yakalana kadar…

Yurt sorumlumuz, sosyal hizmet uzmanı Zafer abiye kuşlar haber uçurmuş. Öğrenmiş telefonum olduğunu. Hemen beni yanına çağırdı. El koydu telefonuma, kurallara uymadığım için biraz kızmıştı. Yurtta bir arkadaşımın daha telefonu varmış. Sonraları öğrendik. Adı Fatma. Öyle pek fazla okuma alışkanlığı olan birisi değildi. Bir dönem elinde sürekli kalın bir kitap ile gezince dikkatimi çekmişti. Televizyon odasına girerken bile elinde kitapla gelirdi. Bir gün yurt kütüphanesinde Fatma’nın elinde gezdirdiği o kalın kitaba denk geldim. Kitabın ortası telefon şeklinde oyulmuş. Bizim kız kitabı, telefon taşıma ya da saklama aracı olarak kullanmış. Görüldüğü üzere kitapların faydası saymakla bitmez…

İzini olursa SHU Ayşe ablanın da o yıllara ait bir anısına değinmek istiyorum. Ayşe abla 0-6 yaş grubu çocukların kaldığı D Blok da görev yapıyordu. O birimde kalan birçok çocuğun hayatında, anne- baba figürü hiç yer almıyordu. Gruptaki çocuklardan birisi telefonla babasıyla konuşmuş ve diğer arkadaşlarına da çocukça bir edayla, özendirerek anlatmış beni babam aradı diye. Duruma içerleyen diğer bir çocuk beni neden babam hiç aramıyor diye sitem etmişti. Bu durum için çözüm yolu arayışına giren Ayşe abla, kurum çalışanlarımızdan en babacanı Rahmetli Kemal abiye durumu anlatmıştı. Kemal abiye “Sen telefonla bu çocuğun babası gibi konuşur musun?” diye sormuş. Kabul etmiş kemal abi de. O çocukla tıpkı babası gibi konuşup gönlünü almış. Ruhu şad olsun. Kendisi aynı zamanda içimizden bir çocuğu, evlat edinip, evinde “aile ortamında” büyümesine de vesile olmuş değerli biriydi. 

Çocuğun yeri sevgi ve saygı çerçevesi içerisinde kurulmuş aile ortamı olmalıdır. Bu nedenle “koruyucu aile sistemi” üzerinde durulması, geliştirilmesi çokça çalışılması gereken bir alan.Lise yıllarımda amatör olarak T.C. Kültür Bakanlığı Devlet Halk Dansları Gençlik Topluluğu’nda, dansçı olarak yer almıştım. Sanat Yönetmenimiz, Hocam Sadettin Bey bir gün kuruma beni ziyarete gelme nezaketini gösterdi. Kendisine kurumu gezdirirken, 4-6 yaş grubu çocukların olduğu, çocuk oyun odasına girdik. Yaklaşık 25-30 çocuk aynı anda kalkıp “BABA” diyerek, hocam Sadettin Beyin bacaklarına sarılmışlardı. Bu sahneyi ve bize hissettirdiklerini betimlemek gerçekten oldukça zor. Bir çocuğun aileye olan özlemini dindirmek için “Koruyucu Aile Sistemi” önemli bir rol oynuyor. Birde sevdiklerimizden haber almamızı sağlayan telefonlar… 

Sevgiyle kalın

Bu yazı Aslı Ece Aygün’ün Atatürk Çocuk Yuvasındaki  anılarına dayanmaktadır. 

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Anahtar kelimeler: çocuk, aile, evlat edinme, çocuk yuvası, koruyucu aile sistemi.

Yetimhanelerin Değişim ve Gelişim Süreci

yetimhanelerin degisim ve gelisim sureci

Türkiye’de bakım ve korunması devletin denetiminde olan çocuklar için;  koruyucu aileyetiştirme yurdusevgi evleri gibi farklılaşmış modeller mevcuttur. Bu bağlamda çocuk aile yanında ya da yurt ve yuva ortamında hayatına devam ediyor.  2017 yılı itibariyle yetiştirme yurdu modeline son verilerek, çocuk evleriçocuk evleri sitesi ve yuva modeline geçilmiştir (Yader, 2020). Günümüzde Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesine bağlı görevlerine devam ediyor. Güncel modeller, bakanlığın başkanlıkları tarafından yürütülmekte.

Yetiştirme yurdu modelinde destek ve yardım alan çocukların, koruyucu aile ile yaşamına devam eden çocuklara kıyasla  umutsuzluk düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür.

Bunun sebepleri; paylaşım ve psikolojik destekte yetersiz şartlarda hayatlarını idame ettirmeleri, bireysel temas edebilecekleri bakım veren kişilerin eksikliği, geleceğe ilişkin beklentilerinin düşüklüğü sebebiyle üniversite eğitiminde isteksizliğin oluşması görülüyor (Tümkaya, 2005).

Yetiştirme yurtları günümüzde aktif olmasa da, içeriği ve işleyişi  birbirine oldukça benzer olan; aile tarafından değil, kurum tarafından bakımları verilen çocuk evleri modeli aktif çalışmaktadır. Çocuk evlerinde 0-18 yaş grubu çocuklar ile korunma kararının devamını gerektiren şartları taşıyan gençlere hizmet verilmekte.  Koruyucu aile ve evlat edinme bakım modelleri de ülkemizde uygulanıyor.

Toplumun önyargıları ve yanlış bilinen kalıplaşmış fikirlerle mücadele etmeye ek olarak, yurt  ve yuva modellerinde hayata hazırlıkta karşılaşılan güçlükler çocukları geleceğe hazırlanmaları konusunda olumsuz etkiliyor. Bakım personelinin olumsuz ya da yanlış davranışları,  bakım alan her çocuğun gelecek motivasyonuna bir darbe daha vurmakta.  Söz konusu modelde, aile içinde bireysel özen gösterilerek bakılan çocukların gelişimi kadar olumlu bir gelişim görmeyi beklemek mümkün değil. 

Kurum içerisindeki bakım veren personelin alan bilgisinin geliştirilmesi, bakım veren personel sayısının arttırılması ya da personellerin iyileştirilmesi yurt modeli iyileştirmesi için çözüm önerisi olarak sunulabilir. 

İnsana hep bir keder hissettirir “yetimhane” sözcüğü. Bu his filmlere dahi yansımış. Örnek olarak yönetmenliğini  Juan Antonio Bayona‘nın yaptığı “El Orfanato” ve  Shahrbanoo Sadat’ın “Parwareshghah” filmleri yetimhaneleri konu alır ve keder, karamsarlık ve gerilim duygularını işler.

 Dünya’da yetimhanelerin değişim ve gelişim sürecine bakacak olursak; önceki dönemlerde korunmaya ihtiyacı olan çocukların bakımı gönüllülük esaslı ve saygın kişiler tarafından düzenlenen hizmetlerken, daha sonra ihtiyaçlara yönelik artış ve iyileştirme çabaları sonucunda kurumsal  hizmetler haline geldi. Ancak toplu bakımın sağlandığı bir yuvada ya da yurtta çocuğun özel alanından söz etmek neredeyse imkânsız. Bu nedenle 1990’lı yıllardan itibaren büyük kapasiteli kurumlardan küçük kapasiteli kurumlara geçiş görülüyor ve bu sayede çocukların kendi özel alanlarını oluşturabilmeleri için  imkanları oluşturuyor. Ayrıca küçük kapasiteli kurumlarla olumsuz davranışa sahip çocukların diğer çocuklar üzerindeki etkileri azaltılmaya çalışılıyor. Yetimhanelerin değişim ve gelişim sürecine tekrar baktığımızda küçük kapasiteli kurumların yanında gelişmiş dünya ülkelerinde  yeni bir model ise kurum bakımı hizmetinden ev tipi bakıma doğru bir geçiş olduğu görülüyor. Koruyucu aile yanında bakımın gelişmesi ile  kurumlar giderek küçülmeye ve kapanmaya başladı. (SÖĞÜTLÜ ,2015) 

KAYNAKÇA

TÜMKAYA S (2005). Ailesi Yanında ve Yetiştirme Yurdunda Kalan Ergenlerin Umutsuzluk Düzeylerinin Karşılaştırılması. Çukurova Üniversitesi. Adana. 3(4):445. 

SÖĞÜTLÜ A (2015). Çocuk Refahı Alanında Çalışan Personelin Sevgi Evleri Modeline Yönelik Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. Ankara.

YADER (2021). Devlet Korumasında Yetişenlerin Genel Durumları Basın Bülteni. 06-130-032/95. Erişim Adresi: [ https://www.yader.org.tr/5591-2/ ] Erişim Tarihi: 08.04.2022

Bu yazı Bilge Çevik ve Umut Taşkın tarafından Hayat Sende Derneği adına hazırlanmış, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. 

Yetiştirme Yurtlarının Değişim ve Gelişim Süreci

Türkiye’de bakım ve korunması devletin denetiminde olan çocuklar için;  koruyucu aile, yetiştirme yurdu, sevgi evleri gibi farklılaşmış modeller mevcuttur. Bu bağlamda çocuk aile yanında ya da yurt ve yuva ortamında hayatına devam ediyor.  2017 yılı itibariyle yetiştirme yurdu modeline son verilerek, çocuk evleri, çocuk evleri sitesi ve yuva modeline geçilmiştir (Yader, 2020). Günümüzde Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesine bağlı görevlerine devam ediyor. Güncel modeller, bakanlığın başkanlıkları tarafından yürütülmekte.

Yetiştirme yurdu modelinde destek ve yardım alan çocukların, koruyucu aile ile yaşamına devam eden çocuklara kıyasla  umutsuzluk düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür.

Bunun sebepleri; paylaşım ve psikolojik destekte yetersiz şartlarda hayatlarını idame ettirmeleri, bireysel temas edebilecekleri bakım veren kişilerin eksikliği, geleceğe ilişkin beklentilerinin düşüklüğü sebebiyle üniversite eğitiminde isteksizliğin oluşması görülüyor (Tümkaya, 2005).

Yetiştirme yurtları günümüzde aktif olmasa da, içeriği ve işleyişi  birbirine oldukça benzer olan; aile tarafından değil, kurum tarafından bakımları verilen çocuk evleri modeli aktif çalışmaktadır. Çocuk evlerinde 0-18 yaş grubu çocuklar ile korunma kararının devamını gerektiren şartları taşıyan gençlere hizmet verilmekte.  Koruyucu aile ve evlat edinme bakım modelleri de ülkemizde uygulanıyor.

Toplumun önyargıları ve yanlış bilinen kalıplaşmış fikirlerle mücadele etmeye ek olarak, yurt  ve yuva modellerinde hayata hazırlıkta karşılaşılan güçlükler çocukları geleceğe hazırlanmaları konusunda olumsuz etkiliyor. Bakım personelinin olumsuz ya da yanlış davranışları,  bakım alan her çocuğun gelecek motivasyonuna bir darbe daha vurmakta.  Söz konusu modelde, aile içinde bireysel özen gösterilerek bakılan çocukların gelişimi kadar olumlu bir gelişim görmeyi beklemek mümkün değil. 

Kurum içerisindeki bakım veren personelin alan bilgisinin geliştirilmesi, bakım veren personel sayısının arttırılması ya da personellerin iyileştirilmesi yurt modeli iyileştirmesi için çözüm önerisi olarak sunulabilir. 

İnsana hep bir keder hissettirir “yetimhane” sözcüğü. Bu his filmlere dahi yansımış. Örnek olarak yönetmenliğini  Juan Antonio Bayona‘nın yaptığı “El Orfanato” ve  Shahrbanoo Sadat’ın “Parwareshghah” filmleri yetimhaneleri konu alır ve keder, karamsarlık ve gerilim duygularını işler.

 Dünya’da yetimhanelerin değişim ve gelişim sürecine bakacak olursak; önceki dönemlerde korunmaya ihtiyacı olan çocukların bakımı gönüllülük esaslı ve saygın kişiler tarafından düzenlenen hizmetlerken, daha sonra ihtiyaçlara yönelik artış ve iyileştirme çabaları sonucunda kurumsal  hizmetler haline geldi. Ancak toplu bakımın sağlandığı bir yuvada ya da yurtta çocuğun özel alanından söz etmek neredeyse imkânsız. Bu nedenle 1990’lı yıllardan itibaren büyük kapasiteli kurumlardan küçük kapasiteli kurumlara geçiş görülüyor ve bu sayede çocukların kendi özel alanlarını oluşturabilmeleri için  imkanları oluşturuyor. Ayrıca küçük kapasiteli kurumlarla olumsuz davranışa sahip çocukların diğer çocuklar üzerindeki etkileri azaltılmaya çalışılıyor. Yetimhanelerin değişim ve gelişim sürecine tekrar baktığımızda küçük kapasiteli kurumların yanında gelişmiş dünya ülkelerinde  yeni bir model ise kurum bakımı hizmetinden ev tipi bakıma doğru bir geçiş olduğu görülüyor. Koruyucu aile yanında bakımın gelişmesi ile  kurumlar giderek küçülmeye ve kapanmaya başladı. (SÖĞÜTLÜ ,2015) 

KAYNAKÇA

TÜMKAYA S (2005). Ailesi Yanında ve Yetiştirme Yurdunda Kalan Ergenlerin Umutsuzluk Düzeylerinin Karşılaştırılması. Çukurova Üniversitesi. Adana. 3(4):445. 

SÖĞÜTLÜ A (2015). Çocuk Refahı Alanında Çalışan Personelin Sevgi Evleri Modeline Yönelik Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. Ankara.

YADER (2021). Devlet Korumasında Yetişenlerin Genel Durumları Basın Bülteni. 06-130-032/95. Erişim Adresi: [ https://www.yader.org.tr/5591-2/ ] Erişim Tarihi: 08.04.2022

Bu yazı Bilge Çevik ve Umut Taşkın tarafından Hayat Sende Derneği adına hazırlanmış, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. 

Çocukları Zararlı Kurumlardan Uzak Tutmak

Çocukları Zararlı Kurumlardan Uzak Tutmak

Neden Aile Temelli Bakıma Yatırım Yapmalıyız?

Birleşmiş Milletler, dünya çapında 8 milyona yakın çocuğun kurum bakımında kaldığını tahmin ediyor. Ancak, bilgideki çelişkili rakamlar nedeniyle gerçek sayı çok daha yüksek olabilir. Çatışmaların, iklim değişikliği, HIV ve AIDS gibi hastalıkların en yoksul ve  savunmasız aileler üzerindeki etkisinin artmasıyla birlikte bu sayının da artması muhtemeldir.

Birçok kurumda bakım standardı zayıf. Birçok çocuk, istismara ve ihmale uğruyor. Özellikle üç yaşın altındaki çocuklar, aile ortamında yeterli bakıma ulaşamadıkları için kalıcı gelişimsel hasar riski altında. Tüm çocuklar için kurumlarda uzun süreli kalmalarının kalıcı ve negatif etkileri olabilir. Kurum bakımının çocuklara verebileceği zararlar 20. yüzyılın başlarından itibaren belgelenmiştir.

Yetiştirme yurdu veya çocuk yuvası olarak bilinen yerlerdeki çocukların çoğu “kimsesiz” değil. Yetiştirme yurdundaki her beş çocuktan en az dördünde bir veya tüm ebeveynler hayattadır.

Çocukların evde yaşayamamalarının ana sebeplerinden ikisi yoksulluk ve toplumsal dışlanma. Aileler genellikle çocukların kurum bakımı altına almanın onların eğitim, yeterli yiyecek ve diğer temel ihtiyaçları almalarını sağlamanın tek yolu olduğunu düşünüyorlar. Ayrımcılık ve kültürel tabular, bazı ülkelerde orantısız sayıda kız çocuğunun, engelli çocukların ve azınlık etnik gruplardan gelen çocukların bakım kurumlarına bırakıldığı veya terk edildiği anlamına da gelmektedir. Maddi ve manevi destek sağlanarak, bu çocukların çoğuna ebeveynleri ve akrabaları bakabilir.

Aileleri, çocuklarından vazgeçmeye iten yoksulluk ve sosyal dışlanmayla mücadele etmek ve ebeveynlerin çocuklarına bakma kapasitesini geliştirmeye yardımcı olmak için daha fazla finansal destek gerekir.  Ek olarak, alternatif ailelere ihtiyaç duyan çocuklar için (koruyucu aile ve evlat edinme gibi) kaliteli aile temelli bakım seçeneklerinin geliştirilmesine öncelik verilmelidir.

Araştırmalar, siyasi iradenin olduğu yerde çocuklara iyi bakılabileceğini ve korunabileceğini göstermektedir. Örneğin Endonezya, kurumlardaki bakımın kalitesini geliştirmek, politikaları ve kaynakları ailelerdeki çocukları desteklemeye teşvik için yaygın bir reform sürecine girmiştir. Sierra Leone, birçok çocuğu aileleriyle yeniden birleştirdi ve  bakım kurumlarının kullanımı ile ilgileniyor. Hırvatistan, aile ve toplum temelli bakıma daha fazla öncelik verilmesi için önemli yapısal ve yasal değişiklikler gerçekleştirdi. Güney Afrika, aileleri güçlendirmek ve gereksiz ayrılıkları önlemek için sosyal koruma ve diğer mekanizmaları oluşturdu. Ne yazık ki, bu tür örnekler az ve sınırlı.

Dünya çapında hükümetler ve uzmanlarla birkaç yıl süren görüşmeler sonrasında 2009 yılında sonuçlandırılan, Çocuklara Yönelik Alternatif Bakımın Uygun Kullanım ve Koşullarına ilişkin yeni Uluslararası Yönergeler acilen kabul edilmeli ve uygulanmalıdır.

Ulusal ve yerel çocuk bakım koruma sistemlerinin tasarımı ve sunumu, ailelerin kendi çocuklarına bakabilmelerini sağlamak ve gerektiğinde çocukların pozitif bakım alternatiflerine erişimini sağlamak için dönüştürülmelidir.

Her düzeyde olumlu çocuk bakımı ve koruma uygulamalarının sürdürülmesini sağlamak için yeni bir siyasi liderlik dönemini gerektirecektir. Bu amaçla, bunları istiyoruz:

Her hükümet, kılavuzlar doğrultusunda aile destek hizmetleri ve aile temelli alternatif bakım oluşturmaya, yatılı bakımın aşırı kullanımı ve kötüye kullanımıyla mücadele etmeye yönelik uzun vadeli bir taahhütte bulunmalıdır. Bu, bütçe tahsislerine, ulusal stratejilere ve aile ayrılığının önlenmesine öncelik veren ve gerektiğinde çocukların kaliteli aile temelli bakım alternatiflerine erişebilmelerini sağlayan yasal ve politikalara yansıtılmalıdır. Üç yaşın altındaki çocukların kendi aileleriyle birlikte kalabilmelerine veya aile temelli alternatif bakım hizmetlerine erişebilmelerine  öncelik verilmelidir.

Hükümetlerin, her türlü alternatif bakımın kılavuzlarda belirtilen ilke ve standartlara uymasını sağlamak için yapılması gerekenler:

  • Belgelendirme, denetim ve izleme yoluyla ulusal asgari kalite standartlarının oluşturulması ve uygulanması.
  • Kayıt dışı veya yasa dışı bakım kurumlarına karşı yasal işlem başlatılması.
  • Gerektiğinde kurumsal bakım sağlayıcılarını yeniden eğitmek, çocukların bakımını destekleyebilecek ve izleyebilecek etkili bir sosyal hizmet uzmanı kadrosu oluşturulması.
  • Hükümet, bakım sağlayıcılar ve bağışçıların bakım ve koruma endişelerini önlemek ve bunlara yanıt vermek, birlikte etkili bir şekilde çalışabilmeleri için her düzeyde koordinasyon mekanizmaları oluşturulması.

Fonların koruyucu aile ve topluluk desteğine ve aile temelli alternatif bakıma yönlendirilmesini sağlamak için bağışçılar:

  • Yetiştirme yurdundan ayrılanların kaliteli aile temelli bakım alternatiflerinin geliştirilmesini desteklemeli 
  • Sosyal hizmet uzmanlarının eğitimini ve akreditasyonunu teşvik etmeli.
  • Sosyal koruma programlarını başlatmalı veya genişletmeli.
  • Ailelerin çocuklarına bakmalarını destekleyen toplum temelli hizmetler geliştirmeli.

BM (Birleşmiş Milletler) kurumları, Sivil Toplum Kuruluşları ve inanç temelli kuruluşlar, çocuklar için aile ve toplum temelli bakımın önemi konusunda farkındalık yaratır. Bu farkındalık, aşağıdakilere yönelik bilgilendirme kampanyalarını içermelidir:

  • Kamu ve özel bağışçıları eğitmek
  • Çocukların ve ailelerin destek hizmetlerine ilişkin haklarının farkında olmalarını sağlamak
  • Yetişkinleri evlat edinme programlarına katılmaya teşvik etmek

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi ve Birleşmiş Milletler Çocuklar ve Silahlı Çatışma Özel Temsilcisi, kalkınma ve çatışma durumlarında yeterli aile bakımına sahip olmayan çocukların bakım durumuna ilişkin ortak bir rapor hazırlamayı planlamaktadır. 

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız

Bu yazı Zeynep Özçalık tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

Bu yazı  “Keeping Children Out of Harmful Institutions”  başlıklı yazıdan özet haline getirilmiştir. Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Çocuğunuzla Bağınızı Kuvvetlendirmek İçin 8 Yol

çocuğunuzla bağınızı kuvvetlendirmek için 8 yol

Çocuk ve ebeveyn arasında bir bağ oluşması her zaman kolay ve doğal bir şekilde gerçekleşmeyebilir. Travma, istismar veya ihmal geçmişi olan bir çocuğa ebeveynlik yaparken bu tecrübeler, sizin bağ kurma sürecinizi daha da zorlaştırabilir. Peki çocuğunuzla bağınızı nasıl güçlendirebilir ve daha kuvvetli aile bağlarına sahip olabilirsiniz? 


Bunun için, evlat edinenlere yönelik Dr. Dan Seigel’in 2015’ te CreatingaFamily.org’ta yer alan “Evlat Edinmede Ebeveynlerin Bağlılık Türlerinin Önemi” isimli çevrimiçi seminer arşivlerine bir göz attık. Çocuklarla bağ kurma konusundaki verdiği bilgilerin çoğu kendi kitabında da bulunabilir. (Parenting from the Inside Out: How a Deeper Self-Understanding Can Help You Raise Children Who Thrive (10th Anniversary Edition).)

Çocuğunuzla Bağınızı Kuvvetlendirmek İçin 8 Yol

1. Çocuğumuzla bağ kurmak, bizlerin çocukken kurduğu bağlarımızın şu anki hayatımızı nasıl etkilediğini anlamakla başlar.

Çocuğumuzla etkileşimimiz, onların beyinlerinin gelişme tarzını şekillendirir. Çocuğumuzun iyi bir  bir bağ kurmamızı sağlayacak fırsatları yaratmak için  geçmişte kurduğumuz kendi bağlarımızı i ve hangi alanlarda iyileşmeye ihtiyacımız olabileceğini anlamaya çalışmalıyız. Örneğin, Dr. Seigel’ e göre, bir ebeveynin henüz tamamen yüzleşemediği üzüntüsü ve travmaları çocuğun kuracağı ilişkilerde  korkmasına, karşıdakine düzensiz bağlanmasına ve olumsuz etkileşimler kurmasına sebep olabilir.

Birçok aile bu hassas noktaları keşfetmek için bir danışman veya terapistle konuşmaktadır. Bu noktaları öğrenmeye başlamak için size aşağıdaki iki CreatingaFamily.org kaynağını tavsiye ediyoruz:

2. Çocuğunuzun nasıl olması gerektiği ile ilgili beklentilerinizden kurtulun ve çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin.

Deneyimlerimiz beklentilerimizi şekillendirir. Beklentilerimizi dikkatlice irdeleyip tanımladığımızda ebeveynlik yaptığımız çocuğumuz için gerçekçi olmayan beklentilerimizi yeniden değerlendirebilir veya bu beklentilerden kurtulabiliriz. Karşımızdaki çocuğa tamamen koruyucu bir kabullenme ile ve istekle yaklaştığımızda onun olabileceği en iyi insan olarak büyüyebilmesini ve gelişebilmesini en iyi şekilde sağlayabiliriz.

3. Çocuğunuzun, sizin ve diğerler insanların  neler  hissettiğini bilfiil  tartışarak çocuğunuza duygularını nasıl ifade edebileceğini öğretin. 

Çocuğunuzun duygusal zeka oluşturmasını sağlamak bunaltıcı bir görev olmak zorunda değildir. Birlikte yapılan günlük aktivitelerle, çocuğunuza duygularını tanımlamayı ve sınıflandırmayı erkenden öğretebilirsiniz. Çocuğunuz büyüdükçe onlara aktarabileceğiniz, onlarla tartışabileceğiniz hayat tecrübelerini ve gündelik olayları düşünün.  Örneğin, bebeğinize çocuk kitapları okurken durun ve ana karakterin ne hissettiği ile ilgili yorumlarda bulunun. Çocuğunuz büyüdükçe, beraber kitap okurken veya film izlerken karakterlerin nasıl hissediyor olabileceği hakkında durup beraber tartışma alışkanlığınıza devam edin.

4. Çocuğunuzun o anki davranışını durdurmaya yarayacak herhangi bir şey yapmaktansa, onu o anki davranışa neyin sevk ettiğine odaklanıp uzun vadeli hareket ederek ebeveynlik yapın.

Evet doğru, çocuklar can sıkıcı davranışlara sahip olabiliyor. Ancak çoğu zaman, özellikle de çocuklarımız gençken ve hala dil yeteneklerini geliştirirlerken, davranışları bir amaca hizmet eder. Perspektifinizi değiştirmeye çalışarak davranışların çocuğunuzun ihtiyaçlarının veya  beceri eksikliğinin bir tezahürü  olduğunu düşünün. Bakış açınızda yapacağınız bu değişiklikle çocuğunuzun ihtiyacını karşılamak için harekete geçebilir veya ona henüz tecrübe etmediği bir araç teklif edebilirsiniz.

Örneğin, yüzlerce soruyla taciz edilirken kahvaltı masasında oturup huzur içinde kahvenizi içmeye çalışmanız kuşkusuz çok rahatsız edicidir, değil mi? O hâlde, geveze çocuğunuzun hiç durmadan konuşması hakkındaki rahatsızlığınızı, sizinle neden motor takılmış gibi konuştuğuyla ilgili meraka dönüştürün. Tüm gece boyunca sizden ayrı kaldıktan sonra sizinle yeniden bağ kurmaya çalıştığını mı düşünüyorsunuz?  Eğer öyleyse, bu sorunu  farklı bir şekilde ele alabilirsiniz. Kahvenizden canlandırıcı bir yudum alın ve ona sahip olduğu hayalleri hakkında birkaç soru sorun. Kendi çılgın hayallerinizi paylaşın. Önünüzdeki günün en iyi bölümünün ne olacağını düşündüğünü sorun. Onu kalbinizdeki ve zihninizdeki yeriyle ilgili rahatlatarak güvende hissetme duygusunu kamçılayarak  onunla bağ kurabilirsiniz.

Çocuklarımızın tüm davranışlarını fark etmek çok da kolay değildir. Ancak eğer siz çocuklarınızın ihtiyaçları ve davranışlarına uzun vadeli ebeveynlik yapmayı seçerseniz merak etmek sizin en iyi arkadaşınız olacaktır.

5. Farklılıkları tanıyarak, tartışarak ve kabul ederek ailenizde bir merhamet kültürü oluşturun.

Birçok evlat edinilmiş, koruma altına alınmış veya akrabalık bağına sahip çocuk birden fazla geçerli nedenle içinde yaşadıkları aileden farklı hissediyorlar. Bu farklılıklarla başa çıkma şekliniz çocuğunuzun aile içinde nasıl hissettiği konusunda dünya kadar fark yaratabilir. Çocuğunuzun güven duygusu ve bağlılığı, farklılıkları kabul ve takdir edildiğinde derinleşecektir. Böylesi bir durumda da, merakınız ve çocuğunuzun kendine özgü şeylerine ilişkin açıklığınız onun öz güvenini inşa eder.

Ayrıca, çocuğunuzun mizacı veya yetenekleri ile dış dünyanın beklentileri arasındaki farklılıkları onurlandırma arayışında olun. Böyle yaparak, becerileri ve örneğin akademik beklentiler arasındaki eksikliklerin zorlukları için ona şefkatinizi göstermiş olursunuz. Böylece onunla olan ilişkinizi ve evinizi onun bu farklılıkları nasıl idare edeceğini öğrenmesi ve bu mücadeleyi vermesi için bir güvenli bölge haline getiriyor olacaksınız.

6. Çocuğunuzla ortak  bir tecrübeyi ve her birinizin bu konuda neler hatırladığını tartışın. Burada önemli olan, doğruluktansa duygulara odaklanarak ortak hikayenin anlatılmasıdır.

Duygusal tecrübelerin paylaşımı, aranızda bir bağ kurar. Ailenizle birlikte ilham veren ve neşelendiren bir film izledikten sonra nasıl hissettiğinizi düşünün. Tecrübe ettiğiniz bu duygular hakkında konuştuğunuzda ve hatta birlikte bu duyguları karşılaştırıp kıyasladığınızda bir bağ kuruyor olacaksınız.. Hikayeleri paylaşmak ortak duyguları gün yüzüne çıkarır ve insanların tek bir olayda birçok farklı duyguyu yaşamasını normalleştirir.

7. Tüm aile üyeleriyle birlikte bir aile kitabı oluşturun. Her bir üyenin kendileri hakkında resimler ve sözcüklerle bir hikaye oluşturması için bir bölüm ekleyin. Ayrıca, aile tatilleri, kutlamaları, gelenekleri vs. için de bölümler ekleyin.

Her ailenin kendi aile kitabında bir araya gelme fırsatı  olacaktır ama en önemli bileşen herkesin katkısını içermesi olmalıdır. Aileniz hangi formatı seçerse seçsin, her bir kişi nasıl veya neyin paylaşıldığı ile ilgili bir beklenti olmadan kendi deneyimlerini ve hatıralarını paylaşmalıdır. Daha sonra, kitap tamamlandığında, kitabı gözden geçirmek ve kitap hakkında konuşmak için bir gece ayırın. Bazı bölümlerde  anılara yolculuğun tadını çıkarın. Ve diğer katkıların aydınlattığı acı verici anıları veya zorlukları çözmek için zaman harcayın. Ailenizin her bir üyesi, diğer üyelerin kitaba eklediklerine kendine has tepkiler verecek ve siz zoru iyiyle birlikte kabul ettiğinizde çocuğunuzla aranızdaki güven giderek derinleşecektir.

8. Düzenli aile toplantıları ayarlayın. Aile üyelerinin yaklaşan etkinlikler, son zamanlarda gerçekleşen şeyler, aile programı ve başka ne sizin için önemliyse onunla ilgili his ve düşüncelerini paylaşmalarına izin verin.

Haftalık toplantıların faydalarından biri, birbirinizle tutarlı iletişim alışkanlığı oluşturmanızdır. Hiç kimse halkanın dışında bırakılmış hissetmez ve bu herkesin oraya ait olduğunu söylemenin en somut yoludur. Düzenli toplantılar, görülmek ve duyulmak için herkese uygun bir yer vererek aranızdaki bağı derinleştirilebilir. Tüm aile bireylerinin katılmasını sağlamak ve herkesin bu amaca bağlı hissetmesine yardımcı olmak için aile toplantılarını eğlenceli ve ilgi çekici hale getirin.

Sonuç olarak, aile birliği içindeki takım çalışmasını teşvik eden bu durum, ayrıca çocuğunuza zamanını ve sorumluluklarını işbirliği içinde nasıl yöneteceğini öğretmek için etkili bir araçtır. Bu takım çalışmasının bağlayıcılığı çocuklarımıza güven ve emniyet sağlar.

Adım adım aranızda bir bağ inşa edin!

Özellikle de eğer bu yazıyı çocuğunuzla aranızdaki bağın azaldığını veya yok olduğunu hissettiğiniz zamanlarda okumaya başlamışsanız, bu sekiz ipucu nedeniyle bunalmış hissetmek kaçınılmaz olabilir.. Buna benzeyen başka makalelerde de söylediğimiz gibi, başlamak için bir tane ipucu seçin. Sizin için (Ve eğer partneriniz varsa onun için de.) daha “kolay” veya en erişilebilir olduğunu düşündüğünüz yöntemi seçmeye çalışın. İyice uzmanlaşana kadar bu yöntem üzerinde çalışın ve daha sonra diğer bir yöntemi denerken motivasyonunuzu artırması için bu başarı hissini düşünün

Son olarak, bu ebeveynlik ipuçlarından hiçbirinin “bir kez yapıldı ve bitti” ipuçları olmadığını unutmayın. Bu yüzden, çocuğunuz büyüyüp değişirken bunları en iyi şekilde uygulamak için yeni yollar denemekten çekinmeyin. Tekrar söylüyoruz, ebeveynlik uzun vadeli düşünmeye ihtiyaç duymaktadır.

Bu 8 ipucundan herhangi birini denediniz mi? Hangileri sizin için kolaydı? Daha zordu? Yorumlarda bizimle bunları paylaşın!

Bu yazı “8 Ways to Strengthen Attachment with Your Child” başlıklı yazıdan Türkçeye çevrilmiştir.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Bu yazı Gözde Çağar tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü Mert Akçay tarafından yapılmıştır.

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun. Bağış yapmak için tıklayınız.

Anahtar kelimeler: koruyucu aile, evlat edinme, koruma altındaki çocuk, yetiştirme yurdu, çocuk koruma sistemi

Aile Bakımından Yoksun Bırakılan Ukraynalı Çocukların Haklarını Korumaya Yönelik Temel Tavsiyeler

Aile bakımından yoksun bırakılan Ukraynalı çocukların haklarını korumaya yönelik temel tavsiyeler

Gerginliğin artmasından önce 100.000’e yakın çocuk Ukrayna genelinde 700’e yakın kuruma hapsedildi. Aile ortamından yoksun bırakılan bu çocuklar kriz sırasında son derece savunmasız durumdalar. Ukrayna’da savaştan kaçan mültecilerin kitlesel akını, Avrupa ülkelerini acil çocuk koruma müdahalelerini oluşturmaya itiyor.

Kurum bakımı ve  ihmale maruz kalan bu çocukların kırılganlıkları, ister Ukrayna’da olsun, isterse komşu ülkelerin sınırlarını aşmış olsun, her geçen gün artıyor. Kurumlar top mermileri ve füzelerle hedef alındı. Çatışma yoğunlaştıkça, personeller kaçıyor ve çocuklar savaşın tehlikeleriyle tek başlarına yüzleşme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. 

Ukrayna kurumlarından birçok çocuk grupları tahliye edildi ve başka ülkelere taşındı, bu da çocukların nerede olduklarını takip etmeyi zorlaştırıyor. Birçoğu kurumların personeli ile seyahat ediyor ve bu nedenle yasal bir vasi eşliğinde kayıt altına alınıyor, böylece bakım ve korunma ihtiyaçları açısından belirsiz bir durum ortaya çıkabiliyor. Yanlışlıkla “yetim” olarak tanıtılsa da, bu çocukların çoğunun Ukrayna’da yer değiştirdiğinden haberi olmayan ebeveynleri var. Yüzlerce kişi gittikleri yerde yeniden kurumsallaşma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Ayrıca çocuklar sömürü, insan ticareti ve kaybolma riski altındalar ve şimdiye kadar birçok kayıp çocuk vakası bildirildi.

Aile bakımından yoksun bırakılan Ukraynalı çocuklar hakkında bilgi eksikliği başlı başına çocukların yaşamını tehdit ediyor. Çocukların haklarına sahip çıkılmalı, izleme ve bilgi yönetim sistemleri de dâhil olmak üzere merkezi, sağlam çocuk koruma mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Aşağıda imzası bulunan uluslararası sivil toplum kuruluşları, geçmişten ve mevcut insani çabalardan alınan derslerden yararlanıyor ve Ukrayna makamlarına ve Birleşmiş Milletler kuruluşları, AB kurumları, mültecileri destekleyen ülkeler, insani aktörler, acil servis sağlayıcıları ve krize dâhil olan diğer kilit paydaşlar bu grubun içine giriyor. 

  • Mevcut yerelleştirilmiş müdahale ve bilgi sistemleri üzerine inşa edilen etkili bir uluslararası ortak müdahale mekanizması için koordinasyon oluşturulmalı: İnsani yardım aktörleri, mültecileri destekleyen ülkeler, AB kurumları, Birleşmiş Milletler organları dâhil olmak üzere uluslararası toplum, aile bakımından yoksun çocuklar için ortak ve uyumlu mekanizmalar oluşturmak için ulusal makamlarla birlikte çalışmalıdır. En önemlisi,  refakatsiz ve ailesinden ayrı düşmüş çocukların yanı sıra kurumlarda/kuruluşlarda yer değiştiren çocukların hesaba katılması için tanımlama, izleme sistemlerini ve karar alma mekanizmalarını güçlendirilmelidir. 
  • Aile bakımından yoksun bırakılan çocukların haklarını savunulmalı: Bir çocuk hiçbir zaman savaşa tanıklık etmemeli. Bu travmatik süreçler, çocukları özellikle de Ukrayna’daki kurumlarda büyüyen, çoğu engelli veya özel bakım gerektiren 100.000’e yakın çocuğu olumsuz  etkiliyor. Çocuk koruma ve bakım yetkilileri  çocukların hakları, güvenlikleri ve esenlikleri gibi konulara yoğunlaşmalıdır.
  • Hiçbir çocuğun geride kalmadığından emin olunmalı: Çatışma öncesinde ve sırasında alternatif bakımda olan çocuklar dâhil olmak üzere, ailelerinden ayrılmış ve refakatsiz çocukların belirlenmesi ve izlenmesini sağlamak için çocuk korumadan sorumlu ulusal makamlarla ortak olarak, kurumlar arası etkili bir veri yönetim sistemi acilen kurulmalıdır. Yerleştirme kararlarında ve süreç içerisinde çocuk haklarına saygı gösterilmesini sağlamak için ilgili uzmanlığa sahip profesyonellerin ve çocuğun görüşleri dikkate alınmalı.
  • Hiçbir çocuğun sistemin çatlaklarına maruz kalmamasını sağlamak, yeterli müdahaleleri planlamak, sürekli bakım ve koruma alabilmeleri amacıyla geride kalan çocukların belirlenmesi çok önemlidir. Çocuklar kaybolduğunda, bu durum Avrupa kayıp çocuklar için 116 000 yardım hattına bildirilmelidir.
  • Ukrayna’daki kurumlarda kalan çocuklar korunmalı: Güvenliklerini sağlamak ve haklarını korumak için önemli hususlar şunları içerir: kurumlara temel acil durum mal/hizmetlerinin haritalanması ve sağlanması; çocuklar için kurumların korunan insani alanlar olarak tanınması; çocuklar için güvenlik risklerinin düzenli olarak değerlendirilmesi ve tavsiye edildiğinde güvenli bir yere taşınmaları için kapsamlı planlar;  çocukların ve bakıcılarının güvenli geçişine izin veren askerden arındırılmış bölgelerin oluşturulması. Tüm bu önlemler, yerel, ulusal ve uluslararası yetkililer, insani yardım kuruluşları ve acil servisler arasında koordine edilmelidir.
  • Mülteci ailelerin ve refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocukların ailelerini güçlendirme ve yeniden birleştirmeyi mümkün olan her durumda desteklenmeli: Çocuğun yararına olduğu durumlarda, mülteci ailelerin ve özellikle gergin yeni yerlerinde bir arada kalabilmeleri ve gereksiz aile ayrılıklarını önleyebilmeleri için  aileler desteklenmelidir. Tarama, hizmetlere yönlendirme ve ulusal çocuk koruma vaka yönetim sistemlerine yönlendirme dâhil olmak üzere güçlü koruma ve raporlama mekanizmaları, aileleriyle birlikte gelen mülteci çocukları her türlü istismardan yeterince korumak için alınan önlemler alınmalıdır. Yerel, ulusal ve uluslararası makamlar da mümkünse yeniden birleşmelerini sağlamak için refakatsiz ve ayrılmış çocukların aile üyelerinin acil durumlarda izlenmesini sağlamak için işbirliği yapılmalıdır. 
  • Kurumsallaşma yerine aile ve toplum temelli bakımı teşvik edilmeli: Mülteci çocuklar, yaşadıkları travmatik deneyimlerin üstesinden gelmelerine yardımcı olacak  yetişkinlerin desteğine ve bakımına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymakta. Mümkün olduğunca, çocuklara yönelik bakımın sürekliliğinin sağlanması konusunda dikkat edilmeli. Yetkililer, aile bakımından yoksun bırakılan çocukların, uygun şekilde eğitilmiş koruyucu bakıcılarla birlikte güvenli aile temelli alternatif bakım ortamlarına hızlı bir şekilde taşınmasını sağlamak için acilen geçici bakım düzenlemeleri yapmalıdır. Kardeşlerin ayrılmasından kaçınılmalıdır.
  • Mülteci çocuklara, kabul edilen ülkenin vatandaşı olan çocuklarla aynı düzeyde bakım sağlanmalı: Savaştan kaçan çocuklara hiçbir ayrım gözetmeksizin eşit davranılmalı. Acil durum sırasında  ihtiyaçları yönetmek için geçici önlemlere ihtiyaç duyulabilirken, refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocuklar ve kurumlardan taşınan çocuklar için daha düşük kalite standartlarına sahip çocuk koruma ve bakım sistemleri kurulmamalıdır.
  • Refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocuklar ve kurumlardan başka yerlere yerleştirilen çocuklar da dâhil olmak üzere tüm mülteci çocukların kabul merkezlerine vardıklarında acil ve özel ihtiyaçlarını ele alınmalı: Bu madde, çocuk koruma hizmetlerini, psikologlara erişimi ve çocukların tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitilmiş personeli içermelidir. Personel, çocukları ve bakıcılarının dilini konuşmalı veya onlara tercümanlık hizmeti sunmalı. Uzun vadede, zihinsel sağlık ve eğitim dâhil olmak üzere çocuğun iyileşmesini destekleyecek özel müdahaleler sağlanmalıdır.
  • Mevcut kriz boyunca ve sonrasında tüm savunmasız çocukların haklarını koruma taahhüdü yenilenmeli: İnsani yardım çabalarına finansman ve insani, mali ve maddi kaynakların tahsisi, krizin ölçeğiyle orantılı olmalı ve yerel yetkililer de dâhil olmak üzere ön saflardaki kurumların kapasitesini güçlendirilmelidir. Kaynaklar, daha önce savunmasız çocukları ve aileleri destekleyen finansal akışlardan ayrılmadan, yeni acil durum fonlarından alınmalıdır.

Bu önemli öneriler Hope and Homes for Children, Maestral International, Missing Children Europe, Defence for Children ECPAT Netherlands, All-Ukrainian Foundation for Children’s Rights, Better Care Network, Catholic Relief Services, Changing the Way We Care, Lumos, Save the Children, SOS Children’s Villages, Family for Every Child, Plan International, International Child Development Initiatives, Children of Prisoners Europe, Child Rights Connect, Railway Children, Make Me Smile International, Centre for Excellence for Children’s Care and Protection, Child Identity Protection (18 Mart 2022 itibariyle) tarafından desteklenmektedir.

Kuruluşunuz bu önerileri destekleyenler arasına katılmak istiyorsa, lütfen şu adresle iletişime geçin: [email protected]

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız. 

Bu yazı Gizem Görün tarafından Hayat Sende Derneği adına Türkçeye kazandırılmış, kontrolü İlayda Şen tarafından yapılmıştır.

Bu yazı “Key Recommendations to Uphold the Rights of Ukrainian Children Deprived of Family Care” başlıklı yazıdan Türkçeye çevrilmiştir.

Pozitif sosyal dönüşüm için bağışlarınızla destek olun.